Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Je pense qu'on peut voir le même genre de parallèle quand les possibilités commerciales seront disponibles.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.상업적 사업이 시작되면 여러분은 어느 정도 평행이 되었다고 보실거라 생각합니다.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Mielestäni samansuuntainen vastaavuus näkyy tässä, kun tarjoamme kaupallisuutta. OK.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Most valami hasonló történik az űrturizmus terén is.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Myślę, że dostrzegacie podobną sytuację jeśli chodzi o loty pasażerskie.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Myslím, že paralelu podobného typu uvidíme i v případě nabízeného komerčního sektoru.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Penso que vocês vêem o mesmo tipo de paralelo quando se oferece a vertente comercial.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Potrebbe succedere qualcosa di analogo con i voli spaziali commerciali.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Νομίζω ότι βλέπετε τον ίδιο παραλληλισμό όταν το εμπορικό κομμάτι προσφέρεται.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Мисля, че може да видите същия паралел, когато се предлагат и комерсиалните неща.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Я думаю, ви вже спостерігаєте тенденцію, що стається, коли пропонуються комерційні послуги.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.Я думаю, вы можете провести параллель с тем, когда предлагаются коммерческие услуги.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.אני חושב שרואים את אותו סגנון של תבנית מקבילה כשמציעים טכנולוגיה מסחרית.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.أعتقد أنكم سترون نفس النوع من التوازي عندما يتوفر العرض التجاري.
Sanırım benzer paralelleri ticari araçların teklif edildiklerinde de görebilirsiniz.このような違いが出るのです ビジネスにおける、有人宇宙飛行の発展について考えてみましょう
*Silahlı kişiler tamir edildikten sonra Yemen petrol hattına saldırdı.* Un hombre armado ataca el oleoducto tras su reparación .
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Ale Paweł obrawszy sobie Sylę, wyszedł, będąc poruczony łasce Bożej od braci:
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.A Pavel připojiv k sobě Sílu, odšel, poručen jsa milosti Boží od bratří.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Còn Phao-lô sau khi đã chọn Si-la, và nhờ anh em giao phó mình cho ân điển Chúa, thì khởi đi.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Còn_Phao - lô sau khi đã chọn Si-la , và nhờ anh_em giao_phó mình cho ân điển Chúa , thì khởi đi .
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.바울은 실라를 택한 후에 형제들에게 주의 은혜에 부탁함을 받고 떠나
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Mas Paulo, tendo escolhido a Silas, partiu encomendado pelos irmãos � graça do Senhor.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Men Paulus udvalgte Silas og drog ud, anbefalet af Brødrene til Herrens Nåde.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.men Paulus valgte Silas til sin følgesvenn og drog ut, efterat brødrene hadde overgitt ham til Herrens nåde.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Mutta Paavali valitsi Silaan, ja veljet jättivät hänet Herran armon haltuun, ja hän lähti matkalle.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Pál pedig Silást választván maga mellé, elméne, az Isten kegyelmére bízatván az atyafiaktól.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Paolo invece scelse Sila e partì, raccomandato dai fratelli alla grazia del Signore
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Paul fit choix de Silas, et partit, recommandé par les frères à la grâce du Seigneur.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Paulus aber wählte Silas und zog hin, der Gnade Gottes befohlen von den Brüdern.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Pavel şi -a ales pe Sila, şi a plecat, dupăce a fost încredinţat de fraţi în grija harului Domnului.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.y Pablo escogió a Silas y salió encomendado por los hermanos a la gracia del Señor
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Ο δε Παυλος, εκλεξας τον Σιλαν, εξηλθε, παραδοθεις υπο των αδελφων εις την χαριν του Θεου.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.а Павел, избрав себе Силу, отправился, быв поручен братиями благодати Божией,
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.Павел же, вибравши Силу, пійшов, переданий благодатї Божій від братів,
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.ופולוס בחר לו את סילא וימסרהו האחים אל חסד יהוה ויצא׃
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.واما بولس فاختار سيلا وخرج مستودعا من الاخوة الى نعمة الله.
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.保 羅 揀 選 了 西 拉 、 也 出 去 、 蒙 弟 兄 們 把 他 交 於 主 的 恩 中
Silası seçen Pavlus ise, kardeşlerce Rabbin lütfuna emanet edildikten sonra yola çıktı.保羅揀選 了 西拉 、 也 出去 、 蒙 弟兄 們 把 他 交於主 的 恩中
Sol taraftaki kalıntılara baktığımızda terk edildiklerini, metruk halde olduklarını düşünüyoruz. .إذا رأيت إلى ما تبقى من البناء ترى هذا،من بين الكل،هذا منظر بئيس جدا من الإنقاض نفسها.
Soykırımda yerle bir edildikten sonra, güneş enerjisi jeneratörleri ve대량 학살 기간 동안 파괴되었지만 우리가 4개의 보건소와 함께
Soykırımda yerle bir edildikten sonra, güneş enerjisi jeneratörleri veמטופלים קיבלו טיפולים בבית חולים שנהרס בזמן רצח העם
Soykırımda yerle bir edildikten sonra, güneş enerjisi jeneratörleri veدخل المرضى للمستشفى الذي تم تدميره خلال الإبادة الجماعية
Soykırımda yerle bir edildikten sonra, güneş enerjisi jeneratörleri ve他の4つの診療所とともに修復をして 太陽エネルギー発電機を設置し
Teklif edildikten hemen sonraDès qu'elle fut proposée
Teklif edildikten hemen sonra나이지리아의 개혁가들은 곧 이 방법을 받아들여서
Teklif edildikten hemen sonraTan pronto fue propuesta
Teklif edildikten hemen sonraמיד שרעיון זה הוצע
Teklif edildikten hemen sonraما لبثت أن أقترحت
Teklif edildikten hemen sonraナイジェリアの改革派がそれを採用し 押し通し 収益を新聞で発表し
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Az őrizetbe vétel, a téves azonosítás vagy az alibi helyszínén.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.De arrestatieplek, de plek van het foutief identificeren, de alibi-locatie.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Der Ort der Festnahme, der Ort der falschen Identifizierung, der Alibiort.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Hiện trường bắt giữ, nơi nhận diện nhầm, địa điểm của chứng cớ ngoại phạm.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.체포현장, 잘못된 지목의 현장, 알리바이 장소 같은 곳들이죠. 체포현장, 잘못된 지목의 현장, 알리바이 장소 같은 곳들이죠.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.La escena del arresto, de identificación errónea, la ubicación de la coartada.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.La scena dell'arresto, la scena dell'erronea identificazione, il luogo dell'alibi.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Le lieu d'arrestation, de la fausse identification, ou de l'alibi.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Locul arestului, scena identificării greşite, locaţia-alibi.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.Miejsce aresztowania, miejsce złej identyfikacji, miejsce alibi.
Tutuklandıkları yer, yanlış teşhis edildikleri yer, suç esnasında bulundukları yer.O local da prisão, o local da falsa identificação, o local do álibi.