Ana içeriğe geç
Sözlük

edebilmek ile cümle

edebilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
At kullanmaya alışık olan askerler, hızlıca hareket edebilmek için otomobillerden yararlanırlar.فإن الجنود العساكر الذين اعتادوا على استخدام الخيول استفادوا كثيراً من السيارات للقدرة على التحرك سريعاً.
Jet uçakları sesten daha hızlı hareket edebilmektedirler.والآن نبني طائرات أسرع من الصوت.
Bazı uç durumlarda hükümlüler intihara teşebbüs edebilmektedirler.وفي الحالات الشديدة يحاول المدانون الإنتحار.
Ancak çok yakın olarak birleşen tanrılar bazen tek bir tanrı hâlinde devam edebilmektedir.Divindades intimamente conectadas, às vezes, fundiam-se.
Finsch tekrar gezilerine devam edebilmek için 1878 yılında müzedeki görevinden ayrılmıştır.Finsch dimitiu-se do seu posto de conservador de museu em 1878 para continuar as suas viagens.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Os médicos podem também incentivar os pacientes a recomendar aos seus parceiros que sejam tratados.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Seriam realizadas, no mínimo, duas partidas.
Müslümanların ibadet edebilmek için iki camiileri var.São necessários dois músicos para executá-lo.
Şarkı söyleyip dans edebilmekte ve tüm enstürmanları çalabilir.Então eles cantam e fumam maconha o clipe todo.
Gazete, zamanla Ceride-i Havadis gazetesiyle rekabet edebilmek için yayınını beş güne çıkardı.Tanto que chegava a beber cinco garrafas por dia, como declarou ao jornal Estadão.
Böylelikle Diplomatik Pasaport sahipleri toplamda 174 ülkeye seyahat edebilmektedirler.Os detentores de passaportes alemães podem visitar 176 países sem necessidade de obtenção de visto.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de aşkına bir karşılık gelmektedir.Agora, você pode pensar que isso é assim, mesmo se ele não aceitá-los com amor.
Bazı uç durumlarda hükümlüler intihara teşebbüs edebilmektedirler.Em casos mais extremos, os trabalhadores acuados podem chegar ao suicídio.
Müzakere edebilmek için en az iki taraf gerekir.Er zijn minimaal twee producten noodzakelijk om de curve te kunnen tekenen.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Okselbeharing houdt de geur vast.
Dolayısıyla atomun bu valans elektronlar serbestçe hareket edebilmektedirler.Tussen die metaalionen bewegen valentie-elektronen min of meer vrij.
Cesedi tahnit edebilmek için elbiselerinin çıkarılması gerekiyordu.Ze begon zich zomaar de kleren van het lijf te scheuren.
Yalnız seyahat edebilmek için çok gençsiniz.Jullie zijn te jong om alleen te reizen.
Dans edebilmektedir.Potrafi tańczyć.
Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapotlar da ışığın polarizasyonunu ayırt edebilmektedir.Jak inne głowonogi, rozróżniają polaryzację światła.
Dört yatak odası sayesinde merkez altı kişiye kadar yatılı konuk kabul edebilmektedir.Pokoje gościnne pozwalają na nocleg grup do 40 osób.
Bu takip sırasında Büro elemanları normal kapı aralarından ânîde birkaç blok ileriye hareket edebilmekteler.Tyle czasu potrzeba, aby fale radiowe pokonały tę drogę w jedną stronę.
Hem ejderhaları, hem de insanları tedavi edebilmektedir.Potrafił leczyć ludzi i zwierzęta.
Bu konveksiyonel yağışların dönem aralıkları sinoptik koşullara göre yıldan yıla fark edebilmektedir.Gdy warunki klimatyczne temu sprzyjają niektóre osobniki mogą się gnieździć trzy razy w roku.
Ayrıca kullanıcılar birbirleriyle sohbet edebilmektedirler.Przy pytaniu można również prowadzić dyskusję z innymi użytkownikami.
Böylelikle Filistin vatandaşları vizesiz Mısır'a seyahat edebilmektedirler.Tym sposobem Anglicy mogli teraz swobodnie wkroczyć do Palestyny.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Läkare kan också uppmuntra patienterna att be deras partners söka vård.
Çocukların sadece %30'u 6. ve 7. sınıfları ziyaret edebilmektedir.Han är ett barn, förmodligen i sjätte eller sjunde klass.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Hela växten doftar.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de aşkına bir karşılık gelmektedir.Han har inte glömt henne och han har en present åt henne.
Kımızda çok az miktarda alkol bulunmaktadır ve çok içilince sarhoş edebilmektedir.Eftersom drycken har en så hög alkoholhalt är det lätt att bli berusad av drycken.
