Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynlerim ile cümle

ebeveynlerim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Ben gençken ebeveynlerim boşandı.My parents got divorced when I was young.
Ebeveynlerimin bildiğini düşünüyorum.I think my parents know.
Lise sırasında hoşnutlukla yurt dışına gitmek isterdim ama ebeveynlerim gitmemi istemezdi.I would have gladly gone abroad during high school, but my parents didn't want me to.
Ebeveynlerim evliliğe karşı.My parents are against my marriage.
Ebeveynlerim orada olmayacaklar.My parents aren't going to be there.
Ebeveynlerimi görmeye gittim.I went to see my parents.
Çocuklarımın hepsi ebeveynlerimi ziyaret etmek için Boston'a gitti.All of my kids went to Boston to visit my parents.
Tom ve Mary benim ebeveynlerim değiller.Tom and Mary aren't my parents.
Ebeveynlerim Boston'da yaşıyorlar.My parents live in Boston.
Büyük ebeveynlerimin Boston'da bir evleri vardı.My grandparents had a house in Boston.
Ya ebeveynlerim öğrenirse?What if my parents find out?
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Neden bana ebeveynlerimden bahsetmedin?Why didn't you tell me about my parents?
Ebeveynlerimin bana onun hakkında söylediğini hatırlıyorum.I remember my parents telling me about that.
Ebeveynlerimi tanıdığını bana nasıl söyleyemedin?How could you not tell me you know my parents?
Ebeveynlerime bizden bahsetmemiz gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should tell my parents about us?
Ebeveynlerim bana on üç yaşındayken evlat edinildiğimi söyledi.My parents told me that I was adopted when I was thirteen.
Benim ebeveynlerim Tom'un ebeveynlerinin ona anlattığı aynı hikayeleri bana anlattı.My parents told me the same stories that Tom's parents told him.
Keşke ebeveynlerim bunu yapmama izin verse.I wish my parents would let me do that.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Karım hâlâ ebeveynlerimle tanışmadı.My wife still hasn't met my parents.
Ebeveynlerim şehir dışında.My parents are out of town.
Ebeveynlerime söylemeyeceksin, değil mi?You aren't going to tell my parents, are you?
Ebeveynlerimin Tom'dan hoşlanmayacağından gerçekten endişeliyim.I'm really worried that my parents aren't going to like Tom.
Erkek kardeşimle karşılaştırıldığında ebeveynlerim bana insafsızca davranıyor.My parents treat me unfairly compared to my brother.
Büyük ebeveynlerim geçen yüzyılda doğdu.My grandparents were born in the last century.
Ebeveynlerim bile benden hoşlanmıyor.Even my parents don't like me.
Ebeveynlerim şu an evde değil.My parents aren't home right now.
Kız arkadaşım henüz ebeveynlerimle tanışmadı.My girlfriend hasn't met my parents yet.
Ebeveynlerim endişelenmeye başlamadan önce eve gitmeliyim.I should go home before my parents start to worry.
Ebeveynlerimle yemek yedim.I ate with my parents.
Ebeveynlerimin Tom'la ilişkimi bildiklerinden emin değilim.I'm not sure my parents know about my relationship with Tom.
Ebeveynlerim ziyaret ediyor.My parents are visiting.
Ebeveynlerim öğretmendi.My parents were teachers.
Ben on üç yaşındayken ebeveynlerimi bir trafik kazasında öldüler.My parents died in a traffic accident when I was thirteen years old.
Ebeveynlerim benimle gurur duyacak.My parents will be proud of me.
Ebeveynlerim mutlu olacak.My parents will be happy.
Ebeveynlerim Avustralya'da.My parents are in Australia.
Ebeveynlerimin her ikisi de doktor.My parents are both doctors.
Ebeveynlerim ve ben yakın değiliz.My parents and I aren't close.
Ebeveynlerim bana büyüklerime saygı göstermeyi öğretti.My parents taught me to show respect to my elders.
Ebeveynlerim büyüklerime saygı göstermemi söyledi.My parents told me to honor my elders.
Ebeveynlerim okula geldiği zaman bundan nefret ediyorum.I hate it when my parents come to school.
Ebeveynlerim ben küçük bir çocukken bana hikayeler okurdu.My parents used to read me stories when I was a little boy.
Ebeveynlerime, aileme ya da arkadaşlarıma söyleyemedim.I could not tell my parents, my family or my friends.
Ebeveynlerime söyleyemedim, ne de aileme.I couldn't tell my parents, nor my family.
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.My parents don’t like the way I dress.
Ebeveynlerim seni sevecekler.My parents are going to love you.
Ebeveynlerim muhtemelen endişe etmeye başlıyor?My parents are probably starting to worry.
Ebeveynlerim yarın geri geliyor.My parents are coming back tomorrow.
Ebeveynlerim bir doktor olmamı bekliyor.My parents expect me to become a doctor.
Ebeveynlerim tanışma randevusunda tanıştılar.My parents met on a blind date.
Büyük ebeveynlerimin kollarında çiçek aşısı izleri var.My grandparents have smallpox vaccination scars on their arms.
Ebeveynlerime yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to my parents.
Ebeveynlerime bir yük olmak istemiyorum.I don't want to be a burden to my parents.
Ebeveynlerim artık yaşamıyor.My parents are no longer living.
Bence ebeveynlerim benden bir şey saklıyor.I think my parents are hiding something from me.
Büyük büyük ebeveynlerimden sadece ikisi onlarla tanışmam için yeterince uzun yaşadı.Only two of my great-grandparents lived long enough for me to meet them.
O bana ebeveynlerimin ne kadar süre önce öldüğünü sordu.She asked me how long ago my parents died.
Ebeveynlerim dizlerinin üstünde yürümenin kötü şans olduğunu söyledi.My parents said it's bad luck to walk on your knees.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod