Kırmızı şarabı beyaz şaraba tercih ederim.I prefer red wine to white wine.
Tebeşirden nefret ederim. Elinde toz bırakır.I hate chalk. It leaves powder on your hands.
Babam çoğunlukla ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Babam çoğu kez ev ödevimde bana yardım eder.My father often helps me with my homework.
Kahve tercih ederim.I prefer coffee.
Kahveyi tercih ederim.I prefer coffee.
Birçok yorumcu, Obama'yı merkezci olarak kabul eder.Many commentators regard Obama as a centrist.
Tanrı senin ölümlü ruhuna yardım eder.God help your mortal soul.
Çok teşekkür ederim! hayattayım.Thank you so much! I am alive.
Minnettarlığımı nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to express my gratitude.
Onu yememeyi tercih eder.He'd prefer not to eat that.
Ben seninle evlenmektense ölmeyi tercih ederim!I'd rather die than marry you!
Onu kızdırmaktansa yalan söylemeyi tercih ederim.Would you rather lie than make him angry?
Okulu asmayı ve video oyunları oynamayı tercih ederim.I'd rather skip school and play video games.
Teslim olmak zorundaysam, ölmeyi tercih ederim.If I had to surrender, I'd rather choose death.
Eğer cümle veritabanında ise, biz hemen çevrilmiş sürümünü elde edeceğiz.If the sentence is in the database, we'll obtain at once the translated version.
Hangi şarkıcıyı tercih edersiniz?What singer do you prefer?
Ben bir bardak ikram edebilir miyim?May I offer you a glass?
Anlayışın için teşekkür ederim.Thank you for your understanding.
Mutluluğu aramak seni sadece mutsuz eder.Trying to find happiness only makes you unhappy.
Ben bir çocuğun süpermarkette hırsızlık yaptığını görsem, ben onu yöneticiye rapor ederim.If I saw a boy steal something in the supermarket, I would report him to the manager.
Onlar iyi ata binebiliyor ve iyi ateş edebiliyorlardı.They could ride and shoot well.
Suçlamaları ispat edemediler.They could not prove their charges.
Komitenin kararını nihai olarak kabul edeceklerini söylediler.They said they would accept the committee's decision as final.
O'da Çin'i ziyaret ederdi.He, too, would visit China.
O, cüsseli, yavaş hareket eden bir adamdı.He was a big, slow-moving man.
O birkaç yıl hizmet ederdi.He would serve a number of years.
Lee işi kabul edemeyeceğini söyledi.Lee said he could not accept the job.
Savaş çok uzun süre devam edemedi.The war could not last much longer.
Lee'nin artık Petersburg'daki askerlerini ikmal edecek bir yolu yoktu.Lee no longer had a way to supply his troops in Petersburg.
Adaylardan hiçbiri oy çoğunluğunu elde edemedi.None of the candidates got a majority of the votes.
Kim bu insanlardan bir ordu organize edecekti?Who was going to organize these men into an army?
Protesto eden biri işini kaybetti.Anyone who protested, lost his job.
Bizi mutlu edecek daha neye ihtiyacımız var?What more do we need to make us happy?
O temelde onunla aynı görüşte olmayan birisini komünist olarak ilan eder.He basically declares anyone who doesn't agree with him a Communist.
Aç domuz meşe palamutları hayal eder.A hungry pig dreams of acorns.
Çek kabul ederiz.We accept checks.
Ona gerçeği söylemek zorunda olduğumu biliyordum ama kendimi ikna edemedim.I knew I had to tell him the truth, but I couldn't bring myself to do it.
Dans edelim mi?Shall we dance?
Aritmetik Devriminden önce iki kere iki dört ederdi.Two times two equaled four before the Arithmetic Revolution.
Müşteri kabul eder.The customer agrees.
Her vahşi dans edebilir.Every savage can dance.
O insanlar hükümetlerini yıktılar ama onu tekrar nasıl inşa edeceklerini bilmiyorlar.Those people ruin their government, but they don't know how to build it again.
İnsanlar neden intihar ederler?Why do people commit suicide?
Amerikan edebiyatı eğitimi görmek için Amerika'ya gitti.He went to America to study American literature.
Şikâyet ederdim.I would complain.
Gösterişli insanlar onu rahatsız eder.Flashy people irritate him.
O nadiren yeni bir şey sipariş eder.He seldom orders anything new.
O, Mackintosh çocuğa yardım eder.She helps the Mackintosh boy.
O, onu istediğini yaptırmaya ikna edeceğini sanıyor.He is hoping to entice her into doing what he wants.
Bu kelimeleri telaffuz edebilir misin?Can you pronounce these words?
Bu sözlerden nefret ederim.I hate these words.
Lezzetli yemeklerinizi hazırlama zahmetine girdiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for taking the trouble to prepare your delicious meals.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim, ama arabam bozuldu, yardım edebilir misin?Sorry to trouble you, but my car is broken, can you help me?
Beş artı üç sekiz eder.Five plus three is eight.
Ben çok iyiyim, teşekkür ederim.I'm very well, thank you.
Gerçekten yardım edebilmeyi isterdim.I really wish I could help.
Programımı kontrol edeyim.Let me check my schedule.
Onu rahatsız eden sadakat değil.What bothers him is not the fidelity.
Senin hakkında referanslar talep edeceğim.I will request references about you.