Bu insanlar ekonomiye katılacak olan onlarca trilyon doları temsil ediyorlar.Тези хора представляват десетки трилиони долари инжектирани в глобалната икономика.
Bu insanlar ekonomiye katılacak olan onlarca trilyon doları temsil ediyorlar.Эти люди представляют десятки триллионов долларов, вливающихся в мировую экономику.
Bu insanlar ekonomiye katılacak olan onlarca trilyon doları temsil ediyorlar.האנשים האלו מייצגים עשרות טריליוני דולרים שיוזרמו לכלכלה הגלובאלית.
Bu insanlar ekonomiye katılacak olan onlarca trilyon doları temsil ediyorlar.يمثلون هؤلاء الناس عشرات التريليونات من الدولارات حقنت في الاقتصاد العالمي.
Bu insanlar ekonomiye katılacak olan onlarca trilyon doları temsil ediyorlar.数十兆ドルの注入を 意味することになるのです そして トライコーダーを使い
Bu keresteleri kađýt hamuru için kullanýyorlar ve hepsini ABD ve Japonya'ya ihraç ediyorlar.모두 수출할 뿐입니다. 별 다른 부가가치를 창출해내지 못하죠.
Bu keresteleri kađýt hamuru için kullanýyorlar ve hepsini ABD ve Japonya'ya ihraç ediyorlar.Len to jednoducho exportujú na celulózu a papier, a dosky a preglejky, a čokoľvek iné.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.화장실에 대해 얘기하고, 깨끗하게 만들었지요.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.Mereka membicarakan dan membersihkannya.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.הם מדברים על זה. הם הפכו את זה למקובל.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.يتحدثون حول الأمر. لقد قاموا بتطهيره.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.皆がそうできるよう願います 難しいことはありません
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Alcuni reagiscono dicendo che la crescita è necessaria per sconfiggere la povertà.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Daraufhin sagen einige Leute, wir brauchen Wachstum, um die Armut zu lösen.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.En respuesta, algunas personas dicen: necesitamos el crecimiento, solucionar la pobreza.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Jotkut ihmiset väittävät, että tarvitsemme kasvua ratkaisemaan köyhyyden.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.이에 관한 반응으로 어떤 사람들은 우리는 성장이 필요하고 가난을 해결할 필요가 있다고 주장합니다
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Unii oameni consideră, că avem nevoie de creştere pentru a rezolva sărăcia.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Và để đáp lại, một số người cãi rằng chúng ta cần sự phát triển, cần nó để giải quyết đói nghèo.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Válaszul sokan vitáznak, hogy nekünk igenis kell a növekedés, hogy megoldja a szegénységet.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.Σαν αντεπιχείρημα μερικοί λένε, μα χρειαζόμαστε ανάπτυξη, τη χρειαζόμαστε για να λύσουμε τη φτώχεια.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.В ответ кто-то может поспорить, что нам нужно это развитие, нам нужно найти выход из нищеты.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.В отговор на това, някои хора твърдят, че ни трябва растеж, трябва ни за да се справим с бедността.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.בתגובה, אנשים מתווכחים ואומרים, אבל אנו זקוקים לצמיחה, אנו זקוקים לה כדי לפתור את בעיית העוני.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.البعض يرد مجادلا، لكننا نحتاج إلى النمو، نحتاجه لحل مشكل الفقر.
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.いや成長は必要だ 貧困根絶に必要だ 技術革新に 社会の安定維持に
Bunlar aslında aynı şeyleri temsil ediyorlar; ama sonuçları farklı.Alors, ces deux formes démontrent essentiellement la même chose.
Bunlar aslında aynı şeyleri temsil ediyorlar; ama sonuçları farklı.W pierwszym znasz a, b i chcesz obliczyć c.
Bunlar aslında aynı şeyleri temsil ediyorlar; ama sonuçları farklı.Тук по същество се казва едно и също нещо, просто е налице различен вид резултати.
