Ebeveynleri Meksika'dan ABD'ye göç etmiştir.Zijn ouders emigreerden van Japan naar Amerika.
Böylece oldukça pratik bir şekilde ebeveynler her çocuk için bir ana açık anahtar tutar.Daarmee bestaat in Frankrijk een zeer strenge aansprakelijkheid van ouders voor hun kinderen.
Ayrıca, çocukların harcamalarını ebeveynler kendi aygıtılarından onaylar.Kindertoeslag ontvingen ouders náást kinderbijslag.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Ze zijn bang dat ze even conformistisch zullen worden als hun ouders.
5 yaşındayken, ebeveynleri boşandı.Op vijfjarige leeftijd scheidde haar ouders.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Huwelijken werden gewoonlijk geregeld door de ouders.
Çocuklar ebeveynlerine itaat etmeliler.Kinderen moeten hun ouders gehoorzamen.
Ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Mijn ouders zijn allebei dood.
Ebeveynlerinden hangisine benziyorsun?Op wie van je ouders lijk je?
Dün ebeveynlerine rastladım.Gisteren heb ik je ouders ontmoet.
Çocuklar ebeveynlerini her zaman dinlemezler.Kinderen luisteren niet altijd naar hun ouders.
Ebeveynler çocuklarıyla birlikte bir bulmaca yapabilir.De ouders kunnen met hun kind samen een puzzeltje maken.
Herhalde ebeveynlerimi aramayacaksın, değil mi?Je gaat mijn ouders toch niet bellen, wel?
Ebeveynlerin nasıl tanıştı?Hoe hebben je ouders elkaar ontmoet?
Sonuç olarak ebeveynler, evde kalıp çocuklarına bakmak amacıyla 126 milyon işgününü kaçırmıştır.W związku z tym rodzice opuszczają 126 milionów dni roboczych, żeby opiekować się dziećmi w domu.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Nie wiadomo czy jej rodzice żyją.
Ebeveynler daha sonra ismi A (Telaffuz yine albin) 'e değiştirmeye çalıştı.Rodzice próbowali wtedy zmienić imię dziecka na A (też wymawiane jak Albin).
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Jako dziecko Edsel i jego brat Simon, zostali rozdzieleni, gdy ich rodzice się rozwiedli.
Çocuk kendisini meydana getiren ebeveynlerin (anne, baba) özelliklerini taşır.W trakcie przedstawienia dzieci powiedziały rodzicom o tym, iż są oni adoptowani.
Ebeveynleri Holokost'tan kurtulmuştur.Jej rodzice byli ocalałymi z Holokaustu.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Nie znosi rodziców za to, że nie mogą żyć normalnie.
Fanane'nin ebeveynleri Joseph Fanene ve Renate Fanene'dir.Jest córką Josepha i Renate Fanene.
Avrupa folkloruna göre leylekler yenidoğanları ebeveynlerine getirir.Według europejskiego folkloru bocian jest odpowiedzialny za przynoszenie dzieci do nowych rodziców.
Ebeveynlerle çocukları arasındaki iletişim yönü değişti.Częstotliwość kontaktów między rodzicami a potomstwem jest zmienna.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Małżeństwa były kojarzone zazwyczaj przez rodziców.
Ebeveynlerinin yüzü görünmez.Ciągle widzę ich twarze.
Ebeveynleri çiftçidir.Rodzice byli rolnikami.
Ebeveynleri Kraliçe Luna ve Kral Radius'dur.Jej rodzice to król Radius i królowa Luna, którzy są rozwiedzeni.
Kee, Van Gogh ile görüşmek istemedi ve ebeveynleri "inadının cankısıcı olduğunu" yazdılar.Kee odmawiała spotkania się z nim, a jej rodzice pisali: Twoja natarczywość jest odrażająca.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Jest to jednak tylko zaledwie blade odbicie tego, co potrafiły ich macierzyste światy.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Szkoły te utrzymują się z czesnego opłacanego przez rodziców.
Ebeveynlerinin isteğiyle 4 yaşında okula başladı.W wieku 4 lat rozpoczął naukę w miejscowej szkole.
