Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.É a filha mais velha do amo, com 15 anos, que já é uma veterana no casamento e no parto.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.Es ist des Herrn älteste Tochter. Sie ist 15 und kennt sich mit Heirat sowie Geburten schon aus.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.Es la hija mayor del amo, de 15 años, que ya es veterana del matrimonio y del parto.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.Het is de 15-jarige oudste dochter van de meester, die allang getrouwd is en kinderen heeft.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.To najstarsza córka pana, ma 15 lat, wie już, co to małżeństwo i rodzenie dzieci.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.Это старшая дочь семьи — ей 15 лет, и она уже ветеран в браке и деторождении.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.זו הבת הבכורה של האדון, בת 15, שכבר וותיקה בנישואין ולידה.
Efendilerinin 15 yaşındaki evli ve çocuklu en büyük kızı.彼女は結婚と出産を経験済みです 彼女の名前がわかりますか?
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Aber statt ihres Herrn kommt ein schwangerer Teenager herein.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Ce n'est pas leur maître qui entre, mais, au contraire, une adolescente enceinte.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Do środka nie wchodzi jednak ich pan, lecz nastolatka w ciąży.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Ecco che entra non il loro padrone ma, invece, un'adolescente incinta.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Em vez de entrar o senhor deles, entra uma adolescente grávida.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.걸어나온 것은 주인이 아니라 임신한 십대였습니다.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Người bước vào không phải là ông chủ mà, thay vào đó, là một bà mẹ trẻ.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.No entra su amo; en vez de eso, una adolescente embarazada.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.Но в дом входит вовсе не хозяин, а беременная девочка подросток.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.פנימה נכנס לא האדון שלהם אלא, במקומו, צעירה בהריון.
Gelen kişi efendileri değil, hamile bir genç kız.妊娠した10代の娘でした 主人の長女で 彼女は15歳です
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Các nô lệ, già, trẻ, gái, trai, vẫn đứng đợi ông chủ về.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.De slaven, jong, oud, man of vrouw, wachten op de terugkomst van hun eigenaar.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Die Sklaven, alt wie jung, männlich wie weiblich, warten auf die Rückkehr ihres Herrn.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Gli schiavi, giovani e anziani, maschi e femmine, attendono il ritorno del loro padrone.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.젋은 노예, 나이든 노예 남자 노예, 여자 노예들은 그들이 주인이 돌아오기를 기다립니다.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Les esclaves, les jeunes et les vieux, hommes et femmes, attendent le retour de leur propriétaire.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Los esclavos, jóvenes y viejos, hombres y mujeres, esperan el regreso de su amo.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Niewolnicy, młodzi i starzy, mężczyźni i kobiety, czekają na powrót właściciela.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Os escravos, jovens e velhos, homens e mulheres, aguardam o regresso do seu dono.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.Все рабы, от мала до велика, мужчины и женщины, с трепетом ждут прибытия хозяина.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.העבדים, צעירים וזקנים, גברים ונשים, מחכים לחזרת אדונם.
Genç yaşlı, kadın erkek, tüm köleler efendilerinin dönüşünü bekliyor.男性も女性も 主人の帰りを待っています 主人が戻ると 罰を与え
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona povedala: Tak je, Pane, lebo aj šteňatá jedia z odrobiniek, ktoré padajú zo stola ich pánov.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona řekla: Takť jest, Pane. Avšak štěňata jedí drobty, kteříž padají z stolů pánů jejich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››A ona rzekła: Tak jest, Panie! a wszakże i szczenięta jedzą odrobiny, które padają z stołu panów ich.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ao que ela disse: Sim, Senhor, mas até os cachorrinhos comem das migalhas que caem da mesa dos seus donos.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››"Benar, Tuan," jawab wanita itu, "tetapi anjing pun makan sisa-sisa yang jatuh dari meja tuannya.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››,,Da, Doamne``, a zis ea, ,,dar şi căţeii mănîncă fărămiturile cari cad de la masa stăpînilor lor.``
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Hon sade: »Ja, Herre. Också äta ju hundarna allenast av de smulor som falla ifrån deras herrars bord.»
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››여자가 가로되 주여 옳소이다마는 개들도 제 주인의 상에서 떨어지는 부스러기를 먹나이다 하니
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sa: Det er sant, Herre! for de små hunder eter jo av de smuler som faller fra deres herrers bord.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Men hun sagde: "Jo, Herre! de små Hunde æde jo dog også af de Smuler, som falde fra deres Herrers Bord."
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Ona pa reče: Da, Gospod, toda tudi psički jedo od drobtinic, ki padajo z mize njih gospodarjev.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Oui, Seigneur, dit-elle, mais les petits chiens mangent les miettes qui tombent de la table de leurs maîtres.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Sie sprach: Ja, HERR; aber doch essen die Hündlein von den Brosamlein, die von ihrer Herren Tisch fallen.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Y ella dijo: --Sí, Señor. Pero aun los perritos comen de las migajas que caen de la mesa de sus dueños
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А вона каже: Так, Господи; тільки ж і собаки їдять кришки, що падають із стола в господаря їх.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››А тя рече: Така, Господи; ни и кученцата ядат от трохите, които падат от трапезата на господарите им.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››Она сказала: так, Господи! но и псы едят крохи, которые падают со стола господ их.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››ותאמר כן אדני אפס כי גם צעירי הכלבים יאכלו מפרורים הנפלים מעל שלחן אדניהם׃
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››فقالت نعم يا سيد. والكلاب ايضا تأكل من الفتات الذي يسقط من مائدة اربابها.
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦 人 說 、 主 阿 、 不 錯 . 但 是 狗 也 喫 他 主 人 桌 子 上 掉 下 來 的 碎 渣 兒
Kadın, ‹‹Haklısın, ya Rab›› dedi. ‹‹Ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer.››婦人說 、 主阿 、 不 錯 . 但是 狗 也 喫他 主人 桌子 上 掉下 來 的 碎渣兒
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Den Knechten sage, daß sie ihren Herren untertänig seien, in allen Dingen zu Gefallen tun, nicht widerbellen,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Esorta gli schiavi a esser sottomessi in tutto ai loro padroni; li accontentino e non li contraddicano
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Exhorta a los siervos a que estén sujetos a sus propios amos en todo: que sean complacientes y no respondones
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Exorta os servos a que sejam submissos a seus senhores em tudo, sendo-lhes agradáveis, não os contradizendo
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Hãy khuyên những tôi tớ phải vâng phục chủ mình, phải làm đẹp lòng chủ trong mọi việc, chớ cãi trả,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Hãy khuyên những tôi_tớ phải vâng phục chủ mình , phải làm đẹp_lòng chủ trong mọi việc , chớ cãi trả ,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Hlapce opominjaj, naj bodo pokorni svojim gospodarjem, v vsem jim pogodu, naj ne ugovarjajo,
Köleleri, her konuda efendilerine bağımlı olmaya özendir. Efendilerini hoşnut etsinler. Ters yanıt vermeden,Kehoita palvelijoita olemaan isännilleen kaikessa alamaisia, heille mieliksi, etteivät vastustele,