Muay Tai boks efendisi olmak istemesi değildir.彼に取ってスポーツというのは
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.A Náman vojdúc oznámil to svojmu pánovi a riekol: Tak a tak hovorí dievčina, ktorá je z Izraelskej zeme.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.A on všed, oznámil pánu svému, řka: Takto a takto pravila děvečka, kteráž jest z země Izraelské.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Då gick hon åstad och berättade detta för sin herre och sade: »Så och så har flickan ifrån Israels land sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Então Naamã foi notificar a seu senhor, dizendo: Assim e assim falou a menina que é da terra de Israel.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.In Naaman gre noter h gospodu svojemu in mu pove, rekoč: Tako in tako je govorila deklica iz Izraelove dežele.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.나아만이 들어가서 그 주인에게 고하여 가로되 이스라엘 땅에서 온 계집아이의 말이 이러이러하더이다
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naaman alla dire à son maître: La jeune fille du pays d`Israël a parlé de telle et telle manière.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Nàaman andò a riferire al suo signore: «La giovane che proviene dal paese di Israele ha detto così e così»
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.[Naámán] beméne, és elbeszélé az õ urának, mondván: Így s így szólott az Izráel országából való leány!
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Na-a-man đem các lời này thưa lại cho chúa mình, mà rằng: Ðứa gái nhỏ ở xứ Y-sơ-ra-ên có nói thể nầy thể này.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naamán entró y habló a su señor, diciendo: --Así y así ha dicho la muchacha que es de la tierra de Israel
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Na'aman gikk inn til sin herre og fortalte ham det og sa: Så og så har piken fra Israels land sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naaman s'a dus şi a spus stăpînului său: ,,Fata aceea din ţara lui Israel a vorbit aşa şi aşa.``
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Naäman vertelde de koning wat het jonge meisje had gezegd.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Så kom Na'aman og fortalte sin Herre, hvad Pigen fra Israels Land havde sagt.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.Тогава влезе Нееман та съобщи на господаря си, казвайки: Така и така рече момата, която е от Израилевата земя.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.ויבא ויגד לאדניו לאמר כזאת וכזאת דברה הנערה אשר מארץ ישראל׃
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.فدخل واخبر سيده قائلا كذا وكذا قالت الجارية التي من ارض اسرائيل.
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.乃 縵 進 去 、 告 訴 他 主 人 說 、 以 色 列 國 的 女 子 如 此 如 此 說
Naaman gidip İsrailli kızın söylediklerini efendisi krala anlattı.乃縵進 去 、 告訴 他 主人 說 、 以色列 國 的 女子 如此 如此 說
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ale Uriáš spal u vrat domu královského se všemi služebníky pána svého, a nešel do domu svého.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ali Urija je spal pred vrati kraljeve hiše z vsemi hlapci gospoda svojega in ni šel doli v hišo svojo.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.그러나 우리아는 집으로 내려가지 아니하고 왕궁 문에서 그 주의 신복들로 더불어 잔지라
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Mas Urias dormiu � porta da casa real, com todos os servos do seu senhor, e não desceu a sua casa.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Ma Uria dormì alla porta della reggia con tutti i servi del suo signore e non scese a casa sua
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.men Urias lagde sig ved Indgangen til Kongens Palads hos sin Herres Folk og, gik ikke ned til sit Hus.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Nhưng U-ri không về nhà mình , ngủ tại cửa đền vua cùng các tôi_tớ vua .
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Nhưng U-ri không về nhà mình, ngủ tại cửa đền vua cùng các tôi tớ vua.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Pero Urías durmió a la puerta del palacio junto con todos los siervos de su señor, y no descendió a su casa
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Tetapi Uria tidak pulang melainkan tidur di depan pintu gerbang istana bersama para pengawal raja
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Но Урия спал у ворот царского дома со всеми слугами своего господина, и не пошел в свой дом.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.Но Урия спа при вратата на царската къща с всичките слуги на господаря си, и не слезе у дома си.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.וישכב אוריה פתח בית המלך את כל עבדי אדניו ולא ירד אל ביתו׃
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.ونام اوريا على باب بيت الملك مع جميع عبيد سيده ولم ينزل الى بيته.
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.烏 利 亞 卻 和 他 主 人 的 僕 人 一 同 睡 在 宮 門 外 、 沒 有 回 家 去
Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.烏利亞卻 和 他 主人 的 僕人 一同 睡在 宮門外 、 沒有 回家 去
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Ale povstal Jeroboám, syn Nebátov, služobník Šalamúna, syna Dávidovho, a sprotivil sa svojmu pánovi!
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Ale povstal Jeroboám syn Nebatův, služebník Šalomouna syna Davidova, a zprotivil se pánu svému.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Ali Jeroboam, sin Nebatov, hlapec Salomona, sinu Davidovega, je vstal in se uprl gospodu svojemu.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.다윗의 아들 솔로몬의 신복 느밧의 아들 여로보암이 일어나 그 주를 배반하고
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Lecz powstał Jeroboam, syn Nabatowy, sługa Salomona, syna Dawidowego, i stał się odpornym panu swemu.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Men Jerobeam, Nebats son, Salomos, Davids sons, tjänare, uppreste sig och avföll från sin herre.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Men Jeroboam, Nebats Søn, Davids Søn Salomos Træl, rejste sig og gjorde Oprør mod sin Herre,
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Men Jeroboam, Nebats sønn, Salomos, Davids sønns tjener, gjorde oprør mot sin herre.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Meskipun begitu, Yerobeam anak Nebat itu memberontak terhadap Salomo, rajanya
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Mindazáltal felkele Jeroboám, a Nébát fia, Salamonnak, a Dávid fiának szolgája, és támada az õ ura ellen;
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Mutta Jerobeam, Nebatin poika, Daavidin pojan Salomon palvelija, nousi ja kapinoitsi herraansa vastaan.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Pero Jeroboam hijo de Nabat, servidor de Salomón hijo de David, se levantó y se rebeló contra su señor
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Uw koning Jerobeam is slechts een dienaar van Davids zoon en bovendien nog een verrader van zijn meester.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.Но восстал Иеровоам, сын Наватов, раб Соломона, сына Давидова, и возмутился против господина своего.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.ויקם ירבעם בן נבט עבד שלמה בן דויד וימרד על אדניו׃
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.فقام يربعام بن نباط عبد سليمان بن داود وعصى سيده.
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.無 奈 大 衛 兒 子 所 羅 門 的 臣 僕 、 尼 八 兒 子 耶 羅 波 安 、 起 來 背 叛 他 的 主 人
Nevat oğlu Yarovam efendisi Davut oğlu Süleymana başkaldırdı.無奈 大衛兒子 所羅門 的 臣僕 、 尼 八 兒 子耶 羅波安 、 起 來 背叛 他 的 主人
‹‹Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.Der Jünger ist nicht über seinen Meister noch der Knecht über den Herrn.
‹‹Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.Een leerling is niet meer dan zijn leraar en een knecht niet meer dan zijn baas.
‹‹Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.Ei ole opetuslapsi opettajaansa parempi, eikä palvelija parempi isäntäänsä.
‹‹Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir."El discípulo no es más que su maestro, ni el siervo más que su señor
‹‹Öğrenci öğretmeninden, köle efendisinden üstün değildir.En Discipel er ikke over sin Mester, ej heller en Tjener over sin Herre.