Ana içeriğe geç
Sözlük

ebeveynler ile cümle

ebeveynler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Ebeveynlerim bana çıkmak istediğim kişiyle çıkmama izin vermezdi.My parents wouldn't let me date who I wanted to date.
Çocuklar ebeveynler arasında ne olduğunu hisseder.The children sense what is happening between the parents.
Çocuklar ebeveynler arasında neler olduğunu hisseder.The children sense what's going on between the parents.
Ebeveynlerimin onu sana vermemi isteyeceklerinden emin değilim.I'm not sure my parents would want me to give you that.
Ebeveynlerim Tom gibi kibar bir adamla evlenmemi istedi ama ben John'a aşıktım.My parents wanted me to marry a nice guy like Tom, but I was in love with John.
Onları son gördüğümde büyük ebeveynlerimin sağlık durumları iyiydi.My grandparents were in good health the last time I saw them.
Gece yarısından önce evde olmam gerekiyordu. Ebeveynlerim beni öldürecekler.I was supposed to be home before midnight. My parents will kill me.
Tom'un ebeveynleri Mary'nin onun için çok yaşlı olduğunu düşünüyorlardı.Tom's parents thought that Mary was too old for him.
Ebeveynlerime içmeyeceğime söz verdim.I promised my parents I wouldn't drink.
Ebeveynlerim benimle gurur duyardı.My parents were proud of me.
Neden ebeveynlerinden sana bir araba almasını istemiyorsun?Why don't you ask your parents to buy you a car?
Benim ebeveynlerim beni herhangi bir şey için neredeyse hiç cezalandırmadı.My parents hardly ever punished me for anything.
Biz Tom'un ebeveynleriyiz.We're Tom's parents.
Ebeveynlerin İngilizce konuşur mu?Do your parents speak English?
Ebeveynlerime söylemek istemiyorum.I don't want to tell my parents.
O ebeveynlerini dinlemez.He doesn't listen to his parents.
O, ebeveynlerini dinlemez.She doesn't listen to her parents.
Tom'un ebeveynleri beni sevmiyor.Tom's parents don't like me.
Tom'un ebeveynleri orada olmayacak.Tom's parents won't be there.
Ben zaten ebeveynlerime söyledim.I already told my parents.
Tam ebeveynlerim giderken eve vardım.I arrived home just as my parents were leaving.
Tom'un ebeveynlerini aradım.I called Tom's parents.
Ebeveynlerinin tek başına buraya gelmene izin verdiklerine inanamıyorum.I can't believe your parents let you come here by yourself.
Onun ebeveynleri onun üniversiteye gitmesi gerektiğini söyledi.His parents said that he should go to the university.
Bugün ebeveynlerimin evlilik yıl dönümü.Today is my parents' wedding anniversary.
Her zaman ebeveynlerimle birlikte yaşadım.I've always lived with my parents.
Ebeveynlerinin her ikisini de tanıyordum.I knew both your parents.
Ebeveynlerimi tanımıyordum.I never knew my parents.
Ebeveynlerin sana bir şey öğretmedi mi?Didn't your parents teach you anything?
Ebeveynlerin sana adabımuaşeret öğretmedi mi?Didn't your parents teach you manners?
Tom'un ebeveynleri bana onun Harvard'a gidiyor olacağını söyledi.Tom's parents told me that he would be going to Harvard.
Siz Tom'un ebeveynlerisiniz, değil mi?You're Tom's parents, aren't you?
Bence Tom'un ebeveynlerine haber vermeliyiz.I think we should notify Tom's parents.
Tom'un ebeveynleri o, Harvard'a giremediği için hayal kırıklığına uğradılar.Tom's parents were disappointed that he couldn't get into Harvard.
Tom'un ebeveynlerinin onun bizimle gitmesine izin verip vermeyeceklerini merak ediyorum.I wonder if Tom's parents will allow him to go with us.
Ebeveynlerimle evde sadece Fransızca konuşurum.I only speak French at home with my parents.
Tom ebeveynleriyle sadece Fransızca konuşur.Tom speaks only French to his parents.
Ebeveynlerin Fransızca konuşur mu?Do your parents speak French?
Marika ebeveynlerinin köyünde onunla yaşamamı istedi ama orada hava çok soğuktu.Marika wanted me to live with her in her parents' village, but it was very cold out there.
O, ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Ebeveynleriyle tatile gitmeyi reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
O, ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Tom, ebeveynleriyle tatilde.Tom is on holiday with his parents.
Ebeveynlerimle akşam yemeği yiyordum.I was having dinner with my parents.
Ebeveynlerin çok sabra ihtiyaçları var.Parents need a lot of patience.
Tom ebeveynlerine itaat etmedi.Tom didn't obey his parents.
Tom ebeveynleriyle birlikte.Tom is with his parents.
Ebeveynlerinize itaat edin.Obey your parents.
O, ebeveynleriyle birlikte.She's with her parents.
Tom'un ebeveynleri onun bir kullanılmış araba satıcısı olmasını istemiyordu.Tom's parents didn't want him to become a used car salesman.
Tom ebeveynleriyle tek başına yaşıyor.Tom lives alone with his parents.
Bir çocuk her yaşta ebeveynlerini saymalıdır ve saygı göstermelidir.A child should honor and respect his parents at every age.
Neden ebeveynlerinle birlikte değilsin?Why aren't you with your parents?
Ebeveynlerin şimdi nerede?Where are your parents now?
Siz Tom'un ebeveynleri olmalısınız.You must be Tom's parents.
Büyük ebeveynlerin nasıl?How are your grandparents?
Ebeveynlerin neredeydi?Where were your parents?
Tom ebeveynlerinden nefret ediyordu.Tom hated his parents.
Bunlar benim ebeveynlerim.These are my parents.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod