15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.Ve Švýcarsku před asi 15 lety se snažili rozhodnout, kam umístit úložiště jaderného odpadu.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.W Szwajcarii jakieś 15 lat temu próbowano zdecydować, gdzie umieścić wysypisko odpadów atomowych.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.Στη Ελβετία, περίπου 15 χρόνια πριν ήθελαν να αποφασίσουν που να αποθέσουν πυρηνικά απόβλητα.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.В Швейцария преди около 15 години се опитвали да решат къде да разположат хранилищата за ядрени отпадъци.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.Около 15 лет назад в Швейцарии обсуждался вопрос, где лучше захоронить ядерные отходы.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.בשווייץ, לפני כ-15 שנה, ניסו להחליט היכן למקם אתרי פסולת גרעינית.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.في سويسرا، منذ حوالي 15 عامًا، كانوا يحاولون أن يقرروا أين يقيمون مستودعًا للنفايات النووية.
15 sene önce İsviçre'de nükleer çöplük yeri bulmaya gayret ediyorlardı.核廃棄物をどこで処理するか議論していました 国民投票が実施される際、心理学者は街頭で世論調査をし
30,000 yıldır seyahat ediyorlar."Това са фотони, които са се придвижвали 30 000 години.
3.4 milyon okyanus milini kontrol ediyorlar.그들은 340만 입방 마일의 해양을 통제하고,
3.4 milyon okyanus milini kontrol ediyorlar.Họ kiểm soát 14 ki-lô-mét khối nước biển,
3.4 milyon okyanus milini kontrol ediyorlar.הם שולטים על 14 מיליון ק"מ מעוקבים של אוקינוס,
3.4 milyon okyanus milini kontrol ediyorlar.يسيطرون على 3.4 مليون ميل مكعب من المحيط،
3.4 milyon okyanus milini kontrol ediyorlar.地球上のすべての海水の
500,000 adet yeni hisse senedi ihraç ediyorlar, hisse başına fiyat 10 $.Vydají 500 000 akcií za 10 dolarů za akcii.
Açık pozisyondayken fiyat yükselmeye başlarsa zarar ediyorlar.Ils chutent tous les jours.
Açık pozisyondayken fiyat yükselmeye başlarsa zarar ediyorlar.또 매일 떨어지고 있습니다.
Açık pozisyondayken fiyat yükselmeye başlarsa zarar ediyorlar.Padají každý den.
Açık pozisyondayken fiyat yükselmeye başlarsa zarar ediyorlar.あえて、ペナルティを
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.Algo maravilloso en un país donde
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.Ce qui est magnifique dans un pays où
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.소방관들을 이끌어 가고 있습니다.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.Sharman, đứng đầu đội cứu hỏa với những nhân viên của họ.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.Sharman, memimpin pemadaman api ini.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.Sharman, saját maguk vezetik a tűzoltást.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.הובילו את מבצע הכיבוי עם אנשיהם.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.قادوا عملية الإطفاء مع رجالهم.
A.K.Sharman adamlarıyla beraber yangına müdahele ediyorlar.肉体労働が侮蔑される国でも
Aktörler, o zaman yaşanan umutsuzluğu sergilemek için çok gayret ediyorlar.Para aktor bekerja sangat keras untuk menampilkan rasa patah hati dan putus asa dari perang tsb
Aktörler, o zaman yaşanan umutsuzluğu sergilemek için çok gayret ediyorlar.الممثلون عملوا بجهد لاظهاء حالات اليأس والقنوط في الحرب
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Argumentam que estão a combater uma terrível conspiração.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Azt vallják, hogy bűnös, gyáva összeesküvés ellen harcolnak.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.De påstår at de bekæmper en nedrig sammensværgelse.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Dicen que están luchando contra una conspiración ruin.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Ei susțin că se luptă cu o conspirație mișelească.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Il prétendent se battre contre une conspiration lâche.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.그들은 악랄한 음모에 맞서 싸우고 있다고 주장합니다.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Menurut mereka, mereka memerangi konspirasi yang pengecut.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Sie behaupten dass sie eine niederträchtige Verschwörung bekämpfen.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Sostengono di combattere contro una vile cospirazione.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Tvrdia, že bojujú proti podlej konšpirácii.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Tvrdí, že bojují proti hanebnému spiknutí.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Twierdzą, że walczą z podłym spiskiem.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Ze claimen in het geweer te komen tegen een lafhartige samenzwering.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Ισχυρίζονται ότι μάχονται εναντίων μιας ποταπής συνωμοσίας.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Вони заявляють про себе як про борців із підлою змовою.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Они утверждают, что сражаются с подлым сговором.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.Те твърдят, че се борят срещу подла конспирация.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.הם טוענים שהם נלחמים בקונספירציה שפלה.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.فهم يدعون أنهم يكافحون مؤامرة خسيسة.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.主張し 政府がインターネットを牛耳り
Ama çocukların umurunda değil. Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Pero a los niños no les importa, se divierten y continúan jugando en la arena.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Dar problema cu filosofii este că ei filozofau când ar fi trebuit să "ştiinţifieze".
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.하지만 그 철학자들의 문제점은 과학적으로 생각해야 하는 것조차도 심각하게 철학적이었다는 것이었습니다.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Maar het probleem met filosofen is dat zij filosoferen als ze zouden moeten 'wetenschapperen'.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Ma il problema con i filosofi è che stavano filosofeggiando mentre in realtà avrebbero dovuto scient-izzare.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Mais l'ennui avec les philosophes, c'est qu'ils philosophaient lorsqu'ils auraient dû faire de la science.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Men problemet med filosoferna är att de filosoferade när de borde ha vetenskap-ifierat.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Άλλα το πρόβλημα με τους φιλοσόφους είναι ότι φιλοσοφούσαν όταν έπρεπε να "επιστημούσαν".
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Але проблема з філософами в тому, що вони філософствують, замість того, щоб підійти з наукової точки зору.