'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"Po tom," pokračoval klobúčnik, "prerušil som trochu chleba s maslom -"
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"Po tym," kontynuował Hatter "wyciąłem trochę chleba i masła -"
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'Sau đó, tiếp tục các Hatter, tôi cắt thêm một số bánh mì và bơ "
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"Sen jälkeen," jatkoi Hatter, "I leikata hieman leipää-ja-voita -"
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -''Setelah itu, "lanjut Hatter," potongku lagi roti-dan-mentega -'
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"Μετά ότι" συνέχισε την Καπελάς, 'I κοπεί λίγο περισσότερο ψωμί και βούτυρο - "
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"Після цього,-продовжував Капелюшник, 'я вирізав кілька хліб з маслом -'
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"После этого,-продолжал Шляпник, 'я вырезал несколько хлеб с маслом -'
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"След това - продължи Шапкаря", нарязани аз още малко хляб и масло "
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"אחרי זה," המשיך הכובען, "חתכתי עוד קצת הלחם והחמאה -"
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -'"وبعد ذلك ،" واصلت حتر ، 'قطع لي بعض أكثر الخبز والزبدة --'
'Bundan sonra,' Şapkacı devam etti, 'Ben biraz daha ekmek-ve-tereyağı kesti -''しかし、ヤマネが何を言っていなかった?"陪審の一つは尋ねた。
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.A tu mamy te, które rakowi zapobiegają: skórka chleba, papryka, lukrecja i kawa.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Còn đây là vài thứ họ cho là ngăn ngừa ung thư: vỏ cây, hạt tiêu, cam thảo và cà phê.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Dizem que estas coisas evitam o cancro: côdeas, pimento vermelho, alcaçuz e café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Ecco alcune delle cose che prevengono il cancro: croste, pepe rosso, liquirizia e caffè.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Her er nogle af de ting de har sagt beskytter mod kræft: skorper, rød pepper, lakrids og kaffe
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Hier enkele van de dingen waarvan ze zeggen dat ze kanker voorkomen: korsten, rode peper, zoethout en koffie.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Iată câteva chestii despre care ei spun că ar preveni cancerul: cojile, piperul roşu, lemnul dulce şi cafeaua.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Inilah beberapa hal yang dikatakan mencegah kanker: remah-remah, lada merah, akar manis, dan kopi.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.여기 그들이 암을 예방한다고 말한 몇가지가 있습니다 빵껍질, 고추, 감초, 그리고 커피
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Néhány dolog, amiről azt mondják, megelőzi a rákot: kenyérhéj, pirospaprika, édesgyökér és kávé.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Och här är några av de saker som sägs motverka cancer: skorpor, rödpeppar, lakrits och kaffe.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Tule pa je nekaj stvari, za katere pravijo, da preprečujejo raka: skorja, rdeča paprika, sladki koren in kava.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Voici ce qui d'après eux prévient le cancer : les croûtes, le poivron rouge, la réglisse et le café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Y estas dijeron que lo previenen: corteza, pimienta roja, regaliz y café.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Zde jsou některé věci, o kterých říkají, že předchází rakovině: krusty, paprika, lékořice a káva.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Τα παρακάτω πως προλαμβάνουν τον καρκίνο: οι κρούστες, το κόκκινο πιπέρι, η γλυκόριζα, ο καφές.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.А эти вещи, как они говорят, предотвращают рак: сухари, красный перец, лакрица и кофе.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.Ось деякі з речей, які якщо їм вірити, запобігають раку: хлібні коринки, червоний перець, локриця і кава.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.ואלה לטענתם מונעים סרטן: פלפל אדום, ליקריץ, קפה והקשה של הלחם.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.وإليكم بعض المواد الواقية من السرطان بحسب الصحيفة أيضاً : القشور، والفلفل الأحمر ، عرق السوس والقهوة.
Bunlar da kanseri engellediklerini söyledikleri şeyler: ekmek kabuğu, kırmızı biberü meyan kökü ve kahve.パンの皮や唐辛子 甘草やコーヒー ここで既に 矛盾が生じています
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Chúng ta sẽ lấy 1 ít hạt đó, bỏ vào bánh.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Daar nemen we iets van en stoppen dat in het brood.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Fogunk ebből egy adagot és beletesszük a kenyérbe.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Kita ambil sedikit dari situ, dan memasukkannya dalam roti.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.그래서 우리는 그걸 도입해서 빵을 만드는데 활용했습니다.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Ne prenderemo alcuni e li metteremo nel pane.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Nous allons en prendre un peu et le mettre dans notre pain.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.O să luăm puţin din acelea, şi le punem în pâine.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Vamos a tomar algo de eso y lo vamos a meter al pan.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Wer werden etwas davon nehmen und es ins Brot mischen.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Weźmiemy z tego przykład i przeniesiemy to do chleba.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Мы собираемся взять часть этого, и добавить в хлеб.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.Ще вземем част от това и ще го сложим в хляба.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.ניקח מעט מזה ונכניס ללחם.
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.وسوف نستعين بهذا وسوف نضيف كل ذاك الى صناعة الخبز
Bunların bir kısmını alıp, ekmeğe koyacağız.このパンは高繊維なだけではなく
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.A zotrvávali v učení apoštolov a v spoločnom bratskom obcovaní a pri lámaní chleba a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Bili so pa stanovitni v nauku apostolov in v bratovski zvezi in v lomljenju kruha in v molitvah.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ei stăruiau în învăţătura apostolilor, în legătura frăţească, în frîngerea pînii, şi în rugăciuni.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.e perseveravam na doutrina dos apóstolos e na comunhão, no partir do pão e nas orações.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I trwali w nauce apostolskiej i w społeczności, i w łamaniu chleba, i w modlitwach.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I zůstávali v učení apoštolském, a v společnosti, a v lámání chleba, a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ja he pysyivät apostolien opetuksessa ja keskinäisessä yhteydessä ja leivän murtamisessa ja rukouksissa.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.저희가 사도의 가르침을 받아 서로 교제하며 떡을 떼며 기도하기를 전혀 힘쓰니라
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Och dessa höllo fast vid apostlarnas undervisning och brödragemenskapen, vid brödsbrytelsen och bönerna.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt fast ved Apostlenes Lære og Samfundet, Brødets Brydelse og Bønnerne.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt trolig fast ved apostlenes lære og ved samfundet, ved brøds-brytelsen og ved bønnene.