Partiden sonra takılır mısın ve temizlik yapmama yardım eder misin?Could you stick around after the party and help me clean up?
Biz burada kalmayı tercih ederiz.We prefer to stay here.
Tanrılar kendilerine yardım edenlere yardım ederler.The gods help them that help themselves.
Gevezelik edeceğine çevir!Translate instead of chattering!
Ben ne zaman seyahat etsem uçmayı tercih ederim.Whenever I travel, I prefer to fly.
Bu formu doldurduğunuz için teşekkür ederim.Thank you for completing this form.
Çoğu çocuk okuldan nefret eder.Most children hate school.
Okul gezisine gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay home than go on the school trip.
Sessizlik rızayı işaret eder.Silence implies consent.
Hangi doğum kontrol yöntemini tavsiye edersiniz?What method of birth control do you recommend?
Tom kırk yılda bir Tanrı'ya dua eder.Tom prays to God once in a blue moon.
O ördeğe eşlik edecek bir kızılcık sosu yaptı.He made a cranberry sauce to accompany duck.
Bir avro 1.5 dolar eder.One euro is one-point-five dollars.
Hijenik ped mi yoksa tampon mu kullanmayı tercih edersiniz?Do you prefer using sanitary napkins or tampons?
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Tek berberi olan bir kasabada, berberi kim tıraş eder?In a town with only one barber, who shaves the barber?
Bana yardım edecek misin ya da ne?Are you gonna help me or what?
Fırsatını bulur bulmaz, annenin çiti boyamasına yardım edeceğim.As soon as I can get the chance, I'll help your mother paint the fence.
Çocuklara bakmak için yardım edebilir misin?Can you help look after the kids?
Yılanlar sizi rahatsız eder mi?Do snakes bother you?
Hayır kurumuna yardım eder misin?Do you give to charity?
Sana arabanı nereye park edeceğin söylendi mi?Have you been told where to park your car?
Postaladığım şeyi nasıl iptal edeceğimi anlayamıyorum.I can't figure out how to delete what I just posted.
Ben bunu yapmaya devam edemem.I can't keep doing this.
Sensiz bir hayatı asla hayal edemedim.I could never imagine a life without you.
Ben kıskanç kadınlardan nefret ederim.I hate jealous women.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Ben sana, sana yardım edeceğime söz veriyorum.I promise you I'll help you.
Keşke iştahımı nasıl kontrol edebileceğimi anlayabilsem.I wish I could figure out how to control my appetite.
Keşke iştahımı nasıl kontrol edeceğimi anlayabilsem.I wish I could figure out how to control my appetite.
Keşke Facebook hesabımı nasıl iptal edeceğimi çözebilsem.I wish I could figure out how to delete my Facebook account.
Elimden geldiği kadar kısa sürede onu teslim edeceğim.I'll deliver it as soon as I can.
Beni senin kadar mutlu eden kimseyle tanışmadım.I've never met anyone who makes me as happy as you make me.
Eğer Fransızca çalışacaksam bir yerli Fransızca konuşucusuyla çalışmayı tercih ederim.If I were to study French, I'd prefer to study with a native French speaker.
Sakıncası yoksa, valizinizi kontrol edebilir miyiz?If you don't mind, may we inspect your suitcase?
Bu kursta, daha çok bir yerli gibi konuşmanıza yardım ederek zaman geçireceğiz.In this course, we'll spend time helping you sound more like a native speaker.
Onu hatalı olduğuna dair ikna edebileceğin hiç olası değil.It's unlikely that you'll ever be able to convince him that he's wrong.
Bana yiyecek bir şey verdiğin için teşekkür ederim. Gerçekten açtım.Thank you for giving me something to eat. I was really hungry.
Dinlediğiniz için teşekkür ederiz.Thank you for listening.
Devam eden çok sayıda ilginç şey var.There are so many interesting things going on.
O sözleşme hakkında beni rahatsız eden çok şey vardı.There were many things that bothered me about that contract.
Bitişik odada devam eden bir parti var.There's a party going on in the next room.
Hatalı olduğunu kabul edene kadar, seninle konuşmayacağım.Until you admit that you were wrong, I'm not going to talk to you.
Annene nasıl hitap edersin?What do you call your mother?
Bu gece hangisini yemeyi tercih edersin, sığır eti veya domuz?Which would you rather eat tonight, beef or pork?
Hayvanat bahçesine gitmeyi mi yoksa sinemaya gitmeyi mi tercih edersin?Would you prefer to go to the zoo or go to a movie?
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?Would you prefer to speak in English?
Görme engelli mi yoksa işitme engelli mi olmayı tercih edersiniz?Would you rather be blind or be deaf?
Annenle mi veya babanla mı şarap içmeyi tercih edersin?Would you rather drink wine with your mother or your father?
Balığa çıkmayı mı yoksa ava çıkmayı mı tercih edersin?Would you rather go fishing or go hunting?
Bir fincan kahve mi veya bir fincan çay mı tercih edersin?Would you rather have a cup of coffee or a cup of tea?
Tenis oynamayı mı yoksa golfü mü tercih edersiniz?Would you rather play tennis or golf?
Roman okumayı mı yoksa film izlemeyi mi tercih edersin?Would you rather read a novel or watch a movie?
Boston'u mu yoksa Şikago'yu mu ziyaret etmeyi tercih edersiniz?Would you rather visit Boston or Chicago?
Burada park edemezsin. Ancak, köşede bir park yeri var.You can't park here. However, there is a parking lot just around the corner.
Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who would prefer to live in a tent.
Şu ana kadar Boston'u ziyaret eden bildiğim tek kişisin.You're the only person I know that has ever visited Boston.
Bana yardım edebilecek tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know who can help me.
Bir hapşırık saatte kırk mil hızla vücudunuzu terk eder.A sneeze leaves your body at forty miles an hour.
Elmayı mı yoksa armutu mu tercih edersiniz?Do you prefer the apple or the pear?