Profesör çağdaş edebiyata aşinadır.The professor is familiar with contemporary literature.
John Oxford Üniversitesi'nde Fransız edebiyatı profesörü ve eşi Fransız.John is professor of French literature at Oxford and his wife is French.
Konferansçı genel olarak Amerikan edebiyatı ve özellikle Faulkner hakkında konuştu.The lecturer spoke generally about American literature and specifically about Faulkner.
Amerikan edebiyatına ilgi duyuyorum.I am interested in American literature.
Edebiyata senin kadar ilgi duymuyorum.I am not as interested in literature as you.
Klasik edebiyatla çok ilgileniyorum.I'm very interested in classical literature.
Klasik Japon edebiyatını son kez lisede okudum.The last time I read classical Japanese literature was in high school.
Üniversitede Amerikan edebiyatı dalında öğrenim gördüm.I majored in American literature at college.
Amerikan edebiyatı üzerine geniş bir kütüphanem var.I have a large library on American literature.
Yazar Avrupa edebiyatının tüm farklı türlerini bir araya getirmiş.The author lumps all the different European literatures together.
Japon edebiyatını ona tanıtmaya çalışmanın bir faydası yok.There is no point in trying to introduce Japanese literature to him.
O, Kaliforniya Üniversitesinde Japon edebiyatı üzerine bir dizi konferans verdi.He gave a series of lectures on Japanese literature at UCLA.
O Amerikan edebiyatı okumak amacıyla Amerika'ya gitti.He went to America for the purpose of studying American literature.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.He is well read in English literature.
O Yunan edebiyatında güvende gibi görünüyor.He seems to be at home in Greek literature.
Fransız edebiyatına aşinadır.He is well acquainted with French literature.
O, İngiliz edebiyatı okumak amacıyla İngiltere'ye gitti.He went to England for the purpose of studying English literature.
Onun ana dalı İngiliz edebiyatıdır.He majors in English literature.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi biliyor.He is at home in modern English literature.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi bilir.He is at home in modern English literature.
Çağdaş edebiyat okuyor.He studies contemporary literature.
O, bir Japon edebiyatı öğrencisidir.He's a student of Japanese literature.
Kendini edebiyat çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of literature.
O, Fransız edebiyatını asıl branş olarak almaktadır.She majors in French literature.
Edebiyat eğitimi almak için İtalya'ya gitti.She went to Italy in order to study literature.
Edebiyat bize insanlık hakkında öğretir.Literature teaches us about humanity.
Edebiyat okumak zihnimizi besler.Reading of literature nourishes the mind.
Salman Rüşdi'nin “Şeytan Ayetleri” modern edebiyatın gerçek başyapıtıdır.“The Satanic Verses” by Salman Rushdie is a real masterpiece of modern literature.
O, modern Fransız edebiyatında ihtisas yaptı.He majored in modern French literature.
Bay Sato'nun edebiyatı iyi midir?Is Mr Sato good at literature?
Fransız edebiyatını beğenir misin?Do you like French literature?
Oxford Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı okudu.He read English Literature at Oxford University.
Tom üniversitede edebiyatı asıl branş olarak aldı.Tom majored in literature at the university.
Tom bir Çin edebiyatı profesörüdür.Tom is a professor of Chinese literature.
Tom İngiliz edebiyatı okumayı sever.Tom likes reading English literature.
Amerikan edebiyatı eğitimi görmek için Amerika'ya gitti.He went to America to study American literature.
Tom Fransız edebiyatına ilgi duyuyor.Tom is interested in French literature.
Edebiyattaki her kusursuz adam, her zaman bir kadının kalemi tarafından yaratıldı.Every perfect man in literature has always been created by the pen of a woman.
Brezilya edebiyatındaki en tanınmış kitaplardan biri.It's one of the best known books in Brazilian literature.
O, Birleşik Devletler edebiyatı eğitimi almak için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti.He went to the United States to study US literature.
O, İngiliz Edebiyatı okumak amacıyla Amerika Birleşik Devletlerine gitti.She went to the United States for the purpose of studying English literature.
Edebiyat okumak için İtalya'ya gitti.She went to Italy to study literature.
24 Mayıs Slav Edebiyatı ve Kültür Günüdür.The 24th of May is the Day of Slavic Writing and Culture.
Edebiyatta iyisin.You are good at literature.
O, modern edebiyatının en önemli isimlerinden biridir.He's one of the most important figures in modern literature.
O, Nobel Edebiyat ödülünü kazandı.He won the Nobel Prize for Literature.
Tom bir Çin edebiyatı öğretmenidir.Tom is a teacher of Chinese literature.
Tom Fransız edebiyatı okumayı sever.Tom enjoys reading French literature.
İngiliz edebiyatı okumayı seviyorum.I like reading English literature.
İngiliz edebiyatı okumayı seversin, değil mi?You like reading English literature, don't you?
O İngiliz edebiyatı okumayı seviyor.He likes reading English literature.
İngiliz edebiyatı'nı okumayı seviyor.She likes reading English literature.
Mary İngiliz edebiyatı okumaktan hoşlanır.Mary likes reading English literature.
Biz İngiliz edebiyatı okumayı seviyoruz.We like reading English literature.
Onlar İngiliz edebiyatını seviyor.They like reading English literature.
Ben üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptım.I majored in literature at the university.
Sen üniversitede edebiyat okumuştun, değil mi?You majored in literature at the university, didn't you?
O, üniversitede edebiyat alanında ihtisas yaptı.He majored in literature at the university.
O, üniversitede edebiyat alanında uzmanlaştı.She majored in literature at the university.