Babam seyahat ederdi.My father used to travel.
Nagasaki çevresinde onlara rehberlik edebilmem için kadınla birlikte gittim.I went with the women so that I could guide them around Nagasaki.
Burada park edemezsin.You can't park here.
Sık sık başkalarına yardım eder.He often helps others.
Salman Rüşdi'nin “Şeytan Ayetleri” modern edebiyatın gerçek başyapıtıdır.“The Satanic Verses” by Salman Rushdie is a real masterpiece of modern literature.
İngilizce çalışıyor olmam gerek ama bir film izlemeyi tercih ederim.I should be studying English, but I'd rather watch a movie.
Onun istifa edeceğine dair bir ihtimal var mı?Is there any chance that he'll resign?
Ne içmeyi arzu edersiniz?What do you want to drink?
Hangisini tercih edersiniz? Bunu mu yoksa onu mu?Which one do you prefer, this one or that one?
İyi bir kamera tavsiye edebilir misiniz, lütfen?Can you recommend a good camera, please?
Onu ispat edemezsin.You can't prove that.
Onları yakında ziyaret edeceğiz.We will visit them soon.
Onun yapmamı söylediğini yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do what he tells me to do.
Rica ederim.You're welcome.
Evet, anlıyorum. Teşekkür ederim.Yes, I understand. Thank you.
Onun küstahlığına tahammül edemem.I can't stand his arrogance.
Çok teşekkür ederiz!We thank you very much!
Bana yardım edebilir misin?Can you help me?
Zamanın olsaydı sana kahve teklif ederdim.I would offer you a coffee if you had the time.
Seyahat ederken içine kapanık olmayın.Don't be self-conscious when you travel.
"Buraya park edebilir miyim?" "Hayır, edemezsin.""May I park here?" "No, you can't."
Bütün insanlar doğal olarak birbirlerinden nefret ederler.All men naturally hate each other.
Eşya satarak bunu tamir edemeyiz.We can't fix this by selling stuff!
O, aşçıya "Yemek için teşekkür ederiz" dedi.She said, "Thank you for the meal," to the cook.
Dünya ihtiyaçlarımızı tatmin edebilir ancak hırsımızı değil.The earth can satisfy our needs but not our greed.
Gelecek sefer daha çok gayret edeceğim.I'll try harder next time.
Kimse içeceklerden tasarruf ederek zengin olmadı.Nobody ever got rich by saving on drinks.
Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine going out in this weather.
Bu ikizleri birbirinden ayırt edemezsin.You can't tell these twins apart.
Devam edecek.To be continued.
Haydi çocuklar, acele edelim.Come on, guys, let's hurry.
Seninle dans edebilir miyim?Can I have a dance with you?
Geçici olarak tamir edebilir misin?Can you fix it temporarily?
Şimdi patlak lastiği tamir edebilir misin?Can you fix the flat tire now?
Lütfen bana yardım edebilir misin?Can you help me, please?
Bu ayakkabıları tamir edebilir misin?Can you repair these shoes?
Sigara içmem seni rahatsız eder mi?Does it bother you if I smoke?
Sigara içmem sizi rahatsız eder mi?Does it bother you if I smoke?
Kahveden nefret ederim.I hate coffee.
Size nasıl yardım edebilirim?How can I help you?
Bu öğleden sonra anneannemi ziyaret edeceğim için çiçek satın aldım.I bought flowers because I am going to visit my grandmother this afternoon.
Sana yardım edemem.I cannot help you.
Ona böyle bir şey söylemeye cesaret edemiyorum.I don't dare tell him such a thing.
İşten önce kahvaltı ederim.I eat breakfast before work.
Ben bir pamuk bluz tercih ederim.I prefer a cotton blouse.
Pamuk bir bluzu tercih ederim.I prefer a cotton blouse.
Daha açık bir renk tercih ederim.I prefer a lighter color.
Büyük mağazaları tercih ederim: fiyatlar daha düşüktür.I prefer department stores: the prices are lower.
Daha iyi bir şeyi tercih ederim.I prefer something better.
Ben sabah banyo yapmayı tercih ederim.I prefer to bath in the morning.
Ben sabah duş almayı tercih ederim.I prefer to take a shower in the morning.
Güneş batıncaya kadar resmi yapmaya devam edeceğim.I shall keep on painting until the sun sets.
Onlara ihtiyacı olmasa bile kitapları ona iade edeceğim.I shall return the books to him even though he doesn't need them.
Ben nezaketiniz için çok teşekkür ederim.I thank you very much for your kindness.
Başka bir ülkede seyahat ederken karım sıklıkla bana telefon ediyor.My wife often telephones me when I'm traveling in another country.
Yirmi dolar yüz kırk yuan eder.Twenty dollars are one hundred and forty yuan.
Buna boyun eğmemeni tercih ederim.I would prefer that you didn't submit this.
Biletini kontrol edeyim.Let me check your ticket.
Bu kurallar öğrenciler arasında hoşnutsuzluğa teşvik eder.Those rules foster discontent among students.
Ben sık sık onunla sohbet ederim.I often converse with her.