1686'da katolik olması, eczanesini yeniden açmasına ve ders vermeye devam etmesine olanak sağladı.وفي سنة 1686 م، أصبح بإمكانه إعادة افتتاح صيدليته، وإلقاء محاضراته من جديد.
1840 yılında Rzeszów'a geri döndü ve burada Edward Hübl'ün eczanesinde çalışmaya başladı.وفي عام 1840، عاد إلى جيشوف حيث واصل ممارسة مهنة الصيدلة في صيدلية إدوارد هابل.
Daha sonraları Paris'te bir eczane açtı ve derslerine devam etti.بعد ذلك، أسس ليميري صيدلية في باريس، وظل يلقي محاضراته.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.وتبنت الآن تصنيع الأدويه التي تم بيع رخصها في تصفية الأعمال للمستحضرات الصيدلانية.
Glenn ve Maggie, Lori'nin istediği diğer bazı tıbbi malzemeleri almak için yeniden eczaneye gider.Glenn e Maggie vão para a farmácia para pegar suprimentos médicos adicionais para Lori .
Hastane eczanelerinde en az bir eczacının çalışması zorunludur.O farmacêutico hospitalar é o responsável pelas atividades da farmácia de um hospital.
İlk başta eczaneler ve diş hekimleri tarafından satıldı.Primeiramente foram transferidos os ambulatórios e as clínicas.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Existem aparelhos comercializados em farmácias para fazer esses exames.
Sağlık ocağı dolayısıyla bir de eczane açılmıştır.Em sua farmácia também se fazia a vacinação pública.
Eczanelerde eczacılara yardım eden kişilere Eczane Teknisyeni (eczacı kalfası) denir.Em relação aos ajudantes de farmácia, as suas funções de atendimento nas farmácias são consideradas ilegais.
Başlangıçta Seborin sadece eczanelerde satıldı.Só se podia comprá-lo nas farmácias.
Maggi ve Glenn, tıbbi malzeme almak için yakınlardaki bir eczaneye gitmeye karar verir.Maggie e Glenn decidem aventurar-se a farmácia local para encontrar mais suprimentos.
En yakın eczane nerede?Onde é a próxima farmácia?
En yakın eczane nerededir?Onde é a próxima farmácia?
1686'da katolik olması, eczanesini yeniden açmasına ve ders vermeye devam etmesine olanak sağladı.Hij werd in 1686 katholiek en was daardoor in staat om zijn winkel te heropenen en zijn lezingen te hervatten.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Geneesmiddelen zouden door middel van een openbare aanbesteding aangekocht worden voor de apotheken.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Wykaz dopuszczonych do obrotu surowców farmaceutycznych.
Ayrıca köyde birde eczane bulunmaktadır.We wsi funkcjonuje także apteka.
Bu eczaneler, bizzat sağlık zabıtası memurları tarafından muntazam şekilde denetlenirlerdi.Dane te były skrupulatnie weryfikowane przez urzędników z Hauptstelle.
Modern eczaneleri 5 yıllık eczacılık fakülterinden mezun olarak eczacı unvanı almış kişiler açabilir.Vanligen var sådana tjänster endast öppna för den som erhållit sin doktorsexamen för högst fem år sedan.
Ayrıca köyde birde eczane bulunmaktadır.I byn finns det också ett apotek.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Vad händer i kroppen när du tar ett läkemedel?.
1898 yılında, kimyager Hans Schwarzkopf Berlin'de küçük bir eczane açtı.År 1898 öppnade kemisten Hans Schwarzkopf ett litet drogeri (färg- och parfymhandel) i Berlin.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Працював в аптеці свого батька.
1830 yılında Philadelphia'da John K Smith ilk eczanesini açtı.В 1830 Джон К. Сміт відкрив першу аптеку в Філадельфії (США).
Başlangıçta Seborin sadece eczanelerde satıldı.Спочатку лінійка Mixa Bebe продавалася лише в аптеках.
Diğer katlarda bir eczane ve Sinagog vardı.Біля лікарні був цвинтар та каплиця.
Pek çok eczane ve bir adet sağlık ocağı bulunmaktadır.Багато джерел і водоймищ мають лікувальне призначення.
Eczane nerede?Де аптека?
1900'lerde Berlin'e taşındı ve burada bir eczanede çalıştı.Kolem roku 1900 se přestěhoval do Berlína, kde pracoval v lékárně.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Pracoval v podniku svého otce.
