Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Не е „на добро“ ако оставиш торбата без хляб.
Herkesin ekmek alabilmasi için ekmek karneleri kullanılmıştır.На просяка дават хляб месо, кой каквото има.
Yöre halkının bir bölümü ekmeğini hala kendi pişirmektedir.Селското стопанство осигурява храна на част от населението.
Yufka ekmeğinin en önemli özelliği dayanıklı olmasıdır.За здравия човек най-подходящ е пълнозърнестият хляб.
Ekmekler Ekşili ekmek Hamur mayalanır bir köşede.Бухнала, прясно изпечена хлебна пита на конвейер.
Köyde iki çeşit ekmek yapılır.В селото има и няколко хлебопекарници.
Köyün yemekleri etli ekmek ve keledoştur.Храната на рицарите се ограничава с хляб и вода.
Albüm yayınlanır yayınlanmaz peynir ekmek gibi satıldı.Аудиокасетата им се продава като топъл хляб.
Ayrıca köy ekmekleri ile de ünlüdür.Също така селото е известно и със своето зеле.
Tandır ekmeğinin en yaygın şekli pide'dir.Смята се, че това е най-древния начин на печене.
Ekmek buğdaydan yapılır.Хлябът се прави от пшеница.
Sağlık ocağı vardır ancak kullanılmamaktadır,köye ekmek seymen ekmek fırını tarafından sağlanmaktadır.Stanovnicima gradova nedostajalo je gotovo svega, od kruha do ogrijeva za grijanje.
Pilavlar ekmek yerine doyurucu madde olarak kullanılır.Kruh je nepoznanica - umjesto njega se koristi umjetna hrana.
Bazlama, Türk mutfağından bir ekmek türü.Börek potječe iz turske kuhinje.
Son Akşam Yemeği'inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı.Dakle, nema smisla Isusa tražiti ovdje na zemlji u kruhu i vinu.
Günlük beslenmenin en önemli kısmı ekmek ve biraydı.Njihova prehrana se najvećim dijelom sastoji samo od kruha i mlijeka.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Njegovo je tijelo sveti kruh, a krv vino.
Ekmek ne kadar esmer ise o kadar çok E vitamini ihtiva eder.Što je veća tolerancija crijeva to više vitamina C možemo podnijeti.
Ama bu kez çocukların yol işaretlemek için ellerinde sadece ekmek kırıntıları vardır.Tog puta djeca ne imahu vremena skupljati kamenčiće, pa umjesto njih bacaše mrvice kruha.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Vodu im treba dávať denne čerstvú.
Tadı tuzsuz kek ile ekmeğe benzer.Chutí ako slaná arašidová kaša.
Yufka ekmek ile yenir.Podávajú sa s chlebom.
Günlük beslenmenin en önemli kısmı ekmek ve biraydı.Často bol jeho celodennou stravou iba sušený chlieb a figy.
Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır.V tomto období vznikol aj román Dym.
Kuru ekmeğin yakılmasıyla da basit olarak aktif kömür elde edilebilir.Pri veľmi nízkych teplotách sa dá zachytiť na aktívnom uhlí.
Ekmekler derin dondurucuda saklanarak daha iyi bir şekilde tüketilmektedir.Lup ukryjú na úteku do jednej mrazenej husi.
İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine, bunların, kendisinin bedeni ve kanı olduğunu söyledi.Ježiš rozdelil medzi svojich apoštolov chlieb a víno, ako telo a krv, ktoré sa za nás obetujú.
Yine köylü halkı ekmek pişirir.Domača peka kruha.
Pekmezli omaç eritilmiş pekmeze yufka ekmeği doğranılarak hazırlanır.Resti se pripravi iz naribanega krompirja, ki se speče.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Če štipendije ne bi dobil, bi si moral v Angliji začeti služiti kruh.
Herkesin ekmek alabilmasi için ekmek karneleri kullanılmıştır.Vsakemu je vedno dala kos kruha.
Evharistya (Kinonia - komünyon): Ekmek ve şarap ayini.Tolin (תולין, Tolin): nalivanje vina in krmljenje živine.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Hlěb naš vsakodenny daj nam dnes, i odpusti nam naše grěhy, tako kako my odpuščajemo našim grěšnikam.
Çavdar ekmeği büyük miktarda lif ve az miktarda yağ içerir.Rženi kruh vsebuje veliko vlaknin in malo maščob.
Ekmeğin sağlıklı beslenme açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.Se počutite bolj samozavestni, ko jeste zdravo hrano?
Aşk Ekmek Hayaller' Sinematürk SayfasıPredstavitev na strani filma Petelinji zajtrk
Mahallede eski ekmek fırınları vardır.Apylinkėse yra senovinių pilkapių.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Kasdienės mūsų duonos duok mums šiandien – to, kas reikalinga tik šiam momentui (šiandien).
Hiç şeker kullanmadım, beyaz ekmek ya da beyaz unlu ürünler tüketmedim.Iš jos irgi kepa nepyrago kepinius, paprastą baltą duoną.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Jai pagerbti būdavo daromas alus ir kepama duona.
Ekmek ne kadar esmer ise o kadar çok E vitamini ihtiva eder.Kuo greičiau bulvės išverda, tuo daugiau jose lieka vitaminų.
50 kişi de buradan ekmegini kazanmaktadır.Iš koplyčios spėjo išeiti 50 žmonių.
Ekmek yiyorum.Valgau duoną.
Adam ekmeği yedi.Vyras valgė duoną.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Kui sulle ei anta tööd, küsi leiba.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Meie igapäevast leiba anna meile tänapäev.
İskandinavya'da üretilen gevrek ekmeğin çoğu üç ila dört saatlik fermantasyonun ardından pişirilir.Enamik Skandinaavia kuivikuid küpsetatakse pärast 3–4-tunnist kääritust.
İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine, bunların, kendisinin bedeni ve kanı olduğunu söyledi.Jeesus murrab leiba ja pakub veini, öeldes, et see on tema ihu ja veri.
Kanada'da, Winnipeg tarzı çavdar ekmeği, çok fazla çavdar unu içermez, bazen hiç içermez.Kanadas tuntakse Winnipegi tüüpi rukkileiba, milles tegelikult on rukkijahu vähe või üldse mitte.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Meie igapäevane leib.
Saf çavdar ekmeği, buğdaysız sadece çavdar unu içerir.Puhtas rukkileivas on üksnes rukkijahu ilma lisanditeta.
Bu ekmek çeşidi, uzun raf ömrünü çok düşük su içeriğine (% 5-7) borçludur.Leivakuivikud säilivad kaua tänu eriti väiksele veesisaldusele (5–7%).
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Soe toit vähendab isu.
Bütün Avrupa’da da ekmek böyle pişiriliyordu ve günümüzde birçok yerde hâlâ bu eski fırınlar kullanılmaktadır.Mujal maailmas küpsetatakse neid pannkooke ka täidisega, ent tänapäeva Taanis kasutatakse lisandeid harva.
Ekmeğin içine koyulan cisim kime çıkarsa ona ödül verilir.Kelle muna vastu satutakse, selle oma saadakse endale.
Geleneksel olarak sarımsakla kızartılmış ekmek ile servis edilir.Vedelikuna kasutatakse traditsioonilises okroškas leivakalja.
Saray'dan almış olduğum koca bir ekmeğin yarısını onlara verdim.Ostsin poest suure leiva.
28:9 Göstermelik ekmek yap Ex.8:48:39 Esimesed kõrvalekalded tavalisest.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.그래서 전 100을 토스터 패스트리 한 박스처럼 생각합니다.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.100は1つのものでしょうか