İki nolu efsane:Δεύτερος μύθος:
İki nolu efsane:Мит номер две:
İki nolu efsane:Миф второй: Орфей.
İki nolu efsane:מיתוס שני: אורפיאוס, בחור נפלא,
İki nolu efsane:خرافة رقم اثنين: اورفيوس، الرجل الرائع،
İki nolu efsane:魅力的で 人気者 素晴らしい吟遊詩人でした
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi처음으로,
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Pela primeira vez, ouve-se a Marilyn comentar as lendárias gotas de N°5.
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Per la prima volta, Marilyn cita le famose gocce di N°5.
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Po raz pierwszy słyszymy Marilyn mówiącą o legendarnych kropelkach N°5.
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Por primera vez, oímos a Marilyn evocar esas legendarias gotas de N°5.
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Zum ersten Mal hören wir Marilyn über N°5 sprechen.
İlk defa, Marilyn'i o efsanevi N°5 damlalarından söz ederken duyuyoruz.Впервые мы слышим, как Мэрилин рассказывает о легендарном N°5.
İlk defa, Marilyn'i o efsaneviN°5のエピソードについて語る マリリンの声です
İlk defa, Marilyn'i o efsaneviOn entend pour la première fois
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.A primeira coisa é que o grande mito, o número um, é que não é realmente um crime.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Der erste große Irrtum ist, dass dies eigentlich gar kein Verbrechen ist.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Điều đầu tiên là lầm tưởng lớn nhất, số một, đó là, trên thực tế, tham nhũng không hoàn toàn là một tội ác.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.För det första handlar det om den mest utbredda myten, om att det egentligen inte är ett brott.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.첫번째 크게 잘못된 믿음은 부패는 실제 범죄가 아니라는 겁니다.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.La prima cosa è che il mito più grande, il numero uno, è che di fatto non è proprio un crimine.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Lo primero es el gran mito, el número uno, es que de hecho no es verdaderamente un crimen.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Om te beginnen de grote mythe: het is geen echte misdaad.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Pierwszą sprawą jest błędne przekonanie, że korupcja nie jest przestępstwem.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Po prvé tu máme obrovský mýtus číslo jeden, podľa ktorého korupcia nie je vlastne zločin.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Především velký mýtus číslo jedna je, že korupce ve skutečnosti není trestný čin.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Primul mit mare, numărul unu, cum că nu ar fi chiar așa o abatere.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Prvič; velika neresnica številka ena je, da sama po sebi sploh ni zločin.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Πρώτον, ο μεγάλος μύθος, νούμερο ένα, είναι ότι δεν πρόκειται πραγματικά για έγκλημα.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Вначале поговорим о мифах. Миф номер 1, что на самом деле это не преступление.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.По-перше, великий міф номер один полягає в тому, що це насправді не є злочином.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.Първото нещо, най-големият мит, е, че корупцията не е престъпление.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.קודם כל, ישנו המיתוס הגדול, מספר אחד, שבעצם לא מדובר באמת בפשע.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.أول شيء هو أن الخرافة الكبيرة، رقم واحد، هي أن الفساد في الواقع ليس حقاً جريمة.
İlk gelen şu büyük efsane, bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir şuç değil.第1に 「汚職は実は犯罪ではない」 というものです 知り合いや家族と一緒にいる時
Ingrid Persaud (IP): Tamamen biçimlenmiş bir yazar fikri, sadece dahiyane bir efsane şeklidir.Ингрид Персод (ИП): Сама мысль о том, что однажды можно стать абсолютно профессиональным писателем — мифична.
İnsanların büyük kısmı topraklarını genişletmeyi veya efsanevi bir zenginliğe sahip olmayı istemez.Masses de gens jamais veulent étendre leurs territoires ni cherchent-ils à obtenir richesse légendaire.
İskandinav efsaneleri üzerine.C'est basé sur une légende nordique.
İskandinav efsaneleri üzerine.È basata su una leggenda norrena.
İskandinav efsaneleri üzerine."É baseada na mitologia nórdica.
İskandinav efsaneleri üzerine.E bazată pe legenda lui Norse.
İskandinav efsaneleri üzerine.Egy norvég legenda az alapja.
İskandinav efsaneleri üzerine.Het is gebaseerd op een Noordse mythe.
İskandinav efsaneleri üzerine.Itu diambil berdasarkan legenda Norwegia.
İskandinav efsaneleri üzerine.Je založená na norské legendě.
İskandinav efsaneleri üzerine.그건 고대 스칸디나비아의 전설에 근거한 거야.
İskandinav efsaneleri üzerine.Nó dựa trên huyền thoại Norse.
İskandinav efsaneleri üzerine.Se basa en la mitología nórdica.
İskandinav efsaneleri üzerine.Sie basiert auf einer nordischen Legende.
İskandinav efsaneleri üzerine.Βασίζεται σ' ένα νορβηγικό μύθο.
İskandinav efsaneleri üzerine.И тя е базирана на нордическа ленгенда.
İskandinav efsaneleri üzerine.Она основана на германо-скандинавской мифологии.
İskandinav efsaneleri üzerine.היא מבוססת על אגדה נורבגית.
İskandinav efsaneleri üzerine.وهي مبنيةٌ على أسطورة طائر النورس
İskandinav efsaneleri üzerine.神と神話世界の住人が
İsterdim ki Sophia Loren'inkiler gibi bacaklarım ve efsanevi göğüslerim olsun.Áno, chcela by som mať dlhé nohy Sophie Loren a jej legendárne prsia.
İsterdim ki Sophia Loren'inkiler gibi bacaklarım ve efsanevi göğüslerim olsun.Ano, chtěla bych mít dlouhé nohy a legendární poprsí jako Sophia Loren.
İsterdim ki Sophia Loren'inkiler gibi bacaklarım ve efsanevi göğüslerim olsun.Da, mi-ar placea sa am picioarele lungi ai Sophiei Loren si sanii ei legendari.
İsterdim ki Sophia Loren'inkiler gibi bacaklarım ve efsanevi göğüslerim olsun.Igen, irigylem Sophia Loren hosszú lábait és legendás melleit.
İsterdim ki Sophia Loren'inkiler gibi bacaklarım ve efsanevi göğüslerim olsun.Ja, ich hätte gern Sophia Lorens lange Beine und ihre legendären Brüste.