ekmeği ile cümle

ekmeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Hän vastasi ja sanoi: "Joka minun kanssani pisti kätensä vatiin, se kavaltaa minut.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Il répondit: Celui qui a mis avec moi la main dans le plat, c`est celui qui me livrera.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Jezus antwoordde: "Aan wie Ik het eerst het eten heb aangereikt, die is het.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Kẻ nào để tay vào mâm với ta , ấy_là kẻ sẽ phản ta .
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Kẻ nào để tay vào mâm với ta, ấy là kẻ sẽ phản ta.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.대답하여 가라사대 나와 함께 그릇에 손을 넣는 그가 나를 팔리라
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Men han svarede og sagde: "Den, som dyppede Hånden tillige med mig i Fadet, han vil forråde mig.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.On pak odpovídaje, řekl: Kdo omáčí se mnou rukou v míse, tenť mne zradí.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.On pa odgovori in reče: Tisti, ki pomaka z menoj roko v skledo, ta me bo izdal.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Õ pedig felelvén, monda: A ki velem együtt mártja kezét a tálba, az árul el engem.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Respondeu ele: O que mete comigo a mão no prato, esse me trairá.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Yesus menjawab, "Orang yang mencelup roti ke dalam mangkuk bersama-sama-Ku, dialah yang akan mengkhianati Aku
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Ο δε αποκριθεις ειπεν Ο εμβαψας μετ' εμου εν τω πινακιω την χειρα, ουτος θελει με παραδωσει.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.А те, пренаскърбени, почнаха всички един по един да Му казват: Да не съм аз Господи?
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Він же, озвавшись, рече: Хто вмочає зо мною руку в миску, той зрадить мене.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.Он же сказал в ответ: опустивший со Мною руку в блюдо, этот предаст Меня;
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.ויען ויאמר האיש אשר טבל עמי את ידו בקערה הוא ימסרני׃
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.فاجاب وقال. الذي يغمس يده معي في الصحفة هو يسلمني.
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.耶 穌 回 答 說 、 同 我 蘸 手 在 盤 子 裡 的 、 就 是 他 要 賣 我
O da, ‹‹Bana ihanet edecek olan›› dedi, ‹‹Elindeki ekmeği benimle birlikte sahana batırandır.耶穌 回答 說 、 同 我 蘸手 在 盤子裡 的 、 就是 他 要 賣我
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.A učeníci mu povedali: Odkiaľ vezmeme na púšti toľko chleba, aby sme nasýtili tak veliký zástup?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Disseram-lhe os discípulos: Donde nos viriam num deserto tantos pães, para fartar tamanha multidão?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.In reko mu učenci njegovi: Odkod bi mi vzeli v puščavi toliko kruha, da bi nasitili toliko ljudstva?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.I řekli mu učedlníci jeho: I kde bychom vzali tolik chleba na této poušti, abychom takový zástup nasytili?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.제자들이 가로되 광야에 있어 우리가 어디서 이런 무리의 배부를만큼 떡을 얻으리이까
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Môn đồ thưa rằng: Ở nơi đồng vắng nầy, ta há dễ kiếm đâu đủ bánh, đặng cho dân đông dường ấy ăn no nê sao?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Môn_đồ thưa rằng : Ở nơi đồng vắng nầy , ta há dễ kiếm đâu đủ bánh , đặng cho dân đông dường ấy ăn no_nê sao ?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Og hans disipler sa til ham: Hvorfra skal vi her i ørkenen få brød nok til å mette så meget folk?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Ucenicii I-au zis: ,,De unde să luăm în pustia aceasta atîtea pîni ca să săturăm atîta gloată?``
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.И говорят Ему ученики Его: откуда нам взять в пустыне столько хлебов, чтобы накормить столько народа?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.І кажуть Йому ученики Його: Де ж нам узяти стільки хлїба в пустині, щоб нагодувати стільки народу?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.Учениците Му казаха: Отгде да имаме в уединено място толкова хляб, че да нахраним такова голямо множество?
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.ויאמרו אליו התלמידים מאין לנו די לחם במדבר להשביע את ההמון הגדול הזה׃
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.فقال له تلاميذه من اين لنا في البرية خبز بهذا المقدار حتى يشبع جمعا هذا عدده.
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.門 徒 說 、 我 們 在 這 野 地 、 那 裡 有 這 麼 多 的 餅 、 叫 這 許 多 人 喫 飽 呢
Öğrenciler kendisine, ‹‹Böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?›› dediler.門徒說 、 我們 在 這 野地 、 那裡 有 這麼 多 的 餅 、 叫 這許 多 人 喫飽呢
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Bättre än skolans butikens inaktuella bröd.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Beter dan muf van de school winkel brood.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Il n'y a que des garçons sauf moi.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Lebih baik dari roti basi toko sekolah.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Lebih baik dari roti basi toko sekolah.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Lepší než ten školní zvětralý chleba ze skladu.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Mejor que el pan duro de la escuela.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Mejor que el pan duro de la tienda de la escuela.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Mieux que le pain rassis de l'école.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.Ngon hơn mấy ổ bánh mỳ cũ dưới canteen trường.
Okul kantininin bayat ekmeğinden daha iyiydi.По-хубаво от стария хляб в стола.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Allora gli dissero: «Signore, dacci sempre questo pane»
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.A oni řekli jemu: Pane, dávejž nám chléb ten vždycky.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler."Bapak," kata mereka, "berilah kepada kami roti itu selalu.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Chúng thưa rằng : Lạy_Chúa , xin ban bánh đó cho chúng_tôi luôn_luôn !
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Chúng thưa rằng: Lạy Chúa, xin ban bánh đó cho chúng tôi luôn luôn!
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Då sade de till honom: »Herre, giv oss alltid det brödet.»
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Da sagde de til ham: "Herre! giv os altid dette Brød!"
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Da sprachen sie zu ihm: HERR, gib uns allewege solch Brot.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.De sa da til ham: Herre, gi oss alltid dette brød!
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Disseram-lhe, pois: Senhor, dá-nos sempre desse pão.
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.,,Doamne``, I-au zis ei, ,,dă-ne totdeauna această pîne.``
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler."Here", zeiden zij. "Dat brood willen wij altijd wel hebben."
Onlar da, ‹‹Efendimiz, bizlere her zaman bu ekmeği ver!›› dediler.Ils lui dirent: Seigneur, donne-nous toujours ce pain.
İlgili Sayfalar