Bu yas süreci üzerinde çalışıyordum. Kimseyle görüşmek istemediğimi fark edince hayrete düştüm.Проходячи через цей скорботний період, я з подивом виявила, що не хочу нікого бачити.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Alla fine ha capito che non catturavo pinguini vivi quindi mi ha portato dei pinguini morti.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Als sie schließlich verstand, dass ich keine lebenden fangen konnte, brachte sie mir tote Pinguine.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.A pak jí došlo, že neumím chytit živého, tak mi začala přinášet mrtvé tučňáky.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Apoi şi-a dat seamă că nu pot prinde pinguini vii, aşa că mi-a adus pinguini morţi.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.A potom, keď si uvedomila, že nedokážem chytiť živých, priniesla mi mŕtvych tučniakov.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Aztán amikor rájött, hogy nem tudok élő egyedeket elfogni, halott pingvineket hozott nekem.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.E então ela compreendeu que eu não os conseguia apanhar vivos, então ela trouxe-me pinguins mortos.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Entonces que se dio cuenta de que yo no podía atraparlos vivos así que me trajo pingüinos muertos.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Hon insåg att jag inte kunde fånga levande pingviner så hon hämtade döda pingviner till mig.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.그래서 그녀는 제가 살아있는 것을 잡지 못한다는 것을 알고, 그녀는 저한테 죽은 펭귄을 가지고 왔습니다.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Kun naaras ymmärsi, etten saisi kiinni eläviä, se toi minulle kuolleita pingviinejä.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Lalu dia menyadari saya tidak bisa menangkap penguin yang masih hidup, jadi dia membawa saya penguin mati.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Og så erkendte hun, at jeg ikke kunne fange de levende, så hun kom med en død pingvin.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Puis elle a réalisé que je ne pouvais pas attraper des manchots vivants, donc elle m'en a apporté des morts.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Toen realiseerde ze zich dat ik geen levende kon vangen, dus bracht ze me dode pinguïns.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Và rồi cô nàng nhận thấy tôi không thể bắt những con còn sống, nên cô nàng bắt cho tôi những con đã chết.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.Zrozumiała też, że nie umiałem łapać żywych pingwinów, więc przyniosła mi martwe.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.А потом она поняла, что я не могу поймать живых пингвинов и стала приносить мне мёртвых.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.И след това, тя осъзна, че не можех да хвана живи пингвини, затова ми донесе мъртви.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.І, коли вона зрозуміла, що я не міг спіймати живих, то почала приносити мені мертвих пінгвінів.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.ואז היא הבינה שאני לא יכול לתפוס אתם חיים, אז היא הביאה לי פינגווינים מתים.
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.ومن ثم ادركت انني لا استطيع ان افترس بطاريق على قيد الحياة لذا احضرت لي بطريقاً ميتاً
Canlı olanları yakalayamadığımı fark edince ölü penguenler getirmeye başladı.死んだペンギンを持ってくるようになりました (笑)
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.아마 그 이유는 우리가 뭔가에 대해 할 수 있다고 인정할때는, 우리가 꼭 뭔가를 해야만 할 때 뿐이기 때문일 것입니다.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Probabilmente perché se ammettessimo di poter fare qualcosa, poi saremmo costretti a farla.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Probabil pentru că atunci când recunoaştem că putem aduce schimbări, trebuie să facem ceva în direcţia asta.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Probablemente porque cuando admitimos que podemos hacer algo al respecto, tenemos que hacer algo al respecto.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Provavelmente porque, ao admitir que conseguimos fazer algo acerca disso, temos que fazer algo acerca disso.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Varmaan siksi, että kun myönnämme että voimme tehdä asialle jotain, meidän myös täytyy tehdä sille jotain.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Waarschijnlijk omdat als we toegeven dat we er wat aan kunnen doen, we dit ook moeten doen.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Wahrscheinlich weil, wenn wir zugeben etwas tun zu können, wir auch etwas tun müssen.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Zapewne dlatego, że jeśli przyznamy, że możemy coś z tym zrobić, będziemy musieli coś z tym zrobić.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Ίσως επειδή όταν παραδεχόμαστε ότι μπορούμε να κάνουμε κάτι, τότε πρέπει και να το κάνουμε.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.Може би защото, ако признаем, че можем да направим нещо по въпроса, ще трябва наистина да го сторим.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.יתכן כי ברגע שאנו מודים שאפשר לעשות משהו, אנחנו באמת חייבים לעשות אותו.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.ربما لأننا عندما نعترف بأننا يمكن أن نفعل شيئا حيال ذلك، يجب أن نفعل شيئاً حيال ذلك.
Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor.何かをやらなくてはならないんだ そりゃ厄介だよ
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Aber nach etwas Quengelei, machte er es.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Dał się jednak przekonać.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Dar, după ce l-am bătut la cap, l-am convins.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.De egy kis unszolásra mégis megtette.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.하지만 약간 귀찮게 들볶은 이후에, 그가 저를 광산으로 데려가도록 설득했습니다.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Maar na wat zeuren deed hij dat wel.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Ma dopo averlo scocciato per un po', l'ho convinto.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Mais après l'avoir embêté un peu, j'ai obtenu qu'il le fasse.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Mutta urputettuani vähän, hän suostui hommaan.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Nhưng sau khi tôi cằn nhằn một lúc, thì ông đã đồng ý.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Pero luego de insistir un poco, lo convencí.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Po troche naliehania sa mi ho podarilo presvedčiť.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Po troše škemrání jsem ho ale přesvědčil.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Tapi setelah saya bujuk, dia mau melakukannya.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Но след известно натякване го убедих да направи това.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Но я немного поныл и уговорил его.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.Я трохи понив, і все-таки вмовив його.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.אבל לאחר קצת נידנודים, שכנעתי אותו.
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.ولكن بعد الاصرار .. قام بذلك
Fakat biraz dırdır edince, bunu yapmasına ikna ettim.(動画) あれはひだ状の石灰岩です
Gabriella çok eski arkadaşım. Israr edince geldim.Bem, a Gabriela insistiu para que viesse, é uma velha amiga.
Gabriella çok eski arkadaşım. Israr edince geldim.Gabriella ragaszkodott hozzá, hogy eljöjjek, régi barátom.