Ben Kyoto'yu ziyaret edeceğim.I will visit Kyoto.
Bugünlerde sanat sergisini ziyaret edeceğim.I am going to visit the art exhibition one of these days.
Size dakik olmanızı tavsiye ederim.I advise you to be punctual.
Ben senin mantığını takip edemem.I cannot follow your logic.
Edebiyata senin kadar ilgi duymuyorum.I am not as interested in literature as you.
Kedileri köpeklere tercih ederim.I prefer cats to dogs.
Kendimi nasıl ifade edeceğimi bilmiyordum.I didn't know how to express myself.
Klasik edebiyatla çok ilgileniyorum.I'm very interested in classical literature.
Ben takip edeceğim.I'll follow.
Gitmemeni tavsiye ederim.I advise you not to go.
Klasik Japon edebiyatını son kez lisede okudum.The last time I read classical Japanese literature was in high school.
Ben şimdi size yardım edecek konumda değilim.I am not now in a position to help you.
Bu gece Tokyo'dan Osaka'ya hareket edeceğim.I'll leave Tokyo for Osaka tonight.
Dün gece konsere gitmeyi tercih ederdim.I'd rather have gone to the concert last night.
Ben gürültülü çocuklara tahammül edemem.I cannot tolerate noisy children.
Kendimi ifade edemedim.I couldn't make myself understood.
Dakik olmaya dikkat ederim.I make a point of being punctual.
Yurt dışına bazen yalnız seyahat ederdim.I would sometimes travel abroad alone.
Bazen evi hayal ederim.I sometimes dream of home.
Ben bazen onu ziyaret ederim.I call on him sometimes.
Ben arkadaşımın evinini aralıklarla ziyaret ederim.I visit my friend's house at intervals.
Kelimelerle duygularımı ifade edemiyorum.I can't convey my feelings in words.
Arabamda seyahat etmeyi tercih ederim.I prefer to travel in my car.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Lütfen bana yardım eder misin?Will you please help me?
Kabul mü edeyim ret mi edeyim bilmiyorum.I don't know whether to accept or refuse.
İlkbaharı sonbahara tercih ederim.I prefer spring to autumn.
Haftada iki kez büyük babamı ve annemi ziyaret ederim.I visit my grandparents twice a week.
Haftada iki kez anneannemi ziyaret ederim.I visit my grandmother twice a week.
Bana yardım edecek arkadaşım yok.I have no friends to help me.
Birkaç yıl içerisinde Japonyayı tekrar ziyaret edeceğim.I'll be visiting Japan again in a few years.
Ben politikadan nefret ederim.I abhor politics.
Başka gezegende hayat hayal edemiyorum.I can't imagine life on another planet.
Üniversitede Amerikan edebiyatı dalında öğrenim gördüm.I majored in American literature at college.
Tarihi, coğrafyaya tercih ederim.I prefer history to geography.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Kardeşime ödevinde yardım edeceğime söz verdim.I promised to help my brother with his homework.
Ben öfkemi kontrol edemedim.I couldn't control my anger.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve to death than steal.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Balığı ete tercih ederim.I prefer fish to meat.
Umuyorum ki,Japonya anayasaya göre hareket edecek.I hope that Japan will abide by its Constitution.
Japonya'da doğmuş olmayı tercih ederdim.I would rather have been born in Japan.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.I prefer red wine to white.
Onun beni terk edeceğine dair bir şüphem vardı.I had a suspicion that he would leave me.
Onunla çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay home than go out with him.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Ona tahammül edemedim.I couldn't put up with him.
Onun derslerini takip ederek resim yapmayı öğrendim.I have learned to draw by following his lessons.
Onun edepsizliği tarafından şaşırdım.I was taken aback by his rudeness.
İsteğini kabul edeceğim.I will accept his request.
Onun yemek kitabının güncelleştirilmiş sürümünü tercih ederim.I prefer the updated version of his cookbook.
Ona yardım ederim.I help him.
Onun ağlamasını görmeye tahammül edemem.I can't bear to see her cry.
Onun piyano çalışını hayal edemiyorum.I can't picture her playing the piano.
Onu ikiz kız kardeşinden ayırt edemiyorum.I can't tell her from her twin sister.
Onun kıskançlığına tahammül edemem.I can't stand her jealousy.
Onu teselli edebilirim.I can comfort her.
Onu mutlu edeceğim.I will make her happy.
Ona yardım edebildim.I was able to help her.