Fransız filmlerini Amerikan olanlarına tercih ederim.I prefer French films to American ones.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmaları öğrenerek daha iyi edersin.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
ABD anlaşmayı ihlal edenlere karşı bir silah ambargosu çağrısında bulunuyor.The U.S. is calling for an arms embargo against violators of the treaty.
Çok zamanım yok. Acele eder misin?I don't have much time. Could you hurry?
Şu aptal kadına tahammül edemiyorum.I can't stand that silly woman.
Bir an bile o gürültüye tahammül edemem.I can't endure that noise a moment longer.
Programları şu insanlara vermeme yardım eder misin?Will you help me give out the programs to those people?
Bu doktor onun kanserini tedavi edebilir.That doctor may cure him of his cancer.
Özür dilerim, sana yardım edemem.I'm sorry, I can't help you.
Partiye onu davet edecek misin?Are you going to invite her to the party?
Gerçekleri onun yüzüne ifade edebilir misin?Can you state the facts to his face?
Deniz yoluyla mı veya hava yoluyla mı seyahat edersiniz?Do you travel by sea or by air?
Bir sonraki seçimde onu alt edeceksin.You will get the better of him in the next election.
Bana yardım edeceğinizi umuyorum.I hope that you'll help me.
Beni deli edeceksin.You will drive me mad.
Saat kaçta Londra'ya hareket edeceksin?What time are you going to leave for London?
Yalnız seyahat edecekmisin?Will you travel alone?
Mademki tekrar iyisin,seyahat edebilirsin.Now that you are well again, you can travel.
Tom'u ikiz kardeşinden ayırt edebilir misin?Can you tell Tom from his twin brother?
İlk olarak hangi şehri ziyaret edeceksiniz?Which city are you going to visit first?
Dans edebilirsin, değil mi?You can dance, can't you?
Bu Sonbaharda Çin'i ziyaret edecek misin?Are you going to pay a visit to China this fall?
Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.Now that you are here, you can help do the cleaning.
"Teşekkür ederim." demeyi ihmal ettin.You neglected to say "Thank you."
Adını nasıl telaffuz edersin?How do you pronounce your name?
Hasta olduğunu bilseydim, seni hastanede ziyaret edebilirdim.If I had known about your illness, I could have visited you in the hospital.
Kaybın için seni tazmin edeceğim.I will compensate you for your loss.
Başarınızı umut ederim.I hope for your success.
Soyadınızı nasıl telaffuz edersiniz?How do you pronounce your last name?
Teklifini kabul edeceğim.I'll accept your offer.
Yardımın olmasaydı, zorlukla baş edemezdim.But for your help I could not have got over the hardship.
Arabana yaptığım hasarı telafi edeceğim.I will make up for the damage I did to your car.
Planımızı kabul edersen, onu uygularım.I will carry it out if you agree to our plan.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyim.May I accompany you on your walk?
Seni takip edemiyorum.I cannot follow you.
Yardımın için sana çok fazla teşekkür edemeyiz.We cannot thank you too much for your help.
Evde kalmanı tercih ederim.I'd rather you stayed at home.
Onu hayal edemezsiniz, değil mi?You can't imagine it, can you?
Bana yardım edebilecek tek kişisin.You're the only one who can help me.
Ona rica edersen, o gelir.She will come if you ask her.
Hastalığını bilseydim seni hastanede ziyaret ederdim.If I had known about your illness, I would have visited you in the hospital.
Onun adresini bilmemeni hayal bile edemiyorum.I can't imagine your not knowing her address.
Tavsiye edebileceğin biryer var mı?Is there any place you recommend?
Sen gidinceye kadar onu muhafaza edeceğiz.We will keep it for you until you leave.
Eğer bana yardım edeceksen, yakında bitiririz.If you will help me, we will soon finish.
Eğer bana yardım edersen, onu tekrar deneyeceğim.If you help me, I'll try it again.
Bize yardım edeceğine güveniyorum.I'm relying on you to help us.
Eğer bize yardım ederseniz, herkes memnun olur.Everyone will be happy if you help us.
Bana yardım etmen şartıyla işi kabul ederim.I will accept the work, provided that you help me.
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Atlanta ziyaretim sırasında harcadığın zaman için size teşekkür ederim.Thank you for the time you spent with me during my visit to Atlanta.
Tavsiyen için teşekkür ederim.Thank you for your advice.
Onu daha sonra kontrol edelim.Let's check it later.
O dükkânı da kontrol edelim.Let's check that shop, too.
Yarın seni ofisinde ziyaret edeceğim.I'll call on you at your office tomorrow.
Eğer denemeye devam edersen, ilerleme kaydedersin.If you keep trying, you will make progress.
Maalesef davetinizi kabul edemem.I'm afraid I can't accept your invitation.
Bir bira için hayatımı feda ederim.I'm dying for a beer!
Sistem mühendisleri ayrılmaya devam ederse, şirketin rekabet üstünlüğü aşınmış olacak.The company's competitive edge will be eroded if system engineers continue to leave.
Sadece GIF dosyalarını ithal edebilirim.I can only import GIF files.