Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Was meine Seele widerte anzurühren, das ist meine Speise, mir zum Ekel.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Τα πραγματα, τα οποια η ψυχη μου απεστρεφετο να εγγιση, εγειναν ως το αηδες φαγητον μου.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.До чего не хотела коснуться душа моя, то составляетотвратительную пищу мою.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.Душата ми се отвращава да ги допре; Те ми станаха като омразно ястие.
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.מאנה לנגוע נפשי המה כדוי לחמי׃
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.ما عافت نفسي ان تمسّها هذه صارت مثل خبزي الكريه
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.看 為 可 厭 的 食 物 、 我 心 不 肯 挨 近
Böyle yiyeceklere dokunmak istemiyorum, Beni hasta ediyorlar.看為可厭 的 食物 、 我心 不 肯 挨近
Bu ađaçlara ve toprađa anamýz gibi davranýrýz. Bu insanlar, anamýza tecavüz ediyorlar.모호크 인디언 공동체 비극의 날이었습니다.
Bu ađaçlara ve toprađa anamýz gibi davranýrýz. Bu insanlar, anamýza tecavüz ediyorlar."Местная полиция в снаряжении для подавления бунтов штурмовала баррикады, построенные Мохавками.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Aközben pedig kérék õt a tanítványok, mondván: Mester, egyél!
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.A medzi tým ho boli prosili učeníci a hovorili: Rabbi, jedz!
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.A tymczasem prosili go uczniowie, mówiąc: Mistrzu! jedz.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Entrementes os seus discípulos lhe rogavam, dizendo: Rabi, come.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Imens bad disiplene ham og sa: Rabbi, et!
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Imidlertid bade Disciplene ham og sagde: "Rabbi, spis!"
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Indes aber ermahnten ihn die Jünger und sprachen: Rabbi, iß!
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Intanto i discepoli lo pregavano: «Rabbì, mangia»
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.În timpul acesta, ucenicii Îl rugau să mănînce, şi ziceau: ,,Învăţătorule, mănîncă!``
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.그 사이에 제자들이 청하여 가로되 랍비여 잡수소서
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Medtem so ga pa učenci prosili, rekoč: Rabi, jej!
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Mezi tím pak prosili ho učedlníci, řkouce: Mistře, pojez.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Mientras tanto, los discípulos le rogaban diciendo: --Rabí, come
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Ondertussen vroegen de discipelen of Jezus iets wilde eten.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Pendant ce temps, les disciples le pressaient de manger, disant: Rabbi, mange.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Sementara itu pengikut-pengikut-Nya mengajak Yesus makan. "Bapak Guru," kata mereka, "silakan makan.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Sillävälin opetuslapset pyysivät häntä sanoen: "Rabbi, syö!"
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Song le, môn đồ nài nỉ một bên Ngài mà rằng: Thưa thầy, xin hãy ăn.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Song_le , môn_đồ nài_nỉ một bên Ngài mà rằng : Thưa thầy , xin hãy ăn .
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Under tiden bådo lärjungarna honom och sade: »Rabbi, tag och ät.»
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Εν δε τω μεταξυ οι μαθηται παρεκαλουν αυτον λεγοντες Ραββι, φαγε.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.А Той им рече: Аз имам храна да ям, за която вие не знаете.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Между тем ученики просили Его, говоря: Равви! ешь.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.Тим часом просили Його ученики: Рави, їж.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.טרם יבאו ותלמידיו בקשו ממנו לאמר אכל נא אדני׃
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.وفي اثناء ذلك سأله تلاميذه قائلين يا معلّم كل.
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.這 其 間 、 門 徒 對 耶 穌 說 、 拉 比 、 請 喫
Bu arada öğrencileri Ona, ‹‹Rabbî, yemek ye!›› diye rica ediyorlardı.這其間 、 門徒 對耶穌說 、 拉比 、 請喫
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Ces lionnes, vues de loin, ont l'air de se battre.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Deze leeuwinnen, van een afstand gezien, leken ruzie te hebben.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Diese Löwinnen sehen von Weitem so aus, als würden sie kämpfen.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Disse løvinder, set på afstand, så ud til at være oppe og slås.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Estas leoas, vistas à distância, parecem estar a lutar.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Estas leonas, vistas de lejos, parecían estar peleando.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Ezek az oroszlánok messziről úgy tűnnek, mintha harcolnának.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.여기 암컷 사자들은 멀리서 봤을 때에는 싸우는 것처럼 보입니다.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Leoaicele astea, văzute de la distanţă, păreau că se luptă.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Những sư tử con này, nhìn từ xa, trông giống như chúng đang đánh nhau.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Queste leonesse, viste da una certa distanza, sembrava che stessero combattendo.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Te lwice, oglądane z daleka, wyglądają jakby walczyły.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Zdálky se zdá, že se lvice perou.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Αυτές οι λιονταρίνες, αν κάποιος τις έβλεπε από μακριά, θα νόμιζε πως μάλωναν.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Здалеку здається, що ці левиці б'ються.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Тези лъвици, снимани от разстояние, изглеждат все едно се бият.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.Эти львицы, при наблюдении издали, выглядели как дерущиеся.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.מרחוק, נראה שהלביאות האלה רבות.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.هذه اللبوات تبدوا من بعيد و كأنها تتعارك.
Bu dişi aslanlara uzaktan bakıldığında kavga ediyorlarmış gibi görünüyor.近寄って見ると 白クマとエスキモー犬と同じです
Bu durumda onlar kuzenlerini durdurup tekrar ediyorlar, benim vaktimi harcadıklarını düşünmeden.Det skapar en möljighet där de nu kan pausa och upprepa sin kusin utan att känna att de ödslar min tid.
Bu durumda onlar kuzenlerini durdurup tekrar ediyorlar, benim vaktimi harcadıklarını düşünmeden.그들은 사촌의 시간을 낭비하도록 만든다는 느낌을 가지지 않고 제가 가르쳤던 내용을 반복 시청할 수 있습니다.