Sonbahar ekinoksu:Осеннее равноденствие
Sonbahar ekinoksu:Осіннє рівнодення:
Sonbahar ekinoksu:خريفيّ:
Sonbahar ekinoksu:秋分:
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.Fordi det sumeriske ord for vand lød ligesom deres ord for 'på' så derfor 'okse på bjerget'
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.Jo, det sumeriska ordet för vatten lät precis som deras ord för "i," så "oxe i bergen".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.음, 수메르어에서 물은 "~속에" 라는 의미의 말과 같은 발음입니다.
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.Nun, das sumerische Wort für Wasser hörte sich genauso an wie ihr Wort für "im", daher:
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Beh, la parola sumera per acqua sembrava proprio la loro parola per "su", così si ha "bue sulle montagne".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Bueno, la palabra sumeria para agua sonaba justo como la palabra para "en", por lo tanto "buey en montañas".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Ei bine, cuvântul sumerian pentru apă suna ca și cuvântul lor pentru "în", deci "bou în munți".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Nos a sumér szó a vízre úgy hangzik, mint a "-ben" szavuk, így "ökör a hegyekben".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Nou, het Soemerische woord voor water klinkt precies zo als hun woord voor "in". dus "os in bergen".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Nuže, sumerské slovo pro vodu zní stejně jako jejich předložka "v". proto "vůl v horách".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Otóż, sumeryjskie słowo "woda" brzmiało dokładnie tak jak przyimek "w" więc "wół w górach".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Vâng, từ "nước" của người Sumerian nghe có vẻ như từ "trên" của họ, thế nên mới thành "bò trên núi".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Η λέξη των Σουμερίων για το νερό ακουγόταν όπως η λέξη "στο", άρα "βόδι στο βουνό".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Ами шумерската дума за вода звучи точно като думата за "в," така имаме "вола в планините".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".Взагалі, шумерське слово "вода" звучить майже як їхнє слово "в", тому "віл" "у" "горах".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi. Ve "dağlardaki öküz".В языке шумеров слово "вода" звучало точно так же как предлог "в", поэтому "бык в горах".
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.המילה השומרית למים נשמעה כמו המילה שלהם ל"ב-",
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.حسنا، كلمة الماء لدى السومرين تنطق مشابهة لكلمة ( في)
Sümer dilinde su kelimesinin sesi tıpkı "daki" ekininki gibi.「中」を表す言葉と同じ発音でした それで「山の中の牛」
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Keď sa plyn minie, Surya použije výlučky z bioplynovej komory na svoje plodiny.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.수리야는 바이오가스를 빼고 남은 것을 가져다가 농작물에 뿌립니다.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya enlève les déchets du digesteur de biogaz une fois le gaz libéré, et le répand sur ses cultures.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya haalt het afval uit de biogaskamer en gebruikt het op zijn gewassen.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya lleva los residuos fuera de la cámara de biogás cuando el gas se acaba, lo coloca en sus cultivos.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya mang chất thải đã hết biogas đi bón ruộng.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya mengambil sampah dari ruang biogas setelah gasnya dikeluarkan, ia menggunakannya untuk tanamannya.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya tar avfallet från biogaskammaren när den utgjutit all gas- han lägger den sedan på sina grödor.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Surya zabiera kompost z komory, gdy uwolni już gaz i używa go jako nawozu.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Сурья забирает отходы из камеры с биогазом, когда весь газ выходит, и удобряет свои посевы.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.Суря взема отпадъците от камерата за биогаз когато изхвърли газа, той ги поставя на неговите култури.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.סוריה מוציא את הפסולת ממתקן הביו-גז כאשר זה ממסך את הגז, הוא משתמש בו ליבול שלו.
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.عندما ينفذ الغاز, يضعها على محاصيله تضاعف دخل محصوله ثلاث مرات
Surya, gazı bittiğinde, biyogaz odasından atıkları alıp ekinlerinin üzerine döküyor.排泄物を室から出すと 農作物の肥料に使います そして収穫高は3倍になり
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.2つの穀物に頼れますから 唯一の問題はジャガイモが まずそうだという事です
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.A také méně riskujete hladomor, protože vás jistí dvě úrody, ne jen jedna.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Con un rischio molto minore di carestie, perché si poteva di fatto contare su due raccolti, non su uno solo.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Dan resiko kelaparan akan menjadi lebih rendah, karena anda akan memiliki dua sumber, bukan satu.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Het risico op hongersnood nam af, omdat je dan twee gewassen had om op terug te vallen.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.I znacznie mniejsze ryzyko głodu, ponieważ możesz polegać na dwóch, a nie na jednym plonie.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Kisebb az esély egy éhínségre, mert így két termésre hagyatkozhatsz, nem csak egyre.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.따라서 기아가 발생할 확률이 줄어든다는 거죠. 의존할 곡물이 한 가지에서 두 가지로 늘어나니까요.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Och risken för svält skulle bli lägre, tack vare att man hade två grödor att falla tillbaka till.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Og man får en meget mindre risiko for hungersnød, fordi man har to afgrøder at falde tilbage på, ikke kun en.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Teriam um risco muito menor de ter fomes, porque passariam a depender de duas colheitas em vez de uma só.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Và nguy cơ nạn đói sẽ thấp hơn, vì nông dân có 2 vụ mùa màng, không phải một.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.Και σημαντικότερα ελάχιστο ρίσκο λιμού, επειδή είχες 2 σοδειές για να στηριχτείς παρά μία.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.А и рискът от глад е далеч по-малък, защото всъщност можеш да разчиташ на две култури, а не на една.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.И риск голода намного снижается, потому что у вас два продукта для пропитания, а не один.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.ויש סכנה הרבה יותר נמוכה לרעב, משום שיש שני יבולים לסמוך עליהם, ולא אחד.
Ve de kıtlık riskiniz azalırdı, çünkü toplayacağınız iki ekin olurdu bir değil.كما انك ستقلل الكثير من مخاطر حدوث المجاعات لانك ستعتمد في تلك الحالة على محصولين لا على واحد فقط
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek.물론 아무 접두사도 없으면 1 을 의미합니다
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek.A pak je tu místo, samozřejmě bez předpony, pro 1.
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek.Dacă nu e niciun prefix, înseamnă că ai 1.
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek.E poi, naturalmente, se non hai prefisso, significa 1.
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek.És akkor ott van még az előtag nélküli érték is, mely 1-et jelent.
Ve tabii ki, hiç bir ön ekiniz yoksa bu 1 demek. Hiçbir ön ek yok.Y por supuesto, si no hay prefijo, eso significa 1.