Malzemelerin geri kalanını ekleyin.Add the rest of the ingredients.
Ne tür ekmek istiyorsun?What kind of bread do you want?
Nasıl ekmek istiyorsun?What kind of bread do you want?
Tom hiçbir ek ayrıntı vermedi.Tom gave no additional details.
Tom yahniye brokoli ekledi.Tom added broccoli to the stew.
Tom Ekim ayında tutuklandı.Tom was arrested in October.
Tom "bu sıkıcıydı" diye ekledi."It was boring," Tom added.
Başka ekleyeceğin ne?What else would you add?
Ekim ayında yine bana sor.Ask me again in October.
Onu faturama ekle.Add that to my bill.
Hiç kimse John'ı cümle eklemekten durduramaz.Nobody will be able to stop Dan from adding sentences.
Ekranın sağ üst köşesindeki "giriş tuşuna" tıklayın.Click on "log in" at the top-right corner of the screen.
Tom ekmek kızartma makinesine iki dilim ekmek koydu ve kolu aşağı itti.Tom put two slices of bread into the toaster and pushed down on the lever.
Tom sadece bir dilim ekmek yedi.Tom ate only one slice of bread.
Tom ekibe gerçekten yardım etti.Tom has really helped the team.
Yüz eksi doksan ondur.A hundred minus ninety is ten.
Tom ekim ayında bizimle Boston'a gitmek istediğini söyledi.Tom said he'd love to go to Boston with us in October.
Biz bir sürü iş ekliyoruz.We're adding a lot of jobs.
Tom 20 Ekim 2013 tarihinde öldürüldü.Tom was murdered on October 20, 2013.
Ekonomi yeniden yapılandırıldı.The economy has been resructured.
Biz ekim ayına kadar bilmeyeceğiz.We won't know until October.
Ekleyecek başka hiçbir şeyim yok.I don't have anything else to add.
Ekstra tedbirli olmak istiyoruz.We want to be extra cautious.
Köylüler pirinç ekiyorlar.The peasants are planting rice.
Tom 20 Ekim'de gelecek.Tom will come on October 20th.
Biz ekim ayından beri buradayız.We've been here since October.
Biz ekim ayından beri burada bulunuyoruz.We've been here since October.
Tom ekim ayında evde olacak.Tom will be home in October.
Biz ekmek alacağız.We will buy bread.
Biz Ekim ayında açmayı umuyoruz.We're hoping to open in October.
Kurtarma ekibi yaralıları kurtardı.The rescue team rescued the injured.
Bir şey eksik gibi görünüyor.Something seems to be missing.
Telefonumun ekranında bozuk bir piksel var.My phone's screen has a broken pixel.
Türkçe sondan eklemeli bir dil.Turkish is an agglutinating language.
Eksiksiz bir şiir, bir duygunun düşünceyi ve düşüncenin kelimeleri bulduğu yerdir.A complete poem is one where an emotion finds the thought and the thought finds the words.
Bu yasa ekonomik durgunlukların olumsuz etkilerini hafifletir.This law mitigates the negative effects of economic recessions.
Ananas yemekten hoşlanmam. Çok ekşidirler.I don't like eating pineapples. They taste quite sour.
Olağanüstü bir tasarım ekibimiz var.We have an extraordinary design team.
Tom geçen ekimde geri geldi.Tom came back last October.
Ekibimizde bir sürü harika adam var.We have a lot of great guys on our team.
İyi bir ekibimiz var ve herkes onu biliyor.We have a good team and everyone knows it.
Planımızı tamamlamak için Ekim ayına kadar zamanımız var.We have until October to complete our plan.
Bunu muhtemelen önümüzdeki ekim ayına kadar tekrar yapmayacağız.We probably won't do that again until next October.
Ekran, 4:3 en-boy oranına sahip.The screen has an aspect ratio of 4:3.
Ekibi hazırlamayı umuyorum.I'm hoping to make the team.
Ekim ayında otuz oluyorum.I'm turning thirty in October.
Tom Mary'den onun ekibine katılmasını istedi.Tom asked Mary to join his team.
Kuştan korkan darı ekmez.He who is frightened of a sparrow will never sow barley.
Tom'dan süpermarkete gitmesini ve bir ekmek almasını istedim.I asked Tom to go to the supermarket and buy some bread.
Tom, ekim ayından beri Boston'a gitmedi.Tom hasn't been to Boston since October.
Tom geçtiğimiz Ekim ayında Boston'a döndü.Tom came back to Boston last October.
Kahvene şeker ekledin.You added sugar to your coffee.
Ekibim on kişi içeriyor.My team contains ten people.
Eklembacaklıların daha fazla ayağı vardır.Arthropods have more feet.
Yönetmelikler ekonomiye zarar verir.Regulations harm the economy.
Düşük vergi ekonomiye yardımcı olur.Lower taxes help the economy.
Yüksek vergiler ekonomiye zarar veriyor.Higher taxes hurt the economy.
Gelecek ekim ayında otuz yaşında olacağım.I'll be thirty next October.
Mary'ye ekmek yapmayı öğrettim.I taught Mary how to make bread.
Mary'ye nasıl ekmek yapacağını öğrettim.I taught Mary how to make bread.