Ancak uçmaya başladıktan sonra bir ay kadar daha ebeveynler tarafından beslenirler.Po opuszczeniu go są karmione przez rodziców przez około miesiąc.
Karmaşık bir aile ilişkisi olan House, ebeveynlerine karşı mesafelidir.Pochodząca z bogatej dzielnicy Maya ma dość kłótni swoich rodziców.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Małżeństwo to było nieszczęśliwe, dlatego małżonkowie postanowili się rozwieść.
Ebeveynleri birbirinden ayrı yaşıyorlardı.Föräldrarna levde åtskilda.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Ett exempel är föräldrars kärlek till sina barn.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Efter kläckningen får ungen vård, skydd och näring av föräldrarna i minst nio månader.
McEwan’dan altı yaş büyük olan duvar ustası David Sharpe, ebeveynleri evlenmeden önce dünyaya gelmişti.Brodern, en murare vid namn David Sharp, föddes sex år före McEwan, när hans mor gifte sig med en annan man.
18 yaşın altındaki vatandaşlar sadece ebeveynlerin onayı ile bir pasaport alabilirler.Ungdomar under 18 år bör därtill ha ett av föräldrarna undertecknat intyg för att delta.
Foureira Fier, Arnavutluk'ta Ebeveynleri Marjeta ve Kristaq Fureraj'ın kızı Entela Fureraj olarak doğdu.Foureira föddes i Fier i västra Albanien som Entela Fureraj, dotter till Marjeta och Kristaq Fureraj.
Ebeveynlerinin ikisi de peyzaj mimarıdır.Båda föräldrarna är friska anlagsbärare.
Mr. & Mrs. Barry - Diana'nın ebeveynleridirler.Mr och Mrs Black - Tokens föräldrar.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Föräldrarna till eleverna fick betala.
Ebeveynleri çiftçidir.Föräldrarna var jordbrukare.
Kardeş Tyka'nın 1960'taki doğumundan sonra, Prince'in ebeveynleri boşandı.Efter att Princes syster Tika Evene hade fötts 1960 gled deras föräldrar isär och så småningom skilde de sig.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Hans mamma vill att han ska träffa någon och leva ett normalt liv.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Efter fyra veckor kan ungarna äta samma föda som sina föräldrar.
Nathan'ın ebeveynleri genç yaşta onun olağanüstü ezber yeteneğini ve taklit, şarkı sevgisini fark etti.Föräldrarna såg sonens begåvning och kärlek till sången.
Ebeveynleri ayrıldıktan sonra babası alkolik oldu ve sonucunda 1991 yılında kalp krizinden öldü.Hans alkoholiserade far, som ursprungligen kom från Storbritannien, avled i en hjärtinfarkt 1967.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Äktenskapet var inte lyckligt och de separerade.
Ebeveynlerimle temas kurdum.Jag tog kontakt med mina föräldrar.
2005 yılında Sagawa'nın ebeveynleri öldü.Батьки Саґави померли в 2005 році.
Diğer genetik değişiklikler ebeveynler tarafından tohum hücrelerin oluşturulması sırasında ortaya çıkabilir.Інші генетичні зміни можуть відбуватися протягом формування генеративних клітин одним з батьків.
Ebeveynleri mutsuz bir evliliğe sahipti ve bu yüzden boşandılar.Брак батьків був невдалим і, зрештою, вони розлучилися.
Burton hiçbir zaman ebeveynlerine yakın olmamıştı.Гартнелл ніколи не був близький із батьком.
Elizabeth ebeveynlerini gözyaşlarıyla yolculamıştı.Бен дивився на батька зі сльозами на очах.
Turner'ın ebeveynleri yılbaşı için 2001'de ilk gitarını almışlardır.Батьки Алекса купили йому першу гітару як подарунок на Різдво 2001 року.
Bunun sonucunda ebeveynlerin evliliğinde sorunlar başlayınca, Rühmannlar 1915 yılının Mart ayında boşandılar.Добившись дозволу батьків, наприкінці 1952 року вони побралися.
Sirius’un aksine, Regulus ebeveynlerinin favorisiydi.Із братом Луїджі вони були улюбленками батьків.