Ekmek, Ermeni mutfağında çok büyük bir öneme sahiptir.تلعب التوابل دورا رائدا في المطبخ الجزائري.
Tabakta veya ekmek arasında tüketilir.يقدم بصلصة البندورة أو داخل خبز.
Mahallede kadınlar daha çok fırında ekmek yaparlar.في هذا الفرن كانوا يطهون أكثر من رغيف خبز في الوقت نفسه.
Ekmek yapmak için dışarıda ve içeride tandırlar bulunmaktadır.يصنع الشاي في داخل المنزل وخارجه.
Ekmek ye ve su iç.كل الخبز وشرب الماء.
Ekmek yiyip su iç.كل الخبز وشرب الماء.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Se eles não lhes derem emprego, exija pão.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Dai-nos dia adia o nosso pão diário.
Bunlar 1977'deki Mısır Ekmek Ayaklanması'ndan beri Mısır'da görülen en büyük gösterilerdi.Estas foram as maiores manifestações já vistas no Egito desde 1977.
Et ve et ürünleri ekmekten dört kat daha pahalı olabilirdi.A carne podia ser até quatro vezes mais cara que o pão.
Buna karşın balık, kıyı kasabalarında bile ekmek ile karşılaştırıldığında 16 kat daha pahalı olabilirdi.Os peixes podiam ter até 16 vezes o custo, e eram caros mesmo para as populações costeiras.
Ülkede 300'den fazla ekmek çeşidi fırınlarda satılmaktadır.Mais de 300 tipos de pão são vendidos em lojas de panificação em todo o país.
Pathongko - Çinlilerin youtiao dediği kızgın yağda kızartılmış ekmeğin Tayland versiyonu.Pathongko: É a versão tailandesa do pão frito chinês chamado youtiao.
Bir örnek, ekmek, bira ve şarap yapımında kullanılan Saccharomyces cerevisiae'dır.Um exemplo é Saccharomyces cerevisiae, utilizado na produção de vinho, pão e cerveja.
Eşkili ekmek ince ve kalın açılır.Assim, o pastel fica aberto e estaladiço.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."O pão nosso de cada dia nos dai hoje.
Ayrıca köyün ekmeği de oldukça meşhurdur.O pão da região também é muito apreciado.
Hiç şeker kullanmadım, beyaz ekmek ya da beyaz unlu ürünler tüketmedim.Plantamos e ceifamos o trigo, mas nunca provamos pão branco.
Günümüzde ise pazar için Mende ekmeği üretimi yapan fırınlar bulunmaktadır.Mais recentemente surgiram no mercado máquinas caseiras de fazer pão.
Güve tarafından yenmiş buğdayla yapılan ekmek sağlık için tehlikelidir.O alto consumo de alimentos com salitre é prejudicial à saúde.
Yufka ekmeği ^Tema: Pão Pão .
Herkesin aldığı günlük ekmek miktarı karnesine işleniyordu.Eu ficava espantada com a quantidade de trabalho que o meu pai tinha todos os dias.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.(11) Dá-nos hoje o nosso pão diário.
Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim.Quanto a mim, no seu lugar, gostaria de comer todos os meus bolos do Palatinado.
Pita ya da piturka pide şeklinde yapılan ekmektir.A palavra pata ou pataka refere-se a uma unidade administrativa.
Başta ekmek ve hamur işleri olmak üzere pek çok gıdada kullanılır.Faz-se primeiro uma massa, como para o pão.
Bira üretiminde, ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır.Historicamente, além da cevada outros cereais sempre foram utilizados na produção de cerveja.
Allah Ekmek Özgürlük Namazda aynı safta, rızıkta ayrı safta olunmaz.Confiante em sua religiosidade, o fariseu nada pede a Deus e, assim, nada recebe.
Ekmek mayasının genomunun yaklaşık 100 milyon yıl önce ikilendiğine inanılmaktadır.Acredita-se que o genoma inteiro das leveduras sofreu duplicação há cerca de 100 mihões de anos.
Öğünleri ekmek, kahve ve sigaradan ibaretti.Havia lavouras de café, cereais e algodão.
Leonore Rocco'ya Florestan'a bir ekmek kabuğu vermesine izin için yalvarır.Por exemplo, ele pede a Dona Florinda para fazer um bolo especial para ele.
Şu adam ekmek yedi.Aquele homem comeu pão.
Süt ve ekmeği severim.Eu gosto de leite e pão.
Kadın ekmek yiyor.A mulher está comendo pão.
Öğle yemeğinde biraz ekmek ve bir haşlanmış yumurta yedim.Eu comi um pouco de pão e um ovo cozido no almoço.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Geef ons heden ons dagelijks brood.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.Geef ons vandaag het brood dat wij nodig hebben.
Ankara Halk Ekmek.O brood van de engelen.
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.Gerst was veel eenvoudiger te verbouwen, maar het brood ervan was erg zwaar, hoewel voedzaam.
50 kişi de buradan ekmegini kazanmaktadır.Hier stapten 50 mensen uit.
Türkiye'nin ekmek sacını Bor karşılamaktadır.Turks brood is moeilijk te bewaren.
Köylüler kendi ekmeklerini kendileri yapmaktadırlar.De bewoners verbouwen hun eigen voedsel.
Ekmek olarak sadesi yüzyıllardır Türkler tarafından yapılır ve yenir.Volkorenbrood wordt al eeuwen gebakken en geconsumeerd.
Önemli nokta, ıslanmamış ekmek bırakılmamasıdır.Met warm rijzen is geen brood te bakken.
1913'te mekanik fırın açıldı ve 1940 yılına kadar ekmek okulda pişirildi.De dagbouw ontstond in 1913 en vanaf 1917 werd er bruinkool gedolven.
Balık eti pirinç veya ekmek içiyle doldurularak dolma halinde de hazırlanabilir.Ook kan het in brood worden verwerkt of met rijst en kruiden worden gevuld.
Ekmek deyince akla mısır ekmeği gelir.Waar de naam kippenstaartbrood vandaan komt weet niemand.
1994 yılından beri ilçede Vakfıkebir Ekmek Festivali yapılmaktadır.Namibië hanteert al sinds 1994 een zomertijd.
Yine köylü halkı ekmek pişirir.De bakker bakt het brood.
Ekmek Çin mutfağında fazla rağbet göremeyen bir maddedir.Voedsel is in de Chinese keuken niet enkel een zaak van eten.
Şarap da tıpkı ekmek gibi özel bir muameleye tabi tutulur.Vervolgens wordt de most net zo behandeld als witte wijn.
Serçeden korkan darı ekmez.Wie niet waagt, die niet wint.
Serçeden korkan darı ekmez.Wie niet waagt, niet wint.
Serçeden korkan darı ekmez.Wie geen risico neemt, die wint niets.
Ekmek yiyorum.Ik eet brood.
Ayranı duru, ekmeği kuru.Hij heeft zijn schaapjes op het droge.
Serçeden korkan darı ekmez.Wie angst heeft van de bladeren, die jaagt niet in het bos.
Mayuko, kahvaltı olarak ekmek yiyor.Mayuko eet brood als ontbijt.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver."Daj nam chleba naszego powszedniego dzisiaj.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Jeśli pademelony znajdą obfite źródło pożywienia, korzysta z niego zgodnie kilku osobników.