ebeveyn ile cümle

ebeveyn kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'nin ebeveynleri ile ilk kez ne zaman karşılaştığını hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly when he first met Mary's parents.
Arkadaşlarımın çoğu, Tom ve Mary'nin aşırı korumacı ebeveynler olduklarını düşünüyorlar.Many of my friends think that Tom and Mary are overprotective parents.
Ebeveynlerim çok katı.My parents are very strict.
Ebeveynlerim boşanıyor.My parents are getting divorced.
Lütfen ebeveynlerinize saygılarımı iletin.Please give my regards to your parents.
O şimdi ebeveynlerine bir mektup yazıyor.He is writing a letter to his parents now.
Ebeveynlerim beni her gün arar.My parents call me up every day.
Onun ebeveynlerinin her ikisi de öldüler.Her parents both died.
Ben, yaşlandıklarında ebeveynlerime bakacağım.I'll take care of my parents when they get old.
Eğer özgürlük istiyorsan, ebeveynlerinle yüzleşmek zorunda kalacaksın.If you want freedom, you'll have to face your parents.
Ebeveynlerim öldü.My parents are dead.
Ebeveynlerim geldiğini öğrenirlerse aptalca bir şey yapabilirler.If my parents find out you came over, they could do something crazy.
Eğer ebeveynlerim sizin geldiğinizi keşfederse, onlar çılgınca bir şey yapabilirler.If my parents discover that you came over, they are capable of doing something crazy.
Eğer ebeveynlerim geldiğini öğrenirse onlar çılgınca bir şey yapabilir.If my parents discover that you came over, they might do something crazy.
Ben ebeveynlerimle konuştum.I spoke to my parents.
Ebeveynlerinden hangisine benzediğini düşünüyorsun?Which of your parents do you think you look like?
Dick ebeveynlerine bağlıydı fakat o şimdi onlardan bağımsız.Dick had been dependent on his parents, but now he's independent of them.
Pazar günleri büyük ebeveynlerimi ziyaret ederim.I visit my grandparents on Sundays.
Kendinden daha iyi bir arkadaş veya ebeveyn yoktur.There is no better friend or parent than oneself.
Mary'nin ebeveynleri onun dövme yaptırma kararını onaylamadılar.Mary's parents disapproved of her decision to get tattooed.
Mary'nin ebeveynleri Tom'dan nefret eder.Mary's parents hate Tom.
Tom'un ebeveynleri eski bir römorkta yaşıyor.Tom's parents live in an old trailer.
Ebeveynlerimden bir toplantıya gitmek zorunda.One of my parents has to go to the meeting.
38 yaşında olması gerçeğine rağmen, o hâlâ ebeveynlerine bağımlı.In spite of the fact that he's 38, he's still dependent on his parents.
Ebeveynlerim gelmeden önce evi temizlemek istiyorum.I want to clean the house before my parents come.
Ebeveynlerim tarafından ihmal edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored by my parents.
Onun ebeveynleri boşandığı için kızın babasıyla küçük bir teması vardı.Because her parents got divorced, the girl had little contact with her father.
Ebeveynlerimin kim olduğunu öğrenmek istiyorum.I would like to know who my parents are.
Ebeveynlerim çıkmama izin vermeyecek.My parents won't let me date.
Tom onu ebeveynleriyle tartışmalıydı.Tom should have discussed it with his parents.
Eminim ebeveynin seninle çok gurur duyuyordur.I'm sure that your parents are very proud of you.
Tom artık ebeveynlerinin sağlık sigortası kapsamında değil.Tom is no longer covered by his parents' health insurance.
Benim ebeveynlerim onun hakkında bilir.My parents know about it.
Ebeveynleri öldüğünden beri bu çocuğa ben bakıyorum.I have taken care of this child ever since his parents died.
Tom ebeveynleri tarafından terk edildi.Tom was abandoned by his parents.
Tom ebeveynleri tatildeyken evinde büyük bir parti verdi.Tom threw a big party at his house while his parents were on vacation.
Ebeveynlerim öfkeliydi.My parents were furious.
Ebeveynlerinden nefret eder.He hates her parents.
Onun ebeveynleri ondan nefret eder.His parents hate him.
Hiç ebeveynlerini özledin mi?Have you ever missed your parents?
Ebeveynlerim bilmiyor.My parents don't know.
O ebeveynlerini selamladı.He greeted his parents.
Ebeveynlerim Tom'u görmemi yasakladı.My parents forbade me from seeing Tom.
Bunu yapmasan iyi olur. Ebeveynlerinin nerede yaşadığını biliyorum.You better not do that. I know where your parents live.
Onun ebeveynlerinin yarın gelip gelmeyeceklerini bilmiyorum.We don't know if her parents will come tomorrow or not.
Ebeveynleri Alman.His parents came from Germany.
Ebeveynlerini kızdırır mısın?Do you anger your parents?
O, büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.He was raised by his grandparents.
Neden sadece ebeveynlerinden para istemiyorsun?Why don't you just ask your parents for money?
Ebeveynlerin nerede?Where are the parents?
Ebeveynlerim nerede?Where are my parents?
Şunlar senin ebeveynlerin değil mi?Aren't those your parents?
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Onun ebeveynleri beni sever.Her parents love me.
Onun ebeveynleri beni sevdi.His parents loved me.
Ebeveynlerimi nasıl tanıdın?How did you know my parents?
Ebeveyninin senin gitmene izin vereceğinden emin misin?Are you sure your parents will allow you to go?
Ebeveynlerimi kimin öldürdüğünü biliyorum.I know who killed my parents.
Ben bir çocukken ebeveynlerim her zaman dövüşürdü.My parents fought all the time when I was a kid.
Ben beş yaşındayken ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Both of my parents died when I was five.

İlgili Sayfalar