ekme ile cümle
ekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Tot ce speram era să găsesc o bucată de pâine în tomberon.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Tujuan saya adalah untuk menemukan sepotong roti kotor di tempat sampah.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Στόχος μου ήταν να βρίσκω ένα σκονισμένο κομμάτι ψωμί στα σκουπίδια.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Моей целью было найти сухой кусок хлеба в мусоре.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Моєю метою було знайти брудний шматок хліба у смітті.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.Целта ми бе да си намеря някое парче мръсен хляб в боклука.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.המטרה שלי היתה למצוא פיסת לחם מאובקת בפח.
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.كان هدفي ايجاد قطعة من الخبز في سلة المهملات
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.でも それだけでは生きられません
Amacım çöpte tozlu bir ekmek parçası bulmaktı.就係可以係垃圾堆度 搵到一片好多塵嘅麵包充飢
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Aber tatsächlich ist das wirklich bedeutsame Brot, geschichtlich gesehen, dieses weiße Wunderbrot.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Dar de fapt adevarata paine, istoric vorbind, este painea alba "Minune".
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.De valójában az igazán lényeges kenyér - történelmi szempontból - az ez a fehér csodakenyér.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.하지만 역사적으로 큰 의미를 지닌 빵은 바로 이 흰 '원더브레드'입니다.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Maar het echte relevante brood, historisch gezien, is dit witte Wonderbrood.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Mais en réalité, le pain vraiment pertinent du point de vue historique, est ce pain blanc miracle.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Mas, na verdade, o pão realmente importante, historicamente, é este pão Maravilha branco.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Nhưng thực sự ổ bánh mì này về phương diện lịch sử, chính là ổ bánh mì Wonderbread trắng này.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Pero ciertamente, el pan realmente relevante, históricamente, es el pan blanco Maravilla.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Всъщност обаче истински уместният хляб, исторически, е този бял самун Чудо.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.Однако по настоящему актуальным с исторической точки зрения является этот белый "чудо-хлеб".
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.אך למעשה הלחם האמיתי והרלוונטי, מבחינה היסטורית, הוא לחם-הפלא הזה.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.ولكن في الواقع فإنّ الخبز الحقيقي ذو الصّلة، تاريخيّا، هو هذا الرّغيف الأبيض الرّائع.
Ancak aslında tarihi gerçek ekmek,... ...bu beyaz harika somundur.歴史的に言えるのは、この白い『ワンダーブレッド』なのです 白パンを嫌わないで下さい
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Avšak len málo je k jedlu, vždycky ušetrí tak trochu o "svoj chlieb prehovoriť svoje domácich miláčikov."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Azonban alig van enni, mindig ment egy kicsit o "kenyerét, hogy a koax háziállatok."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Cependant il ya peu à manger, il a toujours économise un peu o 'son pain d'amadouer ses animaux. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Jednak niewiele jest do jedzenia, zawsze oszczędza trochę o "chleb namówić jego zwierzęta".
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Kuitenkin vähän on syötävää, hän aina säästää hieman O 'leipänsä houkutella hänen lemmikkejä. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Maar er is weinig te eten, hij altijd bespaart een beetje o 'zijn brood te zijn huisdieren coax. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Men lidt der er at spise, han altid sparer lidt o 'sit brød at lokke hans kæledyr. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Men lite finns att äta, han alltid sparar lite o 'sitt bröd för att locka sina husdjur. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Namun sedikit ada untuk makan, dia selalu menghemat o sedikit 'roti untuk membujuk hewan peliharaan nya. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Nicméně jen málo je k jídlu, vždycky ušetří tak trochu o "svůj chléb přemluvit své domácí mazlíčky."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "손. 그러나 그는 거의 항상 먹을 수있다 자신의 애완 동물을 동축 케이블로 조금 O '자신의 빵을 저장합니다. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Sin embargo, poco hay para comer, siempre ahorra un poquito de su pan de convencer a sus mascotas ".
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Toda le malo je, da jedo, je vedno prihrani nekaj o "svoj kruh coax svoje hišne ljubljenčke."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Tuy nhiên ít có ăn, ông luôn luôn tiết kiệm một o bit 'bánh mì của mình để kích thích vật nuôi của mình. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Wie wenig es zu essen gibt, hat er immer spart ein wenig o 'sein Brot, seine Haustiere zu locken. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Ωστόσο, λίγα είναι εκεί για να φάει, που πάντα σώζει λίγο o "το ψωμί του για να πείσει τα κατοικίδια ζώα του."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Все пак малко е да се яде, той винаги спестява малко о хляба си коаксиален си домашни любимци. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Однак мало, що можна їсти, він завжди економить трохи про 'свій хліб, щоб умовити його домашніх тварин. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "Однако мало, что можно есть, он всегда экономит немного о 'свой хлеб, чтобы уговорить его домашних животных. "
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "ביד. עם זאת יש מעט לאכול, הוא תמיד o חוסך קצת "לחם שלו לשדל חיות מחמד שלו."
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "اليد. ولكن هناك القليل من الطعام ، وقال انه دائما يحفظ يا بت "الخبز له لاقناع الحيوانات الأليفة له".
Ancak biraz hep yemek vardır onun Evcil koaksiyel biraz o 'onun ekmek kazandırır. "ビットO'彼のパンは、彼のペットを同軸に保存されます。" 彼女はいたものの、それは、本当にメアリーが外出するきっかけDickonのこの記事となりました
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?Di antara kalian apakah ada ayah yang memberikan ular kepada anakmu, kalau ia minta ikan
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?Ja kuka teistä on se isä, joka poikansa häneltä pyytäessä kalaa antaa hänelle kalan sijasta käärmeen,
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?너희 중에 아비 된 자 누가 아들이 생선을 달라 하면 생선 대신에 뱀을 주며
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?¿Qué padre de entre vosotros, si su hijo le pide pescado, en lugar de pescado le dará una serpiente
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?Velen van jullie hebben kinderen. Als je zoon je om een vis vraagt, geef je hem dan een slang?
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?ומי בכם האב אשר ישאל ממנו בנו לחם ונתן לו אבן ואם דג היתן לו נחש תחת הדג׃
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?فمن منكم وهو اب يسأله ابنه خبزا أفيعطيه حجرا. او سمكة أفيعطيه حية بدل السمكة.
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?你 們 中 間 作 父 親 的 、 誰 有 兒 子 求 餅 、 反 給 他 石 頭 呢 . 求 魚 、 反 拿 蛇 當 魚 給 他 呢
‹‹Aranızda hangi baba, ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse balık yerine yılan verir?你 們中間 作 父親 的 、 誰有兒子 求餅 、 反給 他 石頭 呢 . 求魚 、 反 拿 蛇當魚給 他 呢
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.Distribuì a tutti gli Israeliti, uomini e donne, una pagnotta, una porzione di carne e una schiacciata d'uva
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.또 이스라엘 무리의 무론 남녀하고 매 명에 떡 한 덩이와 고기 한 조각과 건포도병 하나씩 나누어 주었더라
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.Og han utdelte til hver enkelt i Israel, både mann og kvinne, et brød og et stykke kjøtt og en rosinkake.
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.og uddelte til hver enkelt Israelit, både Mand og Kvinde, en Brødskive, et Stykke Kød og en Rosinkage.
Ardından erkek, kadın her İsrailliye birer somun ekmekle birer hurma ve üzüm pestili dağıttı.waarna hij iedere aanwezige (zowel mannen als vrouwen) een brood, een stuk vlees en wijn gaf.