Bunu hayal bile edemiyorum.I can't imagine that.
Eğer şimdi Tom'u ziyaret ederseniz, o muhtemelen TV izliyor olacak.If you visit Tom now, he'll probably be watching TV.
Yarın Tom'u arayacağım ve yardım etmesi için ona rica edeceğim.I'm going to call Tom tomorrow and ask him to help.
Gelecek hafta sana ya yazacağım ya da telefon edeceğim.I'll either write to you or phone you next week.
Ayakkabımı tamir edebilir misin?Can you repair my shoes?
Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.Many people prefer to cook with butter instead of oil.
Kanada için yaptığın her şey için teşekkür ederim.Thank you for everything you've done for Canada.
O, uçakla uzun mesafelere yolculuk eder.He travels long distances by plane.
Daha hızlı hareket edemez misin?Can't you move faster?
Sadece gece uyuyamadığım zamanlar saatin tik tak sesleri beni rahatsız eder.It's only when I can't sleep at night that the ticking of the clock bothers me.
Onun hayal edebileceğinden daha değerli bir yüzüğü var.She has a ring worth more than she can imagine.
Sizinle dans edebilir miyim?May I dance with you?
Dünyayı dil inşa eder.Language builds the world.
Bazı erkekler bacaklarını tıraş ederler.Some men shave their legs.
Dünyadaki birçok insan okumak için vakitleri olmadığından şikayet eder.Many people in the world complain that they don't have time to read.
Bu, bana yardım eden oğlan.This is the boy that helped me.
Kayboldum. Lütfen bana yardım edebilir miydiniz?I'm lost. Could you please help me?
Tom Mary'nin aşkını ve sevgisini nasıl kabul edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to accept Mary's love and affection.
Tom o kadar güvensiz olmasaydı, muhtemelen Mary'nin sevgisini kabul edebilirdi.If Tom hadn't been so insecure, he could probably have accepted Mary's love.
Devam edemeyecek kadar yoruluncaya kadar Tom çalıştı.Tom worked until he was too tired to continue.
Tom sorun hakkında bir şey yapmaya teşebbüs eden tek kişiydi.Tom was the only one who even attempted to do something about the problem.
Tom evi boyamama yardım eden kişiydi.Tom was the one who helped me paint my house.
Tom Mary'nin onun taşınmasına yardım edeceğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary was going to help him move.
Tom piyanosunu taşımak için ona yardım edecek bazı kişiler arıyordu.Tom was looking for some people to help him move his piano.
Tom Mary'nin raporu kime teslim edeceğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew who to turn the report in to.
Tom daha sonra ne yapması gerektiğini merak ederek merdivenlerin alt kısmında oturdu.Tom sat at the bottom of the stairs wondering what he should do next.
Tom şu anda bize yardım edemeyecek kadar çok yorgun görünüyor.Tom looks like he's too tired to help us right now.
Tom, gelecek vaat eden genç bir müzisyen.Tom is a promising young musician.
Tom arsız çocuklarını kontrol edemeyen ebeveynlerden nefret ediyor.Tom hates parents who don't control their bratty children.
Mary ne derse desin Tom kabul eder.Tom goes along with whatever Mary says.
Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.Tom failed to heed warning signs.
Tom beni deli eder.Tom drives me nuts.
Tom bugün sana yardım edecek zamanı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he has the time to help you today.
Tom Mary'yi kontrol edememekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like not being able to control Mary.
Tom duygularını nasıl ifade edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to express his feelings.
Tom nasıl dans edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to dance.
Tom Mary'ye nasıl teşekkür edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to thank Mary.
Tom'un bir hata yaptığını kabul edecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to admit that he had made a mistake.
Tom Mary'ye bakmaya cesaret edemedi.Tom didn't dare to look at Mary.
Tom seçimi kimin kazanacağını tahmin ederek iyi bir iş yaptı.Tom did a good job predicting who would win the election.
Tom işçileri organize ederek iyi bir iş yaptı.Tom did a good job organizing the workers.
Tom birinin evini ateşte yakmış olması ihtimalini kabul edemedi.Tom couldn't rule out the possibility that someone had lit his house on fire.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmamış olma ihtimalini kabul edemedi.Tom couldn't rule out the possibility that Mary didn't like him.
Tom yanılmış olduğu ihtimalini kabul edemedi.Tom couldn't rule out the possibility that he was mistaken.
Tom Mary'yi kalması için ikna edemedi.Tom couldn't persuade Mary to stay.
Tom neyin yanlış olduğunu tespit edemedi.Tom couldn't identify what was wrong.
Tom gülmeden edemedi.Tom couldn't help smiling.
Tom gülümsemeden edemedi.Tom couldn't help smiling.
Tom park edecek bir yer bulamadı.Tom couldn't find a place to park.
Tom duygularını kontrol edemedi.Tom couldn't control his emotions.
Tom kendini kontrol edemedi.Tom couldn't control himself.
Tom, Mary'nin kendini öldürdüğü ihtimalini tamamen göz ardı edemedi.Tom couldn't completely rule out the possibility that Mary had killed herself.
Tom askere alınacağı ihtimalini tamamen göz ardı edemedi.Tom couldn't completely rule out the possibility that he was going to get drafted.
Tom Mary'yi azarlamak için kendini ikna edemedi.Tom couldn't bring himself to scold Mary.
Tom tetiği çekmek için kendini ikna edemedi.Tom couldn't bring himself to pull the trigger.
Tom Mary'yi bungee jumping yapması için muhtemelen ikna edemedi.Tom could probably never convince Mary to try bungee jumping.
Tom son dakikada cesaret edemedi.Tom chickened out at the last minute.
Tom cesaret edemedi ve bangi jampingi denemedi.Tom chickened out and didn't try bungee jumping.
Tom sabah kahvaltısı yemeden önce epostasını kontrol eder.Tom checks his email before he eats breakfast.
Tom kesinlikle o tür cezayı hak edecek bir şey yapmadı.Tom certainly hadn't done anything that deserved that kind of punishment.