Atâ, Şefika'yı hasta bir şekilde görünce eczaneden zehir alır ve intihar eder.To mu ovšem jenom přitíží, tudíž zajde do lékárny a koupí tam jed.
New Bern kentinde kendi eczanesini işletmeye başladı.Své vlastní obchodní aktivity započal zakoupením lékárny v Bielefeldu.
Başlangıçta Seborin sadece eczanelerde satıldı.Jogurty se ale tehdy prodávaly v lékárně.
1840 yılında Rzeszów'a geri döndü ve burada Edward Hübl'ün eczanesinde çalışmaya başladı.În 1840 a revenit la Rzeszów, unde a continuat să lucreze la farmacia lui Edward Hübl.
Kasabada, 4 cami, 1 sağlık ocağı, 1 eczane, 1 PTT hizmet vermektedir.În oraș funcționează 4 farmacii, din care una cu profil de servire pentru sectorul animal.
Ayrıca köyde birde eczane bulunmaktadır.Tot particulară este și farmacia satului.
Hastane çevresinde çok sayıda eczane bulunmaktadır.În jurul pieței se află mai multe hoteluri.
Şehirde bir aile hekimliği merkezi, bir ilçe hastanesi ve 4 eczane bulunmaktadır.În oraș funcționează un centru al medicilor de familie, un spital raional și o rețea de 4 farmacii.
1879'da, amcasına ait bir eczanede çalışmaya başladı.1879-től kezdve kezdett dolgozni, első munkahelye nagybátyja gyógyszertára volt.
Bu eczaneler, bizzat sağlık zabıtası memurları tarafından muntazam şekilde denetlenirlerdi.Az ott dolgozókat mindenesetre elővigyázatosságból evakuálták.
Aynı yıl Devlet Hastanesi karşısında, Sağlık Eczanesi'ni açtı.Ugyanezen évben gyógyszertár is nyílt benne.
Çapa semtinde eczaneler ve sağlık ekipmanları satan işletmeler yoğunlaşmıştır.Az épületben betegszállító és külön ételszállító lift működött.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Továbbra is apja műhelyében dolgozott.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Ezt gyógyszertárak árusítják.
Başlangıçta Seborin sadece eczanelerde satıldı.Alun perin salmiakkijauhetta myytiin vain apteekeissa.
Eczaneler ilaç satılmasına ruhsat verilen dükkânlardır.Sairaalat saavat tulonsa lääkkeiden myynnistä.
Diğer katlarda bir eczane ve Sinagog vardı.Korttelissa on myös useita ješivoja ja synagogia.
Bir ilaç alma bahanesiyle eczaneye gelir.Apteekista saa lääkettä AIDSiin.
Başlangıçta Seborin sadece eczanelerde satıldı.Το τεστ αυτό πωλείται και στα φαρμακεία.
Sağlık ocağı ve eczane vardır.Υπάρχει Αγροτικό Ιατρείο και φαρμακείο .
Durumu düzeltemeyen dişçi, asistanını ilaç alması için eczaneye gönderir.Ο γιατρός κλειδώνεται στο εργαστήριό του και στέλνει τους υπηρέτες του σε αναζήτηση ενός φάρμακου.
Ancak daha sonra bu ürün eczanelerde işlem görmüştür.Derfor købte man dengang tobak på apoteket.
Eczanelerin ruhsatları sağlık müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluğu altındadır.Styrelsen for Patientklager er en institution under Sundheds- og Ældreministeriet.
Eczaneciler Kurumu diğer kadınların lisans almasını engellemek için düzenlemeleri değiştirdi.The Society of apothecaries endret umiddelbart sitt regelverk for å hindre at andre kvinner å få lisens.
İldeki toplam eczane sayısı 3,852'dir.I eksempelet er dividenden tallet 8552.
Çikolata tavşanları, Paskalya sırasında bu tür eczanelerde (Nisan ayı civarında) satışta bulunabilir.Stikkelsbær kan kjøpes i noen norske grønnsaksmarkeder i sesongen.
1900'lerde Berlin'e taşındı ve burada bir eczanede çalıştı.Vào khoảng năm 1900 ông tới sinh sống ở Berlin và làm việc tại một hiệu thuốc.
Pek çok eczane ve bir adet sağlık ocağı bulunmaktadır.Ở đây có nhiều bệnh viện y tế và phòng khám.
Eczanelerde eczacılara yardım eden kişilere Eczane Teknisyeni (eczacı kalfası) denir.Người hành nghề trong ngành dược được gọi là dược sĩ.