edi ile cümle
edi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'nin onun teklifini kabul edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom ever took Mary up on her offer.
Tom'un Mary'den ayrıldığına pişman olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever regrets leaving Mary.
Tom'un Mary kadar iyi şarkı söyleyip söylemediğini merak ediyorum.I wonder if Tom can sing as well as Mary.
Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu farkedip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Mary realizes how poor Tom really is.
Sadece, Tom'un Mary'ye âşık olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly be in love with Mary.
Ne zaman onların kol saatinde bir cep telefonuyla çıkacaklarını merak ediyorum.I wonder when they'll come out with a cell phone in a wrist watch.
Rüyalar beni deli ediyor.Dreams can make me crazy.
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Tom arabasız nasıl gezmesi gerektiğini merak ediyordu.Tom was wondering how he was supposed to get around without a car.
Tom Boston'da çalışmaya devam edip etmeyeceği konusunda karar vermeliydi.Tom needed to decide whether he would continue working in Boston.
Polis Tom'un olaya biraz ışık tutacağını umut ediyordu.The police were hoping that Tom could shed some light on the incident.
Tom'un arabası dükkânın önünde park edilmişti.Tom's car was parked in front of the convenience store.
Onunla birlikte gördüğüm insanların kim olduklarını merak ediyorum.I wonder who the people I saw her with were.
Tüm katkıların için teşekkürler. Yakında seni tekrar görmeyi umut ediyoruz.Thank you for all your contributions. We expect to see you again soon.
Sadece bir mağaza bu kitabı satışa arz ediyor.Only one store carries this book.
Kaynanamdan nefret ediyorum.I hate my mother-in-law.
Kayınvalidemden nefret ediyorum.I hate my mother-in-law.
Kuzey Kore'nin münzevi lideri enerji görüşmeleri için Rusya'yı ziyaret ediyor.North Korea’s reclusive leader visits Russia for talks on energy.
Onu severim ama bazen onun keskin dil beni çok fazla rahatsız ediyor.I like her, but sometimes her sharp tongue irritates me so much.
O zamandan beri ondan haber almadım. Onun ne yaptığını merak ediyorum.I haven't heard anything from him since then. I wonder what he's up to.
Burada, herkes saygı duyar ve takdir edilir.Here, everybody feels respected and appreciated.
Lütfen ayın sonuna kadar raporu teslim edin.Please turn in the report by the end of the month.
Süpermarketlerdeki yaşlı insanlar beni uyuz ediyorlar.Old people in supermarkets piss me off.
Lola'yı hiç bilmeyen sen, nasıl aşktan konuşmaya cüret ediyorsun?How dare you speak of love, you who never knew Lola?
Evrenin boyutu hayal edilemez.The size of the universe is unimaginable.
Tom eski eşinin ve onun yeni kocasının nasıl geçindiğini merak ediyordu.Tom wondered how his ex-wife and her new husband were getting along.
Küçük çocuk yavaş yavaş birkaç yeni arkadaş edindi.The small boy slowly made some new friends.
Bu patlamış mısırların tadı bayat. Ne zaman yapıldıklarını merak ediyorum.This popcorn tastes stale. I wonder when it was popped.
Tom patlamış mısırı neyin patlattığını merak ediyordu.Tom wondered what made popcorn pop.
Bert'in biseksüalitesi Tom'u rahatsız ediyordu ve Mary'yi heyecanlandırıyordu.Bert's bisexuality was troubling Tom and excited Mary.
"Mağarada ne oluyor? Merak ediyorum." "Hiçbir fikrim yok.""What's happening in the cave? I'm curious." "I have no idea."
Tom Mary'nin aşkını kabul ya da onu red edip etmeyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know whether to accept Mary's love or refuse it.
Bu soğuk havanın ne kadar süreceğini merak ediyorum.I wonder how long this cold weather will last.
Merak ediyordum.I was wondering.
Tom Mary'nin parkurun etrafında kaç kez koşacağını merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary was going to run around the track.
Tom Mary'nin yasayla kaç kez başının belaya girdiğini merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary had been in trouble with the law.
Tom Mary'nin kaç kez tutuklandığını merak ediyordu.Tom wondered how many times Mary had been arrested.
Tom davet edilse bile gitmez.Tom won't go even if he's invited.
Tom muhtemelen yarın hastaneden taburcu edilecek.Tom will likely be discharged from the hospital tomorrow.
Tom hapishanede yirmi yıla mahkûm edildi.Tom was sentenced to 20 years in prison.
Tom Mary'yi rahatsız ediyordu.Tom was getting under Mary's skin.
Tom Mary'nin geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyor.Tom wants to know more about Mary's past.
Tom tamir edilmesi için bilgisayarını içeri götürdü.Tom took his computer in to be repaired.
Tom Mary'nin yaptığı her şey hakkında şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom seems to complain about everything Mary does.
Tom ne kadar zengin olursa olsun herkese yalan söylemeye devam ediyor.Tom keeps telling everyone how rich he is.
Tom ne kadar meşgul olduğunu herkese söylemeye devam ediyor.Tom keeps telling everyone how busy he is.
Tom arsız çocuklarını kontrol edemeyen ebeveynlerden nefret ediyor.Tom hates parents who don't control their bratty children.
Tom buzlu yollarda araba sürmekten nefret ediyor.Tom hates driving on icy roads.
Tom arkadaş edinmede zorluk çekiyordu.Tom had trouble making friends.
Tom Mary'nin taşınmasına yardım etmeye ikna edildi.Tom got talked into helping Mary move.
Tom'a ateş edildi.Tom got shot at.
Tom bugün olanın her zaman tekrar olacağından şüphe ediyor.Tom doubts what happened today will ever happen again.
Tom Mary'nin hikayesinin gerçek olduğundan şüphe ediyor.Tom doubts Mary's story is true.
Tom bugün çok iyi görünmüyor. Sorunun ne olduğunu merak ediyorum.Tom doesn't look too good today. I wonder what the matter is.
Tom birçok partiye davet edilmez.Tom doesn't get invited to many parties.
Tom birkaç gün izin almayı hak ediyor.Tom deserves to take a few days off.
Tom ona ödediğimiz maaşı hak ediyor.Tom deserves the salary we pay him.
Tom bir tatili hak ediyor.Tom deserves a vacation.
Tom bir ödülü hak ediyor.Tom deserves a reward.
Tom nasıl dans edileceğini öğrenmenin zamanı olduğuna karar verdi.Tom decided it was time to learn how to dance.