Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,종들로는 자기 상전들에게 범사에 순종하여 기쁘게 하고 거스려 말하지 말며
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Sług nauczaj, aby byli poddani panom swoim, we wszystkiem się im podobając, nie odmawiając,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Sluhovia vlastným pánom sa podriaďovať a ľúbiť sa im vo všetkom; nech neodhovárajú,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Služebníky uč, ať jsou poddáni pánům svým, ve všem jim se líbíce, neodmlouvajíce,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,szolgákat [intsed,] hogy az õ uraiknak engedelmeskedjenek, mindenben kedvöket keressék, ne ellenkezzenek,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Tjenere skal du formane til å være lydige mot sine egne herrer, i alle ting å tekkes dem, ikke å si imot,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Τους δουλους να υποτασσωνται εις τους εαυτων δεσποτας, να ευαρεστωσιν εις αυτους κατα παντα, να μη αντιλεγωσι,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Рабов увещевай повиноваться своим господам, угождать им во всем, не прекословить,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Слуги своїм панам щоб корились, у всьому догоджали, не відказуючи,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,העבדים יכנעו לאדניהם ויתרצו להם בכל דבר ולא ימרו את דבריהם׃
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,والعبيد ان يخضعوا لسادتهم ويرضوهم في كل شيء غير مناقضين
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,勸 僕 人 要 順 服 自 己 的 主 人 、 凡 事 討 他 的 喜 歡 . 不 可 頂 撞 他
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,勸僕 人 要 順服 自己 的 主人 、 凡 事 討 他 的 喜歡.不可頂 撞 他
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.à côté d`eux travaillèrent les Tekoïtes, dont les principaux ne se soumirent pas au service de leur seigneur.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.alături de ei au lucrat Tecoiţii, ai căror fruntaşi nu s'au supus în slujba Domnului.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.ao lado destes repararam os tecoítas; porém os seus nobres não meteram o pescoço os serviço do Senhor.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.Därbredvid arbetade tekoaiterna, men de förnämsta bland dem ville icke böja sin hals till att tjäna sin Herre.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.In njim ob strani so popravljali Tekojčani; a njih imenitniki niso upognili vratu k službi svojega Gospoda.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.Kế chúng , những người Tê-cô - a tu_bổ ; song các người tước_vị họ chẳng ghé_vai vào công_việc của Chúa mình .
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.Kế chúng, những người Tê-cô-a tu bổ; song các người tước vị họ chẳng ghé vai vào công việc của Chúa mình.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.그 다음은 드고아 사람들이 중수하였으나 그 귀족들은 그 주의 역사에 담부치 아니하였으며
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.Neben ihnen bauten die von Thekoa; aber ihre Vornehmeren brachten ihren Hals nicht zum Dienst ihrer Herren.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.И до него поправяха текойците; но големците им не се впрегнаха в делото на своя Господ.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.подле них чинили Фекойцы; впрочем знатнейшие из них не наклонили шеи своей поработать для Господа своего.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.ועל ידם החזיקו התקועים ואדיריהם לא הביאו צורם בעבדת אדניהם׃
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.وبجانبهم رمم التقوعيون واما عظماؤهم فلم يدخلوا اعناقهم في عمل سيدهم.
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.其 次 是 提 哥 亞 人 修 造 . 但 是 他 們 的 貴 冑 、 不 用 肩 擔 他 們 主 的 工 作 。 〔 肩 原 文 作 頸 項
Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar.其次 是 提哥 亞人 修造 . 但是 他 們的貴冑 、 不用 肩擔 他 們主 的 工作 。 〔 肩 原文 作 頸項
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.9살짜리는 숨기는 것의 귀재들입니다
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.9-latki to mistrzowie zacierania śladów.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.A kilencévesek az elfedés mesterei.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.A los nueve años son maestros del encubrimiento.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Anak sembilan tahun, unggul dalam menutupi sesuatu.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.A nove anni sono già maestri.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Chín tuổi, ta là chuyên gia bao biện.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Deväťroční sú majstri ututlávania.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Devítileté děti jsou mistři v maskování.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.La 9 ani sunt maeștrii mușamalizării.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Les enfants de neuf ans maitrisent l'étouffement d'une affaire.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Negenjarigen, meesterlijke verbergers.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Neunjährige sind Meister des Verbergens.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Niårige, mestre i at dække over noget.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Nioåringar är mästare på att skyla över.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Os de nove anos, são mestres do encobrimento.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Τα εννιάχρονα, αριστοτέχνες στη συγκάλυψη.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Девет годишните са царе на измамите.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Девятилетние дети уже мастера маскировки.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.Дев'ятирічні майстерно приховують свої вчинки.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.בני תשע, אמני הסתרת האמת.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.وفي سن التاسعة يكون قد برع في ممارسة الكذب.
Örtbasın efendileri dokuz yaşındakiler.大学に入学するころには
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Các bạn thấy vậy , buồn lắm , đến thuật lại cùng chủ mình mọi điều đã xảy_ra .
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Các bạn thấy vậy, buồn lắm, đến thuật lại cùng chủ mình mọi điều đã xảy ra.
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Enkele andere mensen die het zagen, vonden dit verschrikkelijk. Ze gingen het de koning vertellen.
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Ketika hamba-hamba yang lain melihat apa yang sudah terjadi, mereka sedih dan melaporkan hal itu kepada raja
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.그 동관들이 그것을 보고 심히 민망하여 주인에게 가서 그 일을 다 고하니
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Бачивши ж товариші його, що сталось, жалкували вельми, й, пійшовши, сказали своєму панові все, що сталось.
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.Товарищи его, видев происшедшее, очень огорчились и, придя, рассказали государю своему все бывшее.
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.וחבריו העבדים ראו את הנעשה ויעצבו מאד ויבאו ויגידו לאדניהם את כל אשר נעשה׃
Öteki köleler, olanları görünce çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlattılar.فلما رأى العبيد رفقاؤه ما كان حزنوا جدا وأتوا وقصّوا على سيدهم كل ما جرى.