Bunlar, farklı bir amaca hizmet ediyorlar ancak, bir şekilde silah haline dönüşebiliyorlar veya dönüşmüşler.Objekte die zu etwas anderem benutzt werden, aber als Waffen missbraucht werden.
Bunlar, farklı bir amaca hizmet ediyorlar ancak, bir şekilde silah haline dönüşebiliyorlar veya dönüşmüşler.Son objetos con diferentes utilidades que se pueden convertir, o se han convertido en armas.
Bunlar inançlıları, havarileri temsil ediyorlar. Ve elbette İsa gibi, Tanrı'nın havarilerini.Reprezentują one wiernych, wszystkich apostołów i oczywiście jak Jezus - Baranka Bożego.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.De samlade dem, och lämnade in dem på olika platser i de olika städerna för att hålla ordning på dem.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Họ đã thu thập và bàn giao chúng để bảo quản ở những nơi xung quanh các thị xã.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Ils les collectaient et les rapportaient à différents endroits dans ces villes pour les garder en lieu sûr.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Juntavam-nos e entregavam-nos em vários sítios nas diferentes cidades para serem bem guardados.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.그것들을 모아 두었다가 안전하게 보관할 수 있게 곳곳에 설치된 보관소로 보냈죠.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Le adunau şi le predau în diferite locuri în oraşe pentru a fi păstrate în siguranţă.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Le raccoglievano e le consegnavano in vari posti in più città affinché venissero messe al sicuro.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Recogerlas y llevarlas a diferentes lugares de los pueblos de alrededor para guardarlas.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Sbírali je dohromady a předávali je do úschovy na nejrůznějších místech v různých městech.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Sie sammelten sie und brachten sie zur Aufbewahrung zu verschiedenen Orten in den verschiedenen Städten.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Zbierali ich a odovzdávali do úschovy na viacerých mestách.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Zbierali i oddawali do różnych miejsc na przechowanie.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Ze werden ingezameld en op verschillende plaatsen in de omringende steden bewaard.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Τα μάζευαν και τα έδιναν σε διάφορα μέρη τριγύρω σε διάφορες πόλεις για ασφαλή αποθήκευση.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Ми разом збирали фото і відео та передавали наші знахідки на зберігання до різних міст країни.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.Те ги събираха и ги окачваха на различни места в различни градове за безопасно съхранение.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.הם אספו ומסרו אותם לכל מיני מקומות בערים שונות, למשמרת.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.لقد كانوا يجمعونها ويسلمونها إلى أماكن مختلفة حول البلدات المختلفة لحفظها في صناديق الآمانات.
Bunları biriktiriyorlardı ve farklı kasabalardaki birçok yere bunları saklamaları için teslim ediyorlardı.町のあちこちにある保管所に持ち寄ったのです この時 私は初めて気付いたのですが
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Dette var de som tjente kongen, foruten de krigsfolk som kongen hadde lagt i de faste byer i hele Juda.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Disse stod i Kongens Tjeneste, og dertil kom de, som Kongen havde lagt i de befæstede Byer hele Juda over.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Ðó là những người giúp việc vua, trừ ra những người mà vua đặt trong các thành bền vững khắp xứ Giu-đa.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Ðó là những người giúp_việc vua , trừ ra những người mà vua đặt trong các thành bền_vững khắp xứ Giu-đa .
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Estes estavam no serviço do rei, afora os que o rei tinha posto nas cidades fortes por todo o Judá.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.이는 다 왕을 섬기는 자요 이 외에 또 온 유다 견고한 성에 왕이 군사를 두었더라
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Tí posluhovali kráľovi, krome tých, ktorých umiestil kráľ v ohradených mestách po celom Judsku.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Ti sloužili králi, kromě těch, kteréž byl osadil král po městech hrazených po všem Judstvu.
Bunlar kralın surlu Yahuda kentlerine yerleştirdiği askerlerin yanısıra, ona hizmet ediyorlardı.Ti so vsi stregli kralju, razen tistih, ki jih je bil kralj namestil v utrjenih mestih po vsem Judovem.