ebeveyn ile cümle

ebeveyn kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Biz Noel arifesini eşimin ebeveynlerinin evinde geçiriyoruz.We're spending Christmas Eve at my wife's parents' house.
Çocuklar ebeveynlerinden onay ister.Children seek approval from their parents.
Tom ve Mary korkunç ebeveynlerdi.Tom and Mary were horrible parents.
Onun ebeveynleri onun yaz mevsimini hazırlık okulunda geçirmesini ısrar etti.Her parents insisted that she spend the summer in prep school
Tom ve Mary fedakâr ebeveynlerdir.Tom and Mary are devoted parents.
Kendi başıma yaşamak için ebeveynimin evinden taşındım.I moved out of my parent's house to live on my own.
Merhaba ebeveyn!Hello parent!
Ebeveynleri çok fakirdi ve oğullarını üniversiteye göndermeyi göze alamadılar.His parents were dirt-poor and could not afford to send their son to college.
Benim ebeveynlerim muhafazakâr Mormon'lardır.My parents are conservative Mormons.
Harika bir ebeveyn grubumuz var.We have a great group of parents.
Tom'un ebeveynleri memnun değildi.Tom's parents weren't pleased.
Tom ebeveynlerini tanımıyordu.Tom didn't know his parents.
Biz kötü ebeveyn miyiz?Are we bad parents?
Tom'un ebeveynleri Kanada'nın dışında doğdular.Tom's parents were born outside Canada.
Tom'un ebeveynleri göçmen.Tom's parents are immigrants.
Babası savaşta öldü, bu yüzden tek ebeveynli bir ailede büyüdü.His father died in the war, so he grew up in a single-parent family.
Tom ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.Tom has lost both of his parents.
Ebeveynlerim senin yaşındayken onu yapmama izin vermezdi.My parents wouldn't allow me to do that when I was your age.
Tom'un ebeveynleri kayıp.Tom's parents are missing.
Tom ebeveynlerinin onun yapmasını istediği şeyi bir şeyi reddetti.Tom refused to do anything his parents asked him to do.
Ebeveynlik totaliterliği içerir.Parenthood involves totalitarianism.
Tom ve Mary ikisi de ebeveynlerine çok bağlılar.Tom and Mary are both very devoted parents.
Tom Mary'nin ebeveynleri ile iyi geçinmiyor.Tom doesn't get along with Mary's parents.
Genlerimizi ebeveynlerimizden devralırız.We inherit our genes from our parents.
Tom'un ebeveynleri bakkal dükkanına sahipler.Tom's parents own the grocery store.
Tom'un ebeveynleri bir bakkal dükkanına sahipler.Tom's parents own a grocery store.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de Bostonlu.Tom's parents are both from Boston.
Ebeveynlerinin işleri neydi.What are your parents' jobs?
Ebeveynlerin geçimini sağlamak için ne iş yapıyor?What do your parents do for a living?
Ebeveynlerimin ikisi de bugün çalışıyor.Both of my parents are working today.
Ebeveynlerin çok endişeli olmalı.Your parents must have been worried sick.
Büyük ebeveynlerim bizimle bir tekne gezisi planladı.My grand parents planned a boat trip with us.
Sen bir ebeveyn değil misin?Aren't you a parent?
Tom ve Mary evlenmek istiyordu, ama ebeveynleri buna karşıydı.Tom and Mary wanted to get married, but their parents were against it.
Tom'un ebeveynleri onu yaptığı için Tom'u cezalandırmaya karar verdiler.Tom's parents have decided to punish Tom for doing that.
Tom'un onu yapması için ebeveynlerinin izni yok.Tom doesn't have his parents' permission to do that.
Tom'un bunu yapmak için ebeveynlerinin iznine sahip değildi.Tom didn't have his parents' permission to do that.
Tom'un ebeveynleri ölmeden birkaç ay önce John'u evlat edindiler.Tom's parents adopted John a few months before they died.
Tom ebeveynleri olmasını istedi.Tom wished he had parents.
Ebeveynlerim beni vaftiz etmedi.My parents did not baptize me.
Bir ebeveynin ebeveyni büyük ebeveyndir.The parent of a parent is a grandparent.
Bir ebeveynin babası büyükbabadır.The father of a parent is a grandfather.
Bir ebeveynin annesi büyükannedir.The mother of a parent is a grandmother.
Her iki ebeveynim de öğretmen.Both my parents are teachers.
Ebeveynlerimin ikisi de öğretmen.Both my parents are teachers.
Tom, ebeveynlerinin istediğini yapmasına izin verdiğini söyledi.Tom said his parents allow him to do what he wants.
Tom, ebeveynlerinin istediği her şeyi yapmasına izin verdiğini söyledi.Tom said his parents allow him to do whatever he wants.
Ebeveynlerimden bunu nasıl yapacağımı öğrenmedim.I didn't learn how to do that from my parents.
Tom'un ebeveynleri üç yıl önce boşandılar.Tom's parents got divorced three years ago.
Tom'un ebeveynleri ile görüşmeliyiz.We need to contact Tom's parents.
Tom'un ebeveynlerini tanıyamamıştım.I didn't recognize Tom's parents.
Tom'un ebeveynleri Avustralya'da doğdu.Tom's parents were born in Australia.
Ebeveynlerim ben üç yaşındayken öldü.My parents died when I was three.
Tom ve Mary'nin John'un ebeveynleri olduğunu biliyor muydun?Did you know Tom and Mary are John's grandparents?
Ebeveynlerimin ikisi de Kanadalı.My parents are both Canadians.
Ebeveynlerim ayrıldı.My parents have separated.
Tom ve Mary John'un büyük ebeveynleri.Tom and Mary are John's grandparents.
Ebeveynlerin ne iş yapar?What do your parents do?
Ebeveynlerim beni attı.My parents threw me out.
Ebeveynlerim 2013'te öldü.My parents died in 2013.

İlgili Sayfalar