Ana içeriğe geç
Sözlük

ekmek ile cümle

ekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Genellikle ne tür ekmek yersin?What kind of bread do you usually eat?
En çok ne tür ekmekten hoşlanırsın?What kind of bread do you like best?
Senin en sevdiğin ekmek türü nedir?What's your favorite kind of bread?
Ne tür ekmek yiyorsun?What kind of bread are you eating?
Ne tür ekmek istiyorsun?What kind of bread do you want?
Nasıl ekmek istiyorsun?What kind of bread do you want?
Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever.
Geleneksel ekmek fuarı düzenlediler.They organized a traditional bread fair.
O, yüz çeşitten fazla ekmek yapmasını bilir.She knows how to make more than a hundred types of bread.
Bu yiyecek ekmeksiz yenir.This dish is eaten without bread.
Bu bölgede ekmek yemiyorlar.They don't eat bread in this region.
Burada her şeyi ekmekle yerler.Here they eat everything with bread.
Süpermarkete gitmeni ve bir ekmek almanı istiyorum.I'd like you to go to the supermarket and buy some bread.
Yarınki kahvaltı ekmek ya da pilav mı olacak?Will tomorrow's breakfast be bread, or rice?
"Yarın kahvaltı için ne istiyorsun? Ekmek? pilav?" "Herhangi biri güzel.""What do you want for breakfast tomorrow? Bread? Rice?" "Either one is fine."
Tom Mary'ye ekmek almasını söylemeyi unuttu.Tom forgot to tell Mary to buy bread.
Tom haftada bir kez ekmek pişirir.Tom bakes bread once a week.
Tom, her pazar sabahı ekmek-şarap ayinine gider.Tom goes to mass every Sunday morning.
Mutfakta ekmek pişirmek için bir fırın var.There is an oven to bake bread in the kitchen.
Peynirli ekmek mi yoksa ballı ekmek mi istiyorsunuz?Do you want bread with cheese or bread with honey?
Süpermarketten elma, portakal, ekmek ve fıstık ezmesine ihtiyacımız var.We need apples, oranges, bread and peanut butter from the supermarket.
Fırınım olmadığı için ekmek pişiremem.I can't bake bread because I don't have an oven.
Ekmek ve tereyağdan başka bir şey yemedim.I haven't eaten anything but bread and butter.
Onlar ekmek yiyor.They are eating bread.
Ekmek dünyada en sade ve en eski yiyecektir.Bread is the simplest and oldest food in the world.
O meyve ve ekmek yiyor.She's eating fruit and bread.
Ben glutensiz ekmek için tarifeyi paylaştım.I shared the recipe for gluten-free bread.
Ne tür ekmek yemek istediğini bana söyle.Tell me what kind of bread you'd like to eat.
Tom ekmek almadı.Tom didn't buy bread.
Matzo, mayasız ekmek, hamursuz bayramı sırasında yenir.Matzo, an unleavened bread, is eaten during Passover.
Onlar bal ve ekmekle beslenirler.They feed on honey and bread.
Sadece bir parça ekmek yedim.I only ate a bite of bread.
Kahvaltı için Sandra bir dilim ekmek ve bir fincan kahve aldı.For breakfast, Sandra had a slice of bread and a cup of coffee.
Bu gerçekten iyi bir ekmek.This really is good bread.
Ben hiç ekmek yemem.I don't eat any bread.
O ekmek satın alır.She buys bread.
O ekmek satın alıyor.She is buying bread.
O, ekmek satın alıyor.She is buying bread.
Eğer dönüşte biraz ekmek alırsan minnettar olurum.I'd be grateful if you'd buy some bread on the way back.
Tom ekmek almaz.Tom doesn't buy bread.
Tom ekmek satın almıyor.Tom isn't buying bread.
Bu ekmek gerçekten güzel kokuyor.This bread smells really good.
Mary ekmek satın almaz.Mary doesn't buy bread.
Biraz ekmek aldım.I bought some bread.
Bu ekmek çok güzel kokuyor.This bread smells very good.
Ben taze pişmiş ekmek kokusunu severim.I love the smell of fresh baked bread.
O ekmek bayatlamaya başladı.That bread has started to go stale.
Marie birkaç ekmek satın aldı.Marie bought several breads.
Ekmek kamp ateşinin açık alevi üzerinde pişirilmekten yakılmıştı.The bread was scorched from being cooked on the open flame of the camp fire.
Ekmek küflüydü ama Tom yine de onu yedi.The bread was mouldy, but Tom ate it nevertheless.
Çatalı ekmek ve tereyağı tabağı üzerine koy.Place the bread and butter plate above the fork.
Ekmek satın almayı unutma!Don't forget to buy bread!
Bu çocuk ekmek yer.This boy eats bread.
Ekmek bayat.The bread is old.
Onlar ekmek satın aldılar.They buy bread.
Ekmek satın alırsın.You buy bread.
Ekmek satın alıyorum.I'm buying bread.
Ekmek satın alırız.We buy bread.
Ekmek istiyor musun?Do you want bread?
Ekmek kabarıyor.The crust is rising.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod