edi ile cümle
edi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom terfi etmeyi hak ediyor.Tom deserves to be promoted.
Tom cezaevinde olmayı hak ediyor.Tom deserves to be in prison.
Tom suçlanmayı hak ediyor.Tom deserves to be blamed.
Tom ödülü hak ediyor.Tom deserves the prize.
Tom bir terfiyi hak ediyor.Tom deserves a promotion.
Tom her zaman şikâyet ediyor gibi görünüyor.Tom always seems to be complaining.
Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.Tom always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Tom'un şirketindeki işçiler daha kısa çalışma saatleri talep ediyorlar.The workers at Tom's company are demanding shorter working hours.
Bazıları Tom'un fikrine itiraz ediyor.Some object to Tom's opinion.
Tom'un ödevlerimde bana yardım etmeyi düşünüp düşünmeyeceğini merak ediyorum.I'm wondering whether Tom would ever consider helping me with my homework.
Tom'un dün gece niçin gelmediğini merak ediyorum.I wonder why Tom didn't show up last night.
Tom'un Noel ağacını süslemesine kimin yardımcı olacağını merak ediyorum.I wonder who will help Tom decorate the Christmas tree.
Tom'un buraya ne zaman varacağını merak ediyorum.I wonder when Tom will get here.
Tom'un benimle ilgili ne düşündüğünü merak ediyorum.I wonder what Tom thinks of me.
Noel yemeğinde Tom'un ne yediğini merak ediyorum.I wonder what Tom ate for his Christmas dinner.
İstediği tabloyu Tom'a almak için yeterli paramız olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if we'll have enough money to buy Tom the painting he wanted.
Tom'un zamanında buraya varıp varmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will get here on time.
Tom'un yaptığından pişmanlık duyup duymayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom regrets what he did.
Tom'un söylediğini gerçekten demek isteyip istemediğini merak ediyorum.I wonder if Tom really meant what he said.
Tom'un günde kaç saat çalıştığımı farkedip farketmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom realizes how many hours a day I work.
Tom'un ne kadar yalnız olduğumu fark edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom realizes how lonely I am.
Öldüğüm zaman Tom'un beni gerçekten özleyip özlemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom misses me when I'm gone.
Tom'un bir park bankında hiç uyuyup uyumadığını merak ediyorum.I wonder if Tom has ever slept on a park bench.
Tom'un daha küçük bir araba almayı düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom has ever considered buying a smaller car.
Tom'un pazar günü hiç çalışıp çalışmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever works on Sunday.
Tom'un her zaman ağlayıp ağlamadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever cries.
Ben sadece Tom'un muhtemelen hala okulda olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly still be at school.
Sadece yangını çıkaran kişinin belki Tom olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if maybe Tom was the one who started the fire.
Tom'un güzel şekilde Fransızcayı nasıl konuşacağına eğilimli olduğundan şüphe ediyorum.I doubt that Tom will ever learn how to speak French properly.
Tom Mary'nin nasıl geçineceği hakkında endişe ediyor.Tom worries about how Mary will make ends meet.
Tom, neden Mary'nin tek başına buraya geldiğini merak ediyor.Tom wonders why Mary came here alone.
Tom Mary'nin fikrini neyin değiştirebileceğini merak ediyordu.Tom wondered what could have made Mary change her mind.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if what Mary said was true.
Tom Mary'nin hala onu takip edip etmediğini görmek için omzunun üzerinden baktı.Tom looked over his shoulder to see if Mary was still following him.
Tom Meryem'i terk edip başka bir kadına gitti.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom şimdi çeşmenin yakınında Mary ile sohbet ediyor.Tom is now talking with Mary over near the fountain.
Tom Mary tarafından şantaj ediliyor.Tom is being blackmailed by Mary.
Tom Mary'nin yaptıkları hakkında her zaman şikâyet ediyor.Tom is always complaining about what Mary does.
Tom her zaman Mary'nin ne kadar harcadığı hakkında şikayet ediyor.Tom is always complaining about how much Mary spends.
Tom Mary'nin burayı seveceğini umut ediyor.Tom hopes Mary likes it here.
Tom Mary'ye istediği için yardım ediyor, yapmak zorunda olduğu için değil.Tom helps Mary because he wants to, not because he has to.
Tom Mary'den nefret ediyor.Tom hates Mary.
Thomas Mary'den nefret ediyor.Tom hates Mary.
Tom Mary'den nefret ediyordu.Tom hated Mary.
Tom altı aydır sadece Mary ile flört ediyor.Tom has been going steady with Mary for six months.
Tom yaklaşık üç yıldır Mary ile flört ediyor.Tom has been dating Mary for about three years.
Tom Mary'nin zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyor.Tom doubts if Mary will come on time.
Tom Mary'nin teklifini kabul edip etmeyeceğini ya da reddedip etmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know whether to accept or to refuse Mary's offer.
Tom Mary'nin gitmeyi kabul edip etmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary will agree to go or not.
Tom Mary hakkında hiçbir şey bilmediğini iddia ediyor.Tom claims he knows nothing about Mary.
Tom Mary'nin onun için yapmış olduğu her şeyi takdir ediyor.Tom appreciates everything that Mary has done for him.
Tom ve Mary birbirlerinden nefret ediyordu.Tom and Mary hated each other.
Tom ve Mary her ikisi de komedileri izlemeyi tercih ediyor.Tom and Mary both prefer watching comedies.
Hem Tom hem de Mary komedi izlemeyi tercih ediyor.Tom and Mary both prefer watching comedies.
Tom ve Mary her zaman birbirleriyle flört ediyorlar.Tom and Mary are always flirting with each other.
Tom ve Mary üç çocuğu evlat edindiler.Tom and Mary adopted three children.
Tom, Mary'ye tapıyor ve onun gittiği her yerde onu takip ediyor.Tom adores Mary and follows her everywhere she goes.
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olduğunu kabul ediyor.Tom accepts that what Mary said was the truth.
Tom kesinlikle Mary'den nefret ediyor.Tom absolutely detests Mary.
Tom'un Mary'ye o gün yaptığımızdan bahsedip bahsetmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom has ever told Mary about what we did on that day.