efendim ile cümle
efendim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Niin ensimmäinen tuli esiin ja sanoi: `Herra, sinun leiviskäsi on tuottanut kymmenen leiviskää`.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Og den første trådte frem og sagde: Herre! dit Pund har erhvervet ti Pund til.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Pelayan pertama datang dan berkata, 'Tuan, satu uang emas yang Tuan berikan itu, sudah saya jadikan sepuluh.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Si presentò il primo e disse: Signore, la tua mina ha fruttato altre dieci mine
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Tedy przyszedł pierwszy, mówiąc: Panie! grzywna twoja dziesięć grzywien urobiła.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Vino el primero y dijo: 'Señor, tu mina ha producido diez minas.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Και ηλθεν ο πρωτος, λεγων Κυριε, η μνα σου εκερδησε δεκα μνας.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Дойде, прочее, първият и рече: Господарю, твоята мнаса спечели десет мнаси.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Прийшов же первий, кажучи: Пане, мина твоя приробила десять мин.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›Пришел первый и сказал: господин! мина твоя принесла десять мин.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›ויבא הראשון ויאמר אדני מנה שלך הביא עשרת מנים׃
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›فجاء الاول قائلا يا سيد مناك ربح عشرة أمناء.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›頭 一 個 上 來 說 、 主 阿 、 你 的 一 錠 銀 子 、 已 經 賺 了 十 錠
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›頭一個上 來說 、 主阿 、 你 的 一 錠 銀子 、 已 經賺 了 十錠
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."편지인가?습니까"라고 물었다. "오직 가출 반지, 선생님,"그녀는 대답했다.
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."كان ذلك خطابا؟" سأل. "فقط عصابة هارب ، يا سيدي ،" أجابت.
"Bir mektup?" Diye sordu. "Sadece kaçak bir halka, efendim," diye yanıtladı."私は、夜に落ち着きがないよ、"彼は彼自身に言った。
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Ein Treffen wie ein Handtuch Ajussi, wie erging es Ihnen in den letzten Tag?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Intalnirea batistelor.. Domnule , la dvs. cum a fost ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Một buổi gặp gỡ như là khăn tay. Bác ơi, còn bác thì sao ạ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nagyon tetszik ez a mondás, a keszkenő féle találkozás. Uram, és magának?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Nenäliinan kaltainen tapaaminen. Herra entä sinä?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Seperti pertemuan sapu tangan. Tuan, bagaimankah dengan anda?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Spotkanie jak chusteczka. Proszę pana, a jak to jest z panem?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Une rencontre "mouchoir"... Monsieur, comment vous trouvez ?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Un incontro tra fazzoletti. Signore, come è stato per lei?
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?Μου αρέσει πάρα <br />πολύ αυτή η φράση, η συνάντηση με το μαντήλι.<br /> Κύριε, πως ήταν με εσάς;
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?لقاء مثل لقاء المنديل سيدي, كيف هو معك؟
Bir mendil toplantisi efendim, sizce nasildi?おじさんは どうでしたか? 私も おじさんにとって ハンカチのような人に なれたらいいのに
Bir oğlunuz oldu efendim.Fiad született, uram.
Bir oğlunuz oldu efendim.Ihr habt einen Sohn, mein Herr.
- Bir sandalye alın efendim.Hier, ga zitten.
- Bir sandalye alın efendim.- Sæt Dem endelig ned.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.Duduklah./ Terima kasih, Smith.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.- Siéntese Sr. - Gracias, señor Smith.
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith..תפוס מקום .'תודה, סמית -
- Bir sandalye alın efendim. - Sağol, Smith.تفضل سيدي - (شكرا لك ، (سميث -
- Bir sandalye alın efendim.- Slå dig ner.
- Bir sandalye alın efendim.- Ülj ide.
- Bir sandalye alın efendim.- Καθόμαστε...
- Bir sandalye alın efendim.Седнете сър.
- Bir sandalye alın efendim.- Седни накрая.
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Bạn có thể nghĩ bất cứ điều gì?" "Không phải tại thời điểm này, thưa ông."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Czy możesz myśleć o niczym?" Nie "w momencie, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Dapatkah Anda memikirkan sesuatu?" "Tidak pada saat ini, Sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kan du komma på något?" "Inte just nu, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kan du komme i tanke om noget?" "Ikke lige nu, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kannst du dir nichts?" "Im Moment nicht, Sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""당신은 아무것도 생각하지 않아요?" "아직은 없어요, 선생님."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Kun jij iets?" "Niet op dit moment, meneer."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Napadá ťa niečo?" "Nie, v túto chvíľu, pane."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Napadá tě něco?" "Ne, v tuto chvíli, pane."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Poate te gândeşti la ceva?" Nu "la acest moment, domnule."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Pouvez-vous penser à quelque chose?" "Pas pour le moment, monsieur."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Puoi pensare a qualcosa?" Not "al momento, signore."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Si lahko zamislite kaj?" "Ni v tem trenutku, gospod."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Tudsz gondol valamit?" "Nem abban a pillanatban, uram."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Voitko kuvitella mitään?" "Ei tällä hetkellä, sir."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Μπορείτε να σκεφτείτε κάτι;" "Όχι αυτή τη στιγμή, κύριε."
"Bir şey düşünmek mi?" Şu anda değil, efendim. ""Може ли да се сетя за нищо?" Не "в момента, сър."