edip ile cümle

edip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Acele edip hatalar yapmaktansa acele etmemen daha iyidir.It is better to take your time than to hurry and make mistakes.
Bizim başarımız onun bize yardım edip etmemesine bağlı.Our success depends on whether he helps us or not.
Bana yardım edip edemeyeceğini merak ediyordum.I was wondering if you could help me.
Lütfen bu filmi banyo edip yayınlayın.Please develop and print this film.
Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.We ought to have phoned ahead and reserved a table.
Onun benim önerimi kabul edip etmeyeceği şüpheli.It is doubtful whether he will accept my proposal or not.
Bize yardım edip edemeyeceğinizi merak ediyordum.I was wondering if you could help us.
Bebeğimi ona emanet edip alışverişe gittim.I left my baby in her care and went shopping.
Kabul edip etmeyeceğimi ya da reddedip etmeyeceğimi bilmiyorum.I don't know whether to accept or refuse.
Bana yardım edip etmeyeceğini ona sordum.I asked him if he would help me.
Yazıp yazmayacağımı ya da telefon edip etmeyeceğimi merak ediyorum.I wonder whether to write or phone.
Bunu yapmama birinin yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if someone could help me do this.
Önümüzdeki pazar günü bizi ziyaret edip etmeyeceğini bilmiyorum.I don't know if he will visit us next Sunday.
Onun kabul edip etmemesinin ne önemi var.It makes no difference whether he agrees or not.
Onun planımızı kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum.I don't know whether he will agree to our plan or not.
Suçunu kabul edip etmemesinin hiçbir önemi yok.It doesn't matter whether she admits her guilt or not.
Sorun onun gelecek ay bizi ziyaret edip etmeyeceğidir.The question is whether he will come to visit us next month.
Sorun ebeveynlerimin kabul edip etmeyecekleridir.The problem is whether my parents will agree or not.
Pekâlâ. Diğer on beş Almanca cümleyi tercüme edip, ondan sonra ayrılacağım.All right. I'll translate another fifteen sentences in German, and then leave.
Tom'un ne kadar yalnız olduğumu fark edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom realizes how lonely I am.
Tom Mary'nin hala onu takip edip etmediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.Tom looked over his shoulder to see if Mary was still following him.
Tom Meryem'i terk edip başka bir kadına gitti.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom Mary'nin teklifini kabul edip etmeyeceğini ya da reddedip etmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know whether to accept or to refuse Mary's offer.
Tom Mary'nin gitmeyi kabul edip etmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary will agree to go or not.
Tom Mary'nin onun teklifini kabul edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom ever took Mary up on her offer.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Tom Mary'nin aşkını kabul ya da onu red edip etmeyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know whether to accept Mary's love or refuse it.
Mary dans edip şarkı söylemeyi sever.Mary loves to dance and sing.
Tom'u işi yapması için ikna edip edemeyeceğimi görelim.Let's see if I can convince Tom to do the job.
Tom'un kabul edip etmemesi umurumda değil.I don't care if Tom approves or not.
Bunun bir şey ifade edip etmediğini bilmiyorum.I don't know if that means anything.
Tom'un yardım edip edemeyeceğini bilmiyorum.I don't know if Tom can help.
Gelecek hafta ona yardım edip edemeyeceğini Tom sana sormak istiyor.Tom wants to ask you if you'll help him next weekend.
Tom Mary'ye ona yardım edip etmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she would help him.
Bana yardım edip etmemen umurumda değil.I don't care if you help me or not.
Yardım edip edemeyeceğimi bilmiyorum.I don't know if I can help.
Bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.I wonder if you'd help us.
O flört edip etmediğini bilmiyordum.I didn't know if he was flirting.
Onun flört edip etmediğini bilmiyordum.I didn't know if she was flirting.
Bunu kabul edip etmeyeceğine karar verecek olan sensin.It's you who will decide whether to accept it or not.
Bu kenti terk edip asla geri dönmemek istiyorum.I want to leave this city and never come back.
Onun kabul edip etmeyeceği açık değil.It isn't clear whether she would agree.
Yardım edip edemeyeceğini merak ediyordum.I was wondering if you could help.
Tom'un bize yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom can help us.
Tom'un yarın bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom would mind helping us tomorrow.
Tom'un bize yardım edip etmeyeceğini merak ediyorum.I wonder whether Tom will help us.
Birinin bize bu konuda yardım edip edemeyeceğini çevredekilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see if anyone can help us out with this.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Tom Mary'ye ev ödevinde ona yardım edip etmeyeceğini sordu.Tom asked Mary if she would help him with his homework.
Boston'da olduğum sürece, Tom'u ziyaret edip edemeyeceğimi anlamaya çalışacağım.As long as I'm going to be in Boston, I'll try to see if I can visit Tom.
Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum.I don't know if we can help Tom this time.
Onların benden nefret edip etmedikleri benim bile umurumda değil.I don't even care if they hate me.
Benden nefret edip etmediğin benim bile umurumda değil.I don't even care if you hate me.
Benden nefret edip etmediği benim bile umurumda değil.I don't even care if he hates me.
Onun yardım edip etmeyeceğini zaten Tom'a sordum.I've already asked Tom whether he'd help or not.
Tom'a yardım edip etmeyeceğini sormak için asla benim bile bir şansım olmadı.I never even got a chance to ask Tom if he would help.
Sadece dikkat edip etmediğini görmek istedim.I just wanted to see if you were paying attention.
Bu havanın devam edip etmeyeceğini görmek ilginç olacaktır.It will be interesting to see whether this weather continues.
Bir yerli konuşucunun kendini bu şekilde ifade edip etmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt whether a native speaker would express himself this way.
Tom bana ona yardım edip etmeyeceğimi sordu.Tom asked me if I would help him.

İlgili Sayfalar