O uçak kazasında ebeveynlerini kaybeden bir yetimdi.She was an orphan who lost her parents in a plane crash.
O, ebeveynlerinden uzaklaştı.She is estranged from her parents.
O, ebeveynlerinin isteklerine karşı çıktı ve yabancı ile evlendi.She went against her parent's wishes, and married the foreigner.
Ben annemle, erkek kardeşimle ve büyük ebeveynlerimle yaşıyorum.I live with my mother, brother and my grandparents.
Sorun ebeveynlerimin kabul edip etmeyecekleridir.The problem is whether my parents will agree or not.
Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.My decision to study abroad surprised my parents.
Ebeveynlerim bana Noel için bir kimya seti verdiğinde neredeyse on yaşındaydım.I was nearly ten when my parents gave me a chemistry set for Christmas.
Ebeveynlerimin her ikisi de otoriter değil.Both of my parents are not strict with me.
Ebeveynlerim size en iyi dileklerini gönderdi.My parents send you their best regards.
Ebeveynlerim bana bir kartpostal gönderdiler.My parents sent me a postcard.
Onlar yaşlandıklarında ebeveynlerime bakacağım.I'll look after my parents when they get old.
Ebeveynleri öldükten sonra, onları büyük ebeveynleri büyüttü.After their parents died, their grandparents brought them up.
Ebeveynleri ölü olan bir çocuğa bir yetim denilir.A child whose parents are dead is called an orphan.
Sadece ebeveynlerim değil fakat aynı zamanda kız kardeşim de benim fikrime karşı.Not only my parents but also my sister is against my opinion.
Ebeveynlerimle posta yoluyla bağlantı kuruyorum.I keep in touch with my parents by mail.
Ebeveynlerimin her ikisi de hayatta değiller.Both of my parents aren't alive.
Artık ebeveynlerime yük olmak istemiyorum.I don't want to be any more burden to my parents.
Ebeveynlerinize karşı nazik olun.Be polite to your parents.
Ebeveynlerine karşı çok nazik olamazsın.You cannot be too good to your parents.
Ebeveynlerini önemsemelisin.You should mind your parents.
Ebeveynlerim oraya gitmeme izin verdi.My parents let me go there.
Ebeveynlerim beni oraya gönderdi.My parents made me go there.
Bizim ebeveynlerimiz bizim tam karşımızdaki caddede yaşar.Our parents live right across the street from us.
Ebeveynlerim amcamı uğurlamak için havaalanına gitti.My parents have gone to the airport to see my uncle off.
Jane'nin ebeveynleri onun okulda bir öğretmen olarak tayin edilmesinden memnundu.Jane's parents were pleased about her appointment as a teacher at the school.
Ebeveynlerim az önce istasyona vardılar.My parents have just arrived at the station.
Ebeveynlerim oraya yalnız gitmeme itiraz ettiler.My parents objected to my going there alone.
Ebeveynlerim Tom'la tekrar görüşmemi yasakladı.My parents forbade me to see Tom again.
Ebeveynlerim erkeklerle dışarı çıkmama izin vermezdi.My parents would not let me go out with boys.
Ebeveynlerim yurt dışında eğitim yapmama itiraz etti.My parents objected to my studying abroad.
Onlar benim gerçek ebeveynlerim değil.They are not my real parents.
Ebeveynlerim her kış kayak yapmaktan hoşlanır.My parents enjoy skiing every winter.
Sana ebeveynlerimi tanıştırayım.Let me introduce my parents to you.
Ebeveynleri uçak kazasında öldü.He had his parents die in the plane accident.
Çocuklar ebeveynlerine itaat etmeliler.Children should obey their parents.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Geçen gün onunla karşılaştığımda, o benim ebeveynlerimi sordu.When I met her the other day, she asked about my parents.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, ebeveynlerini buldu.He found his parents.
Ebeveynlerin çocuklarından daha önemli olduğunu düşünmek istiyorum.I want to think that parents are more important than their children.
Sınıf arkadaşlarınızı sevin! Ebeveynlerinizi sevin! Ülkenizi sevin!Have love for your classmates! Have love for your parents! Have love for your country!
Ebeveynlerim torunlarını gerçekten seviyor.My parents really love their grandchildren.
Ebeveynlerim dönmeden önce evi temizlemek istiyorum.I want to clean the house before my parents return.
Ebeveynlerim boşandı.My parents are divorced.
Sen ebeveynlerinden kurtulabilir misin?Can you get away from your parents?
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
O ebeveynlerine cevap verdi.He answered his parents.
Ebeveynlerimin her ikisi de öldü.My parents are both dead.
Kızın ebeveynleri onun ricasını kabul etti.The girl's parents agreed to her request.
Ebeveynlerin birbirleriyle işbirliği yapması gerekir.Parents need to cooperate with each other.
Ergin olmayan biri ebeveynlerine bağlıdır.A minor is dependent on his parents.
Ebeveynlerimin evine gelmek ister misin?Would you like to come to my parents' house?
Onun ebeveynleri onun viyolonsel çalacağına karar verdi.Her parents decided that she would play the cello.
Çocuklar genellikle ebeveynleri gibi düşünürler ve davranırlar.Children usually think and behave like their parents.
O bir uçak kazasında ebeveynlerini kaybetti.He lost his parents in a plane accident.
Al Smith'in ebeveynleri İrlanda'dan geldi.Al Smith's parents came from Ireland.
Lucy'ye büyük ebeveynleri tarafından şaka yapıldı.Lucy was bantered by her grandparents.
Çocuklar şu anda ebeveynleriyle konuşuyorlar.The children are talking to their parents at this moment.
Ebeveynlerim ben doğmadan önce evlendiler.My parents have been married since before I was born.
Paul ebeveynlerine saygı duyar.Paul respects his parents.