Arkeologlar, çürüyen sarayı restore edebilmek için 15 m derine inmişlerdi.Arkeologer påträffade den 15 meter djupa håligheten under restaureringsarbeten i det vittrande palatset.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de Öykü henüz ona aşık olmuştur.Men han älskar henne fortfarande och vet inte om han har sagt de rätta sakerna till henne.
Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar.Det är bara detaljer som skiljer denna art från den vanliga kråshajen.
Otuz ila 180 gün onunda kendi kendine imha edebilmektedir.Detta ska gälla i 180 dygn efter ikraftträdande.
Sivil alana 44 uçak park edebilmektedir.На території летовища розташовані 44 місця для стоянки літаків.
Ancak çok yakın olarak birleşen tanrılar bazen tek bir tanrı hâlinde devam edebilmektedir.Але ці окремі боги є одночасно одним Богом.
Çobanlık yaptıkları ağaçlar da diğer ağaçlardan farklı olup, hareket edebilmektedir.Дерево отримане після цієї операції може суттєво відрізнятись від батьківських дерев.
Genellikle kriz meydana gelmeden önce birtakım işaretlerle kendisini belli edebilmektedir.Часто незадовго до цього виникають попереджаючі ознаки.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Дощ змиває всі їх запахи.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Також і лікарі можуть спонукати пацієнтів до того, щоб вони привели своїх партнерів на обстеження.
Kımızda çok az miktarda alkol bulunmaktadır ve çok içilince sarhoş edebilmektedir.На його боці багато з тих, кому набридло пияцтво і кумівщина.
Yaptığı kandırmacalar ile herkesi elde edebilmektedir.«Мене будь-хто може обдурити.
Blackthorne ayrıca bakmadan arkasına ateş edebilmektedir.Blackthorne může také střílet naslepo za sebe.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de Öykü henüz ona aşık olmuştur.Druhý den jej však nepoznává a nevěří historce, že do sebe byli zamilováni.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Lékaři mohou svým pacientům rovněž doporučit, aby jejich partneři vyhledali odpovídající péči.
Aynı zamanda karşılaşma sıklıklarına göre diğer aile gruplarının çağrılarını da ayırt edebilmektedirler.Také umí rozlišovat volání jednotlivých rodin, a to v závislosti na tom, jak často se vyskytují poblíž.
Sadece onları geleneksel folklorik hikâyelerden ayırt edebilmek için bu isimle anılırlar.Snažil se kreslit postavy tak, aby se odlišovaly od běžných komiksových hrdinů.
Bu eğilimle mücadele edebilmek için bilim eğitiminde yanlılığı engelleme yöntemleri öğretilir.Proč jsou vědecké metody nedostatečné pokud jde o předvídání těchto událostí?
Dans edebilmektedir.Umíte tančit?
Bir aracın tüm lastikleri delinse bile, yavaş yavaş tekerlekler üzerinde gitmeye devam edebilmektedir.Střechu bylo možné natáhnout i za pomalé jízdy.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.Medicii pot de asemenea să recomande pacientelor să le ceară partenerilor lor să solicite asistență medicală.
1971 yılını izleyen dönemlerde OPEC bu değer kaybını telafi edebilmek için ağır hareket etmiştir.În anii de după 1971, OPEC a reajustat lent prețurile pentru ca acestea să reflecte deprecierea.
Oyuncu devam edebilmek için en az dört görevi yapmalıdır.Este nevoie de minim 4 copii pentru a-l juca.
Eşyükselti eğrilerinin amacı, üç boyutlu yeryüzü şekillerini, iki boyutlu harita üzerinde temsil edebilmektir.Este suficient de mare pentru a conține două sau trei planete de dimensiunea Pământului.
2011 yılında, Amerikalılar 169 ülkeye vizesiz ya da varış-vizesi alarak seyahat edebilmekteydi.Lista principală numără, în anul 2011, 199 state memebre sau observatori în cadrul ONU.
Mahalle halkı mahalle dışından olanlara arsa satışından dahi zaman zaman imtina edebilmektedir.Vămile pot fi foarte stricte, în special pentru bunuri livrate de oriunde din afara UE.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Nehéz nagy távolságokból tisztán észlelni egy, a földihez hasonló civilizációt.
A-50 maksimum 10 adet savaş uçağını konrol edebilmektedir.Az A–50 10 vadászgépet képes irányítani egyszerre.
Doktorlar, hastaları eşlerini de tedaviye göndermeleri yönünde teşvik edebilmektedir.A kezelőorvosok ugyancsak ösztökélhetik a betegeket arra, hogy partnerüket küldjék orvoshoz.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod