Büyüklüğü ne kadar? Efendim, en iyi tahminle 97.6 milyar......מה סוג הנזק ?נזק-
-Buyurun efendim?- Sì, signore?
- Çalıştırıldı, efendim. Aman Tanrım.Jézusom, már megint kezdi.
- Çalıştırıldı, efendim. Aman Tanrım.- Liaison rétablie.
- Çalıştırıldı, efendim. Aman Tanrım.- Verbindung besteht wieder.
- Çalıştırıldı, efendim.- Am reluat legătura, domnule. Oh, Doamne.
- Çalıştırıldı, efendim.- Collegamento ristabilito, signore.
- Çalıştırıldı, efendim.De novo em linha. Meu Deus...
- Çalıştırıldı, efendim.-Kết nối trở lại. Chúa ơi.
- Çalıştırıldı, efendim.Kita kembali berhubung, tuan.
- Çalıştırıldı, efendim.-Linkki on taas kunnossa, sir.
- Çalıştırıldı, efendim.Restableciendo conexión.
- Çalıştırıldı, efendim.- Spet imamo zvezo.
- Çalıştırıldı, efendim.-Spojení navázáno.
- Çalıştırıldı, efendim.- Vi är tillbaka, sir.
- Çalıştırıldı, efendim.- Vi er tilbage, sir.
- Çalıştırıldı, efendim.Ze starten 'm weer. - Verbinding hersteld.
- Çalıştırıldı, efendim.- Възстанових връзката.
- Çalıştırıldı, efendim.- Възстанових връзката. О, боже.
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Asiat ovat pudonneet pois, sir, niin pahaksi onneksi
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Dinge haben, Sir gefallen, so unglücklich
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet dingen zijn gevallen, meneer, zo ongelukkig
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet dolgok estek meg, uram, így unluckily
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCAPULET 볼거리 및 즐길 거리 때문에 불행하게도, 각하를 빠졌어요
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Saker har fallit ut, sir, så olyckligtvis
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCAPULET Stvari so padle ven, sir, zato nesrečo
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Tingene har faldet ud, sir, så uheldigvis
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Věci vypadli, pane, tak nešťastně
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCapulet Veci vypadli, pane, tak nešťastne
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCAPULET Τα πράγματα έχουν πέσει έξω, κύριε, οπότε δυστυχώς
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCAPULET Нещата са паднали, сър, така нещастие
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüChoses CAPULET sont tombés, monsieur, si malencontreusement
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCoisas Capuleto ter caído fora, senhor, por isso infelizmente
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCo Kapulet wypadł, proszę pana, tak nieszczęśliwie
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCosas Capuleto han quedado fuera, señor, por lo que desgraciadamente
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüCose Capuleti sono caduti, signore, così purtroppo
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüHal Capulet telah jatuh keluar, Pak, jadi sayangnya
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüInterese Capulet au scăzut, domnule, aşa nefericire
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüNhững điều Capulet đã giảm, thưa ông, vì vậy không may mắn
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüКапулетти Вещи выпали, сэр, так что к несчастью
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüדברים CAPULET נפלו החוצה, אדוני, כך לרוע מזלו
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştüوتراجعت الامور CAPULET بها ، يا سيدي ، حتى سوء الحظ
Capulet'in şeyler kadar yazık ki, efendim düştü私達が私達の娘を移動する時間がありませんでしたしていること:あなたを見て、彼女は、心から彼女の親類ティバルトをlov'd
- Çay geliyor mu? - Ţimdi geliyor efendim.le thé arrive ?
- Çay geliyor mu? - Ţimdi geliyor efendim.Που είναι το τσάι;
- Çay geliyor mu? - Ţimdi geliyor efendim.Къде ми е чаят?
Çay hazır mı? Evet, efendim.-Onko tee jo valmista?
- Çekil kenara. - Tamam, efendim.- 비켜봐요! - 네
- Çekil kenara. - Tamam, efendim.- Minggir - Baiklah
- Çekil kenara. - Tamam, efendim.تنحى جانباً- حاضر سيدي
Cenab-ı Hakk'ı temsil eden Efendimiz'dir. Ayağa kalk! Tazim et Peygambere (sav), Ya Seyyidi Ya ResulAllah.هو نبينا . قفوا . عظموا النبي .
Cep kilidimi açmayı sorduğunuzda gururla “hayır” dediğim için beni affedin efendim.Ik wil mij ook verontschuldigen voor mijn trotse 'nee' op uw vraag mijn mobiel te ontgrendelen.
Cep kilidimi açmayı sorduğunuzda gururla “hayır” dediğim için beni affedin efendim.Le chiedo scusa, non volevo dirle "No" con tale superbia quando mi ha chiesto di sbloccare il mio cellulare.
Cep kilidimi açmayı sorduğunuzda gururla “hayır” dediğim için beni affedin efendim.Также прошу прошения, я не хотела так гордо сказать «нет», когда вы попросили меня разблокировать мой телефон.
Cevap, 'Ah, evet efendim...' Doğru olması gereken, cevap değil, fark ediştir.Não é a resposta que precisa de estar correcta.
Çok büyük olduğunu hissediyorum, efendim.Det føles næsten for stort.
Çok büyük olduğunu hissediyorum, efendim.Det kanske är för stort, sir.
Çok büyük olduğunu hissediyorum, efendim.Ho la sensazione che sia davvero grande.
Çok büyük olduğunu hissediyorum, efendim.Mam wrażenie, że jest za duża.
Çok büyük olduğunu hissediyorum, efendim.Se voi olla meille liian suuri.