Edinburgh dünyadaki en sevdiğim yerdir.Edinburgh is my favourite place in the world.
Lütfen acele edin.Please hurry it up.
Devam edin ve onu deneyin.Go ahead and try it on.
Yaptığınızı yapmaya devam edin.Keep doing what you're doing.
Devam edin ve istediğiniz kadar yiyin.Go ahead and eat as much as you want.
Devam edin ve ihtiyacınız kadar alın.Go ahead and take as many as you need.
Burada görülecek hiçbir şey yok, millet. Devam edin.Nothing to see here, folks. Move along.
Lütfen arkada park edin.Please park in the back.
Tom kolayca arkadaşlar edinmez.Tom doesn't make friends easily.
Tom ve karısı bir kız evlat edindiler.Tom and his wife adopted a girl.
Onlar bir çocuğu evlet edindi.They adopted a kid.
Tom'un ne söylediğine dikkat edin.Pay attention to what Tom says.
İnternet sayesinde birçok arkadaş edinebiliriz.Through the Internet, we can make many friends.
Dümdüz yürümeye devam edin.Keep walking straight ahead.
İster kabul edin, ister etmeyin, bu tartışmaya açık bir görüştür.Accept it or not, this is a debatable view.
Çevrenizdekilerin ne yaptığına dikkat edin.Pay attention to what others around you are doing.
Buyrun, onu kontrol edin.Here, check it out.
Lütfen bir daha ki sefere bir parti yaptığınızda beni davet edin.Please invite me the next time you have a party.
Daha fazla bilgi için lütfen web sitemizi ziyaret edin.For more information, please visit our website.
Şimdiye dek arkadaş edindin mi?Have you made any friends yet?
Mektubu okuyarak bilgi edinebildi.He was able to get the information by reading the letter.
Evlat edinildiğimi her zaman biliyordum.I always knew I was adopted.
Tamam millet, devam edin.OK, people, move along.
Adımlara dikkat edin.Watch out for the steps.
Lütfen onun semtine kadar Tom'a eşlik edin.Please escort Tom to his quarters.
Tamam, siz ikiniz beni takip edin.OK, you two, follow me.
Lütfen kendinizi fazla zorlamamaya dikkat edin.Please be careful not to overexert yourself.
Lütfen odayı terk edin.Please leave the room.
Lütfen bunu not edin.Please write that down.
Yeni arkadaşlar edinmek istediğini söyledin.You said you wanted to make new friends.
Yeni arkadaşlar edinmede sorun yaşıyorum.I have trouble making new friends.
O hakkı edindiğimi umuyorum.I hope I got that right.
Kendi avukatını edinmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to get your own lawyer?
Biz düzenli olarak bir araya gelme alışkanlığını edindik.We made a habit of getting together regularly.
Tom ve Mary'nin kendi çocukları olamayınca onlar küçük bir kızı evlat edindiler.Since Tom and Mary can't have children themselves, they have adopted a little girl.
Bir şarkı seçin ve sözlerini kopya edin.Choose a song and transcribe the lyrics.
Hepimiz için dua edin.Pray for all of us.
Devam edin ve onu açın.Go ahead and open it up.
Gemiyi terk edin.Abandon ship.
Ona yardım edin.Help him.
Hiç arkadaş edindin mi?Did you make any friends?
Yeni arkadaşlar edinmekten hoşlanırım.I enjoy making new friends.
Onlara dikkat edin.Be careful with them.
Ona dikkat edin.Be careful with him.
Sadece onlara dikkat edin.Just be careful with them.
Sadece ona dikkat edin.Just be careful with him.
Lütfen onlara yardım edin.Please help them.
Lütfen ona yardım edin.Please help him.
Bize elinizden geldiğince yardım edin.Give us any help you can.
Onları aramaya devam edin.Keep looking for them.
Onu aramaya devam edin.Keep looking for him.
Onları bulmama yardım edin.Help me find them.
Biz onu evlat edindik.We adopted him.
Onun adı Linda Jones ve o Edinburghlu'dur.Her name is Linda Jones and she's from Edinburgh.
Dan ve Linda güzel küçük bir kızı evlat edindi.Dan and Linda adopted a lovely little girl.
Dan ve Linda küçük bir çocuğu evlat edinmeye karar verdi.Dan and Linda decided to adopt a little child.
Dan, Linda'nın sorunlu geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştı.Dan attempted to find out more about Linda's troubled past.
Dan işe giderken evindeki yangın hakkında bilgi edindi.Dan learnt about the fire at his home when he was on his way to work.
Tom ve Mary, John'u evlat edindiler.Tom and Mary adopted John.
Bizim çok az zamanımız var, bu yüzden lütfen acele edin.We have very little time, so please hurry.