Ne sıklıkta e-postanı kontrol edersin?How often do you check your email?
Nasıl idare edeceksin?How are you going to manage?
Tom'un beklemesini rica edeceğim.I'll ask Tom to wait.
Başın belaya girerse ben yardım ederim, babam da eder.If you run into trouble, I'll help, and so will my father.
Harita üzerindeki kırmızı çizgiler demiryolu hatlarını temsil eder.The red lines on the map represent railway lines.
Çalışmaktan nefret ederim.I hate working.
Geçmişte insanlar at arabasıyla yolculuk ederlerdi.In the past, people used to travel by a diligence.
Hiçbir şey bizi daha fazla memnun edemedi.Nothing could please us more.
Tom oldukça çok seyahat eder.Tom travels a great deal.
Bütün arkadaşlarımı hep birden davet edemem.I can't invite all my friends at once.
Beni Facebook'ta eklediğin için teşekkür ederim.Thanks for adding me on Facebook.
Ben hiç kimseye bunu tavsiye edemem.I can recommend it to anyone.
Ne fark eder ki?What difference does it make?
Dereyi atlamaya cesaret edemedi.He dared not jump over the brook.
O yalnız kalmaktan hoşlanmaz, ancak ben öyle tercih ederim.She doesn't like being alone, but I prefer it like that.
Yolculuk edersen köpeğini bana bırakamazsın.You can leave your dog with me if you travel.
Filmden sonra devam edeceğiz.We’ll continue after the film.
O, diktatörce dua eder.He prays dictatorially.
Tom insanlardan nefret eden biridir.Tom is a misanthrope.
Yerinde olsaydım onu dünyanın sonuna kadar takip ederdim.If I were you, I would follow him to the end of the world.
"Ben yardım edemem" dedi, "Ben zaten ona aşığım.""I can't help it", she said, "I'm already in love with him".
Kontak lenslerle, gözlükle elde edeceğinden daha doğru görüşü elde edersin.With contact lenses, you have more accurate vision than you would with glasses.
Parkı temizlememize yardım ederek biraz zaman harcayabilir misin?Can you spend a little time helping us clean up the park?
Belki yardım edebilirim.Maybe I can help.
Eski bisikletini istemiyorsan, onu her zaman birine hediye edebilirsin.If you don't want your old bicycle, you can always give it away.
Önceden pişirilmiş yemekten nefret ederim.I hate precooked food.
Tom'a nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum ve bu benim içimi mahvediyor.I don't know how to help Tom and it's tearing me up inside!
Dün bıraktığımız yerden devam edelim.Let's continue where we left off yesterday.
Onun zamanı olsaydı bizi ziyaret ederdi.If he had had time, he would have visited us.
Salyangozlar yavaş hareket eder.Snails move slowly.
Japon halkı duygularını ifade etmek için hediyeleri takas eder.Japanese people exchange gifts in order to express their feelings.
Seni ne motive eder?What motivates you?
Tom Mary'nin, parti hazırlığı için ona yardım edeceğini hesaplamıştı.Tom was counting on Mary to help him get ready for the party.
Uğradığın için çok teşekkür ederim.Thank you so much for coming by.
Tom'u işi yapması için ikna edip edemeyeceğimi görelim.Let's see if I can convince Tom to do the job.
Bir tost yemektense bir sandviç yemeyi tercih ederim.I would rather have a sandwich than a toast.
Yardım edebilir misin?Could you help?
Uzun zaman önce insanlar yürüyerek seyahat ederlerdi.Long ago, people used to travel on foot.
Develer neden atlardan nefret ederler?Why do camels hate horses?
Kendi başıma seyahat etmeyi tercih ederim.I prefer traveling on my own.
Niçin acele edemezsin?Why can't you hurry?
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdiniz.You always deserved to get good grades.
Her zaman iyi notlar almayı hak ederdin.You always deserved to get good grades.
Yaşlı bir işçi atölyede makineyi tamir ederken bulundu.An old worker was found repairing machinery in the workshop.
Bir vampir sadece onlara bakarak insanları felç edebilir.A vampire can paralyze people just by looking at them.
Cümleyi anlıyorum, ancak tercüme edemiyorum.I understand the sentence, but I'm not able to translate it.
Size nasıl hizmet edebilirim?How may I serve you?
Ben büyük bir bina inşa edeceğim.I'll build a large building.
Sana yardım edebilecek iyi bir avukat biliyorum.I know a good lawyer who can help you.
Balığa normalde beyaz şarap eşlik eder.Fish is normally accompanied by white wine.
Teşekkür ederim arkadaşım.Thank you, my friend.
Bilgi için sana peşinen teşekkür ederim.I would like to thank you in advance for the information.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.Thank you for sharing!
O, babamı memnun edecek.That will please my father.
O, babamı hoşnut edecek.That will please my father.
Diğerlerine de söylesek iyi ederiz.We better tell the others.
Hepinize çok teşekkür ederim.Thank you all so much.
Gece boyunca oynamaya devam edecek misin?Will you keep playing all night long?
O benim tavsiyemi takip edecek.He will follow my advice.
Her şeyi doğru bir şekilde rapor eder misin?Will you report everything truthfully?