Gabriella çok eski arkadaşım. Israr edince geldim.Gabriella stond erop dat ik kwam en zij is een goede vriend.
Gabriella çok eski arkadaşım. Israr edince geldim.Sí, Gabriela insistió en que venga y es una vieja amiga.
Gabriella çok eski arkadaşım. Israr edince geldim.غابريل أصرت أن أحضر و هي صديقة
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Am fost destul de surprins să descopăr cât de multe am de fapt.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Byłem nieco zdumiony, że mam ich aż tyle.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Di fatto, mi ha stupito non poco scoprire quante ne ho.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.En fait, j'etais quelque peu étonné d'en avoir autant.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Ich war ein wenig erstaunt, als ich entdeckte, wie viele das wirklich sind.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.사실 저는 제가 써 놓은 시가 꽤 많은 걸 보고 다소 놀랐습니다.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Quedé impresionado al descubrir cuántos tenía.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Tot mijn verbazing bleek ik er daar heel wat van te hebben.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Бях някак изумен да открия колко много всъщност имам.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.Я даже немного удивился, обнаружив, сколько их у меня.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.למען האמת, די הופתעתי ממספר השירים שיש לי.
Gerçekten de konuyla ilgili ne kadar çok şiirim olduğunu fark edince bayağı şaşırdım.كان لدي شيئا من الاندهاش لمعرفة الكم كم منها لدي فعلا .
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.Und als er starb, kamen sie und nahmen ihn mit ins Heilige Land (Jerusalem).
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.Y cuando él murió, se lo llevaron a la Tierra Santa (Jerusalén).
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.И когда он умер, они приехали забрать его на Святую Землю (Иерусалим).
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Andando elas, iam em qualquer das quatro direções sem se virarem quando andavam.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Cînd mergeau, alergau pe toate cele patru laturi ale lor, şi nu se întorceau deloc în mersul lor.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Cuando se desplazaban, lo hacían en cualquiera de las cuatro direcciones, y no viraban cuando se desplazaban
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.de kunde derfor gå til alle fire Sider; de vendte sig ikke, når de gik.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Dengan demikian roda-roda itu dapat menuju keempat jurusan
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.En cheminant, elles allaient de leurs quatre côtés, et elles ne se tournaient point dans leur marche.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Jártukban négy oldaluk felé mentek vala; meg nem fordulnak vala jártukban;
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Kadar so šla, so šla na svoje štiri strani; niso se obračala, ko so šla.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Keď išly, išly na svoje štyri strany; neobracaly sa, keď išly.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Khi đi tới , thì đều đi bốn phía mình : khi đi không phải xây lại .
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Khi đi tới, thì đều đi bốn phía mình: khi đi không phải xây lại.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.행할 때에는 사방으로 향한 대로 돌이키지 않고 행하며
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Mając iść na cztery strony swoje chodziły, a nie obracały się, gdy chodziły.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Na čtyři strany své jíti majíce, chodila, a neuchylovala se, když šla.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.När de skulle gå, kunde de gå åt alla fyra sidorna, de behövde icke vända sig, när de gingo.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Ne kulkivat neljään eri suuntaansa, kun kulkivat.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Potevano muoversi in quattro direzioni, senza aver bisogno di voltare nel muoversi
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Til alle fire sider gikk de når de gikk; de vendte sig ikke når de gikk.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Zij konden in alle richtingen bewegen zonder van stand te veranderen.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Οτε εβαδιζον, εκινουντο κατα τα τεσσαρα αυτων πλαγια δεν εστρεφοντο ενω εβαδιζον.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Когато вървяха, вървяха към четирите си страни; не се обръщаха като вървяха.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.Когда они шли, шли на четыре свои стороны; во время шествия необорачивались.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.על ארבעת רבעיהן בלכתם ילכו לא יסבו בלכתן׃
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.لما سارت سارت على جوانبها الاربعة. لم تدر عند سيرها.
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.輪 行 走 的 時 候 、 向 四 方 都 能 直 行 、 並 不 掉 轉
Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.輪 行走 的 時候 、 向 四 方 都能 直行 、 並不掉轉
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Als Indien unabhängig wurde, sah man in Unternehmern schlimme Typen, die einen ausbeuten.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Amikor India független lett, a vállalkozók nem tűntek fel jó színben, kizsákmányolóknak számítottak.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Când India a devenit independentă, antreprenorii erau văzuți ca indivizi răi, care exploatează.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Cuando India se independizó los emprendedores eran vistos como algo malo, como explotadores.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Gdy Indie uzyskały niepodległość, przedsiębiorcy postrzegani byli jako nieszczęście, jako wyzyskiwacze.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Když Indie získala nezávislost, byli podnikatelé vnímáni jako zloduchové, lidé, kteří budou zemi zneužívat.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Ketika India merdeka, pebisnis dilihat sebagai penjahat, orang-orang yang akan mengeksploitasi.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Khi Ấn Độ có các nhà doanh nghiệp độc lập được xem là kẻ xấu, như những kẻ bóc lột.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.인도가 독립할 무렵, 기업가는 사람을 착취하는 악당으로 여겨졌죠
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.Na India's onafhankelijkheid werden ondernemers gezien als slecht volk, als uitbuiters.
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.כאשר הודו קיבלה עצמאות, יזמים נראו כמשהו רע , כאנשים אשר רוצים לנצל
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.عندما حصلت الهند على الاستقلال اعتبر رجال الأعمال كحفنة سيئة،كأناس مستغلين
Hindistan bagımsızlıgı elde edince girişimciler kötü bir talih olarak görülduler, suistimalci insanlar olarak.人を搾取するくずと見なされていました しかし60年の時を経て 起業文化の台頭も追い風となり
Hızlarınız eşitlendiğinde hedefi yok edinceye kadar ateş et.Cuando vayáis a la misma velocidad, disparad hasta abatir al objetivo.
Hızlarınız eşitlendiğinde hedefi yok edinceye kadar ateş et.Jakmile jsou vaše rychlosti stejné, střílejte na cíl až do sestřelu.
Hızlarınız eşitlendiğinde hedefi yok edinceye kadar ateş et.Lorsque vous êtes à la même vitesse, engagez votre cible jusqu'à sa destruction.