ekme ile cümle
ekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunlara ekmek dağıtıldı.E ti davano il pane.
Körili ekmek (Japonca: カレーパン karē pan), Japon mutfağında körili bir ekmek türüdür.Il Pane al curry (カレーパン karē pan?) è un piatto tipico della cucina giapponese.
Besleyici değeri vardı ama arpadan yapılan ekmek çok ağır olurdu.Forniva un pane nutriente ma molto pesante.
Çünkü "bekos" kelimesi Frigce "ekmek" anlamına gelir.Una parola frigia famosa è bekos, che significa "pane".
Baget ekmeğinin bir çeşidi olup, boyu kısadır ve çoğunlukla bir taş fırında pişirilir.È una variazione della baguette, ma più corto e spesso cotto in forno in muratura.
Malahto yaygın biçimde mısır ekmeğiyle sıcak yenir; ancak soğuk da yenebilir.Di solito si serve questo piatto caldo, ma lo si può anche servire freddo.
Güveç ekmek hamuruna çeşni katmak için de kullanılır.In Corea viene usato anche come crema per i massaggi al viso.
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Il proverbio ricorda inoltre che il tempo può impedire al grano di maturare e restare quindi un po' avvizzito.
Yufka ekmeğinin en önemli özelliği dayanıklı olmasıdır.Per quanto riguarda il pane l'importante specialità è quello di grano duro.
Tavadaki yufka ekmeği üzerine yumurta kırılılır.Anzi comincia a contare le uova nella sua pancia.
Yufka ekmek üzerine dökülerek servis edilir.Si mangia anche spalmato su una fetta di pane.
İlk başta bira, keşkek ve çorba için kullanılırlar, sonunda ekmek için.All'apice troviamo vino e birra, ed infine i dolci.
Tom bir parça sarımsaklı ekmek yedi.Том съел кусок чесночного хлеба.
Hâlâ biraz ekmek kaldığını umuyorum.Я надеюсь, что осталось ещё немного хлеба.
Bu ekmek taze değil.Этот хлеб не свежий.
Bu ekmek bügün sabah pişirildi.Этот хлеб был испечён сегодня утром.
Biz güneş batana kadar, alanı ekmeği umuyoruz.Мы надеемся засеять поле до того, как сядет солнце.
Ben başkasının ekmeğini yemem.Я чужой хлеб не ем.
O ekmeğin üstüne yağ sürmeyi seviyor.Он любит хлеб с маслом.
Birçok farklı tipte Alman ekmeği vardır.Существует много различных типов немецкого хлеба.
Ben ekmek yemem.Я не ем хлеб.
Tom bir dilim ekmeğe yağ sürdü.Том намазал маслом ломтик хлеба.
Tom ekmeği evde pişirir.Том печёт хлеб дома.
İvanov iyi Türkçe konuşuyor, ama daha kırk fırın ekmek yemesi lazım.Иванов хорошо говорит по-турецки, но ему ещё надо съесть пуд соли, чтобы преуспеть в этом.
Kimsenin ekmeğiyle oynamaya çalışmıyorum.Я никого не пытаюсь лишить его хлеба.
Ekmek olmazsa yemek olmaz.Без хлеба нет обеда.
Bugün ekmek yok.Сегодня нет хлеба.
Parkın çevresinde ekmek fiyatlarının ikiye katlandığını kaydetti.Он отметил, что цена на хлеб в окрестностях парка удвоилась.
Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin.Если вам не дают работы — требуйте хлеба!
Bir varlıklı Müslüman 1 ton, vali 2 ton ve baş müftü 400 kg ekmek bağışladı.Один богатый мусульманин послал тонну хлеба, губернатор послал две тонны, главный муфтий — 400 кг.
Verilen yemek ise sadece kuru bir ekmektir.Пища — только сухой паёк.
Bunlara ekmek dağıtıldı.Весь хлеб им и отдали.
Bazı yerli Müslümanlar da ekmek, üzüm ve para vererek yardımda bulundular.Некоторые местные мусульмане также оказывали помощь, давая пострадавшим хлеб и деньги.
"Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.""Хлеб наш насущный даждь нам днесь".
Unu tek başına ekmek yapımına uygun değildir.Не хлебом единым.
Allah Ekmek Özgürlük Namazda aynı safta, rızıkta ayrı safta olunmaz.Бог дал Соломону царствование при условии, что тот не будет отклоняться от служения Богу.
Romalılar Yunan fırıncıları ekmek yapımıyla görevlendirmişlerdi.Русские крестьяне из хлебных корок делали хлебный квас.
Almanya, ekmek çeşitliliği en fazla olan ülkedir.Германия - это одна из стран, в которых молочные продукты достигают самого большого разнообразия.
Savaş yıllarında ekmek alabilmek için gerekli olan belgedir.В послевоенные годы страна нуждалась в хлебе.
Çorbanın özelliği ekmek ile birlikte değil, beraberinde hamur yutularak yenmesidir.Не то хлеб, что на поле, а то хлеб, что в сусеке.
Çeşitli cemaatlerde özel ekmekler de pişirilir.В особых случаях и для особых людей изготавливаются уникальные бутылки.
EKMEK ÇIKARMA:yemekli mevlüt.Жаркое: Жаркое — мясное блюдо.
Bazlama, Türk mutfağından bir ekmek türü.Базлама — это хлебный тип турецкой кухни.
Halk arasında bunun adı 'ekmek bayrağı'dır.В народе называется «жидким хлебом».
Köy halkı genelde seftali, elma ..gibi meyveler ekmekte ve yetiştirmektedir.В последнее время жители выращивают фрукты, к примеру, яблоки.
Köyün kendine ait mutfağı olmayıp kastamonu yöresine ait yemeklerin tamamı vardır(banduma etli ekmek vs.)У маленького стола с хлеборезкой каждый брал себе хлеб (этот стол не сохранился).
Giriş odasında bir ocak ve ekmek fırını bulunmaktadır.В здании располагалась пекарня Резника и хлебный магазин.
Tadı tuzsuz kek ile ekmeğe benzer.По вкусу схож со сладким пивом.
Ekmek evlerde kadınlar tarafından yapılır.Бурки изготавливались женщинами.
Gündelik ekmeğimizi bize bugün ver.Свежий хлеб выпекался ежедневно.
Yine köylü halkı ekmek pişirir.Крестьяне занимались хлебопашеством.
Eskilerden beri hep burada ekmek ihtiyacı karşılanır.Хлеб за время нашего там пребывания привезли только один раз.
Ekmek olarak sadesi yüzyıllardır Türkler tarafından yapılır ve yenir.Башкирский фольклор создавался и передавался изустно поколениями на протяжении столетий.
Ekmek verip başından savar.Хлеб — всему голова.
"Ekmek, kvas ve soğan"...Хлеб и Вино, и Мать-Сыра-Земля».
Tabakta veya ekmek arasında tüketilir.Её едят с хлебом или без него.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Также некто оставляет им воду и хлеб.
Rab'bin Sofrası (şarap ve ekmek paylaşımı) burada yapılır.На жертвеннике приготовляется Святые Дары: хлеб (просфора) и вино для совершения евхаристии.
Günlük ekmek 200 gramdan 280 grama kadar artış olacağını söyledi.Подсчитано, что ежедневно птица съедает от 220 до 675 граммов корма.
Son Akşam Yemeği'inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı.Когда Христос и апостолы собрались на Вечерю, у них было белое вино, белый хлеб и белая рыба.