ekme ile cümle

ekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Če štipendije ne bi dobil, bi si moral v Angliji začeti služiti kruh.
Herkesin ekmek alabilmasi için ekmek karneleri kullanılmıştır.Vsakemu je vedno dala kos kruha.
Evharistya (Kinonia - komünyon): Ekmek ve şarap ayini.Tolin (תולין, Tolin): nalivanje vina in krmljenje živine.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Hlěb naš vsakodenny daj nam dnes, i odpusti nam naše grěhy, tako kako my odpuščajemo našim grěšnikam.
Çavdar ekmeği büyük miktarda lif ve az miktarda yağ içerir.Rženi kruh vsebuje veliko vlaknin in malo maščob.
Ekmeğin sağlıklı beslenme açısından çok önemli olduğu düşünülmektedir.Se počutite bolj samozavestni, ko jeste zdravo hrano?
Aşk Ekmek Hayaller' Sinematürk SayfasıPredstavitev na strani filma Petelinji zajtrk
Çünkü "bekos" kelimesi Frigce "ekmek" anlamına gelir.Jo pirmas ištartas žodis buvo bekos, kas frygiškai reiškia „duona“.
Mahallede eski ekmek fırınları vardır.Apylinkėse yra senovinių pilkapių.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Kasdienės mūsų duonos duok mums šiandien – to, kas reikalinga tik šiam momentui (šiandien).
Hiç şeker kullanmadım, beyaz ekmek ya da beyaz unlu ürünler tüketmedim.Iš jos irgi kepa nepyrago kepinius, paprastą baltą duoną.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Jai pagerbti būdavo daromas alus ir kepama duona.
Ekmek ne kadar esmer ise o kadar çok E vitamini ihtiva eder.Kuo greičiau bulvės išverda, tuo daugiau jose lieka vitaminų.
50 kişi de buradan ekmegini kazanmaktadır.Iš koplyčios spėjo išeiti 50 žmonių.
Ekmek yiyorum.Valgau duoną.
Adam ekmeği yedi.Vyras valgė duoną.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Kui sulle ei anta tööd, küsi leiba.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Meie igapäevast leiba anna meile tänapäev.
İskandinavya'da üretilen gevrek ekmeğin çoğu üç ila dört saatlik fermantasyonun ardından pişirilir.Enamik Skandinaavia kuivikuid küpsetatakse pärast 3–4-tunnist kääritust.
İsa ekmekle şarabı aldı, kutsadı ve havarilerine, bunların, kendisinin bedeni ve kanı olduğunu söyledi.Jeesus murrab leiba ja pakub veini, öeldes, et see on tema ihu ja veri.
Kanada'da, Winnipeg tarzı çavdar ekmeği, çok fazla çavdar unu içermez, bazen hiç içermez.Kanadas tuntakse Winnipegi tüüpi rukkileiba, milles tegelikult on rukkijahu vähe või üldse mitte.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Meie igapäevane leib.
Saf çavdar ekmeği, buğdaysız sadece çavdar unu içerir.Puhtas rukkileivas on üksnes rukkijahu ilma lisanditeta.
Bu ekmek çeşidi, uzun raf ömrünü çok düşük su içeriğine (% 5-7) borçludur.Leivakuivikud säilivad kaua tänu eriti väiksele veesisaldusele (5–7%).
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Soe toit vähendab isu.
Bütün Avrupa’da da ekmek böyle pişiriliyordu ve günümüzde birçok yerde hâlâ bu eski fırınlar kullanılmaktadır.Mujal maailmas küpsetatakse neid pannkooke ka täidisega, ent tänapäeva Taanis kasutatakse lisandeid harva.
Ekmeğin içine koyulan cisim kime çıkarsa ona ödül verilir.Kelle muna vastu satutakse, selle oma saadakse endale.
Geleneksel olarak sarımsakla kızartılmış ekmek ile servis edilir.Vedelikuna kasutatakse traditsioonilises okroškas leivakalja.
Saray'dan almış olduğum koca bir ekmeğin yarısını onlara verdim.Ostsin poest suure leiva.
