Siz insanlar dünyevi dürtüleri düşürmeye teşvik edilmektedir.You people are urged to drop the earthly impulse.
Bir oğlan babasına benzemek için sünnet edilmelidir.A boy should be circumcised to look like his father.
Sanayinin konsolide edilmesi, bugünkü kazançla devam ediyor.The consolidation of the industry continues with today's acquisition.
Tom rahatsız edilmemek istedi.Tom asked not to be disturbed.
Bazı kurallar ihlal edilmek zorunda olabilir.Some rules may have to be broken.
Tom ve ben Mary'nin partisine davet edilmedik.Tom and I weren't invited to Mary's party.
Ben gözardı edilmekten hoşlanmam.I don't like to be ignored.
Tom yardım edilmek istemedi.Tom didn't want to be helped.
Bana bir iş teklif edilmedi.I wasn't offered a job.
Tom ve ben davet edilmedik.Tom and I weren't invited.
Tom'a bir iş teklif edilmedi.Tom wasn't offered a job.
Takdir edilmek istiyorum.I want to be admired.
Tom davet edilmeli.Tom should be invited.
Telefon ahizelerini uzun zaman zarflarında şarj dışında bırakmak tavsiye edilmez.It is not recommended to leave phone handsets out of the charger for long periods of time.
Geç gelenler kabul edilmedi.Late-comers were not admitted.
Tom bana ikna edilmediğini söyledi.Tom told me that he was unconvinced.
Tom, Mary'nin partisine davet edilmediği için üzgündü.Tom is upset because he wasn't invited to Mary's party.
Tom, Mary'nin partisine davet edilmeyi beklemiyordu.Tom didn't expect to be invited to Mary's party.
Tom, Mary'ye bir iş teklif edilmediğini söyledi.Tom said that Mary hadn't been offered a job.
Davet edilmediğimiz için partiye gitmedik.We didn't go to the party because we weren't invited.
Ben Tom'un düğününe davet edildim ama Mary edilmedi.I've been invited to Tom's wedding, but Mary hasn't.
Tom çalışıyorken rahatsız edilmektan nefret eder.Tom hates being disturbed when he's studying.
Ben partiye davet edilmedim, ama Tom edildi.I wasn't invited to the party, but Tom was.
Ben partiye davet edilmedim.I haven't been invited to the party.
Partiye davet edilmedim.I wasn't invited to the party.
Tom yardım edilmek zorunda değildi.Tom didn't have to be helped.
Tom takdir edilmek istiyor.Tom wanted to be admired.
Tom rahatsız edilmedi.Tom wasn't offended.
Tom, davet edilmez.Tom isn't invited.
Bu kamera tamir edilmeye değmez.It isn't worth repairing this camera.
Sami, doğduğu Mısır’a sınır dışı edilmekle karşı karşıyaydı.Sami faced deportation back to his native Egypt.
Sami'nin kabul edilmesi gerekiyordu.Sami needed to be accepted.
Sami hala Bekir Hapishanesinde idam edilmeyi bekliyor.Sami is still waiting execution at Bakir Prison.
Tom henüz infaz edilmedi.Tom hasn't been executed yet.
Tom henüz adalete teslim edilmedi.Tom hasn't been brought to justice yet.
Tom henüz sürgün edilmedi.Tom hasn't yet been deported.
Tom henüz bir şüpheli olarak bertaraf edilmedi.Tom hasn't yet been eliminated as a suspect.
Tom henüz tahliye edilmedi.Tom hasn't yet been evicted.
Pilin şarj edilmesi gerekiyor.The battery needs to be recharged.
Tom'un haberdar edilmesi gerekir.Tom needs to be notified.
Tom'un transfer edilmesi gerekir.Tom needs to be transferred.
Tom'un adil bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor.Tom needs to be treated fairly.
Tom emekli edilmekten hoşlanmayacak.Tom won't like being retired.
Tom, sınır dışı edilmeyeceğini umuyor.Tom hopes he won't be deported.
Tom diskalifiye edilmeyeceğini umuyor.Tom hopes he won't be disqualified.
Tom'un ikna edilmesi o kadar zor olmayacak.Tom won't be so difficult to convince.
Tom henüz mahkum edilmedi.Tom hasn't yet been sentenced.
Sami, Leyla'nın ailesi tarafından asla kabul edilmeyecektir.Sami will never be accepted by Layla's family.
Tom göz ardı edilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like being ignored.
Aracınızın park edilmez bir alana park edildiğinin farkında mısınız?Are you aware that your car is parked in a no-parking zone?
Yaptığım hiçbir şey takdir edilmedi.Nothing I do is appreciated.
Tom fark edilmeden kaçtı.Tom slipped away unnoticed.
Tom fark edilmeden tüydü.Tom slipped away unnoticed.
Tom fark edilmeden sıvıştı.Tom slipped away unnoticed.
Mary fark edilmeden kaçtı.Mary slipped away unnoticed.
Mary fark edilmeden tüydü.Mary slipped away unnoticed.
Mary fark edilmeden sıvıştı.Mary slipped away unnoticed.
Mary fark edilmeden sıvışıp gitti.Mary slipped away unnoticed.
Fark edilmeden sıvıştılar.They slipped away unnoticed.
Tom tedavi edilmeyi reddetti.Tom refused to be treated.