Bir kimsenin ebeveynlerinin kuzenlerinin çocukları, o kimsenin 2. dereceden kuzenleridir.Ühe nõo lapsi nimetatakse mõnikord teise nõo laste teise astme nõbudeks.
18 yaşın altındaki vatandaşlar sadece ebeveynlerin onayı ile bir pasaport alabilirler.Vähemalt 10-aastast last saab lapsendada vaid lapse enda nõusolekul.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Kumbki ei teadnud siis, et nad on sugulased.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.그녀는 15살 아우슈비츠로 끌려가면서 8살 짜리 남동생과 부모님을 잃었습니다.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.15 évesen került Auschwitzbe, az öccse akkor 8 éves volt, a szüleiket elvesztették.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.8歳の弟も一緒で、両親は失われていました そして彼女はこういったのです:
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.A ajuns în Auschwitz când avea 15 ani, iar fratele ei avea 8, părinţii s-au pierdut.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Arrivò ad Auschwitz quando aveva 15 anni e suo fratello ne aveva otto, i genitori dispersi.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Cô ấy đã tới Auschiwitz khi mới 15 tuổi, cùng với cậu em trai 8 tuổi, hai chị em mồ côi cha mẹ.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Dia dijebloskan ke Auschwitz saat berusia 15 tahun, adik laki-lakinya 8 tahun, dan orang tua mereka hilang.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Do Osvětimi se dostala, když jí bylo patnáct, jejímu bratrovi bylo osm a rodiče zmizeli.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Fue a Auschwitz cuando tenía 15 años, y el hermano tenía ocho, y sus padres desaparecidos.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Hon sändes till Auschwitz när hon var femton år gammal, hennes bror var åtta och föräldrarna försvunna.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Hun kom til Auschwitz, da hun var 15 år gammel og hendes bror var otte, og forældrene var forsvundet.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Išla do Auschwitzu, keď mala 15 rokov. Jej brat mal osem, a ich rodičia boli v nenávratne.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Sie kam nach Auschwitz als sie 15 Jahre alt war. Ihr Bruder war acht, ihre Eltern htten sie verloren.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Zabrano ja do obozu, gdy miała 15 lat, jej brat miał 8 lat, rodzice zaginęli.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Ze ging naar Auschwitz toen ze 15 jaar oud was, haar broer was acht en haar ouders waren verdwenen.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Πήγε στο Άουσβιτς όταν ήταν 15 χρονών, και ο αδερφός της ήταν οκτώ, και οι γονείς τους είχαν χαθεί.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Влязла е в Аушвиц, когато била на 15, а брат й бил на 8, родителите им - изчезнали.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Вона потрапила до табору в 15 років. Її брату було 8, батьків вони втратили.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.Она попала в лагерь, когда ей было 15. Ее брату было 8, родителей они потеряли.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.אחת מהניצולות הבודדות. היא הלכה לאושוויץ כשהיתה בת 15, ואחיה היה בן 8, הוריה אבדו.
15 yaşındayken Auschwitz'e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış.فقد دخلت إلى " أوشفيتز " وهي إبنة 15 عاما وكان أخوها ابن 8 أعوام وكانت قد فقدت والديها ..
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Alla över 15 kan gifta sig med föräldrarnas samtycke.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Alors, le pacte a sauté une génération.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Bất cứ ai trên 15 tuổi đều có thể kết hôn nếu có sự chấp thuận của bố mẹ.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Cualquiera despues de los 15 puede casarse con el consentimiento de los padres.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Cualquier persona mayor de 15 años pueden casarse con consentimiento de sus padres.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Dès 15 ans, on peut se marier avec le consentement des parents.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Iedereen ouder dan 15 kan trouwen met van hun ouders toestemming.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Každý, komu je nad patnáct, může se souhlasem rodičů uzavřít sňatek.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Siapapun lebih dari 15 tahun bisa menikah dengan persetujuan orang tua mereka.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Siapapun lebih dari 15 tahun bisa menikah dengan persetujuan orang tua mereka.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.To sem jaz. Vrnil sem se. Sem nazaj v Koreji, stalnega pred pisarno oddelka.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Аз съм назад.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.Любой, кто достиг 15-летнего возраста, может жениться с согласия родителей.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.На 15 г. бракът е възможен с позволението на родителите.
15 yaşını dolduran herkes, ebeveynlerinin izniyle evlenebilir.أي واحد عمره فوق الـ 15 يستطيع الزواج بموافقة والديه
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.16가지 중 하나밖에 없는데, 이 경우에 모든 두 가지 열성인 특징을 부모에게서 물려받는 것 입니다
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Fuori il 16, c'è solo una situazione dove eredita recessivo da entrambi i genitori per entrambi tratti.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Nur in einer dieser 16 Kombinationen, bekomme ich von beiden Eltern die rezessiven Merkmale vererbt.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.Ze 16 možných je tu jen jedna situace, ve které jedinec zdědí recesivní alely od obou rodičů v obou znacích.
16'dan sadece bir tanesinde her iki özellik için de ebeveynlerin ikisinden gelen çekinik genleri alıyorum.من ال 16 ,يوجد حالة واحدة فقط حيث ورثت الصفة المتنحية من كلا الوالدين لكلا الصفتين
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Anche in famiglia vuole comunicare con i suoi genitori.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Även inom familjen vill detta lilla barn kommunicera med sina föräldrar.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Bahkan dalam keluarganya, bocah kecil ini ingin berkomunikasi dengan orang tuanya.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Chiar și în familie acest copil vrea sa comunice cu părintii lui.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.가족 안에서도 이 작은 아이는 부모님과 이야기하고 싶어합니다.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Даже находясь в кругу семьи, такой ребенок хочет общаться со своими родителями.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.حتى داخل نطاق الاسرة،هذا الصغير يرغب فى التواصل مع ابويه
Aileye bir çocuk doğduğu zaman ebeveynlerin aile iznine ayrılma, yani evde kalıp çocuğa bakma hakları vardır.Kun perheeseen syntyy lapsi, vanhemmilla on oikeus pitää perhevapaata eli jäädä hoitamaan lasta kotiin.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman ebeveynlerin aile iznine ayrılma, yani evde kalıp çocuğa bakma hakları vardır.عندما يولد طفل في العائلة فيحق للوالدين أخذ إجازة عائلية أي يبقون في البيت لرعاية الطفل.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.De vraag rijst, aangezien ze geen trekduifouders hebben, wie ze leert om een trekduif te zijn.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.거기서 생기는 문제는 나그네 비둘기가 되는 법을 가르쳐 줄 나그네 비둘기 부모가 없다는 것입니다.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.Nasuwa się pytanie: nie będą miały gołębi wędrownych rodziców, którzy nauczą małe jak być gołębiem wędrownym.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.זה אומנם מעלה את השאלה שלא יהיו הורים של יונה נודדת שילמדו את האוכלוסיה הזו איך להיות יונה נודדת.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.لكن ذلك أثار مسألة أن هذا الحمام المهاجرلن يكون له أبوين ليعلمانه كيف يعيش كحمام مهاجر.
Akla şu soru geliyor, yavrulara göçmen güvercin olmayı öğretecek göçmen güvercin ebeveynleri olmayacak.新しい群れにリョコウバトの習性を教える 親バトがいないことです どうしましょうか
Alexander'ın annesi, ebeveynleri, öğretmeni Aristo알렉산더대왕의 어머니, 부모님, 그리고 그의 스승 아리스토텔레스는