28:9 Göstermelik ekmek yap Ex.8:48:39 Esimesed kõrvalekalded tavalisest.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.그래서 전 100을 토스터 패스트리 한 박스처럼 생각합니다.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.100は1つのものでしょうか
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Așadar atunci când vorbesc despre 100, este ca și la cutia de foi de foitaj.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Cuando pienso en el 100, es como la caja de tartaletas.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Donc, quand je pense à 100, c'est comme la boîte de biscottes.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Така че когато си мисля за 100, това е като кутията с тостер сладкиши.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.אז כשאני חושב על 100, זה כמו קופסה של מאפי טוסטר.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.فحين أفكر في 100، ذلك مثل علبة من المعجنات المحمصة.
10. aşamada fırında dönüşüm var, çünkü hamur olarak giren şey 11. aşamada ekmek olarak çıkıyor.다시한번 10번째 변신이 오븐안에서 일어납니다. 반죽으로서 오븐안에 만들어지는 과정은 끝나고 11단계 부터는 빵으로서의 단계가 됩니다.
10. aşamada fırında dönüşüm var, çünkü hamur olarak giren şey 11. aşamada ekmek olarak çıkıyor.Weer een transformatie in stap 10, want wat de oven ingaat als deeg komt er in stap 11 uit als brood.
10. aşamada fırında dönüşüm var, çünkü hamur olarak giren şey 11. aşamada ekmek olarak çıkıyor.שוב, שעברו גלגול בשלב 10 בתנור כי הם נכנסו לתוכו בצורת בצק והם יוצאים בשלב 11 בצורת לחם.
10. aşamada fırında dönüşüm var, çünkü hamur olarak giren şey 11. aşamada ekmek olarak çıkıyor.オーブンに入れたパン生地が ステージ11でパンとなって出てきます ステージ11は「冷ます」段階です
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.11단계는 냉각과정입니다. 보통 갓 만든 빵을 그대로 먹지는 않지요.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.11-й этап называется "охлаждением" — мы никогда не едим хлеб сразу.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.A etap 11 nazywamy chłodzeniem - ponieważ nigdy nie zjadamy chleba od razu.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.A tizenegyedik szakaszt "hűtésnek" hívjuk, mivel valójában soha nem esszük meg rögtön a kenyeret.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Di tahap 11, kita sebut pendinginan -- sebab kita tak pernah makan roti langsung panas-panas.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.On appelle l'étape 11 le refroidissement car on ne mange jamais vraiment le pain à la sortie du four.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Şi etapa a 11-a, o numim răcire -- pentru că nu mâncăm niciodată pâinea imediat.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Stap 11 is het afkoelen, want we eten het brood nooit echt meteen op.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Und auf Ebene 11 wollen wir es kühlen - denn wir essen das Brot nie sofort.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.Và ở giai đoạn 11, chúng tôi gọi là làm nguội -- vì chúng ta không bao giờ ăn bánh ngay khi mới ra lò.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.А стадий 11, наричаме го охлаждане... защото всъщност никога не ядем хляба веднага.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.ואת שלב 11 אנו מכנים "צינון" - כי לעולם איננו אוכלים מיד את הלחם.
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.والمرحلة ال11 هي التبريد لاننا لا نأكل الخبز حالما يخرج من الفرن
11. aşama, ona soğuma diyoruz -- çünkü hiçbir zaman ekmeği hemen yemeyiz.焼き上がったパンをすぐ食べることはあまりありません 焼き上がった後も焼いた時の効果が少し継続します
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ...75年前に彼はパンについて語りました
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ...이 아름다운 말을 한 사람은 마하트마 간디입니다.
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ... Mahatma Gandhi olduğunu kim söylerdi.Cel care a spus acest lucru atat de frumos a fost Mahatma Gandhi, acum 75 de ani, cand a vorbit despre paine.
75 yıl önce, güzel bir şekilde ekmek hakkında konuşanın, ... ... Mahatma Gandhi olduğunu kim söylerdi.Celui qui a dit cela de façon si belle était le Mahatma Gandhi, il y a 75 ans, quand il a parlé du pain.

İlgili Sayfalar