Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.De wetten van de fysica: onzichtbaar, eeuwig, alomtegenwoordig, almachtig.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Die Gesetze der Physik: unsichtbar, ewig, allgegenwärtig, allmächtig.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.물리학 법칙: 보이지 않고, 영원하며, 어디든 존재하고, 모두 강력합니다.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Las leyes de la física: invisible, eterna, omnipresente, todopoderosa.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Legile fizicii au caracter: invizibil, etern, omniprezent, atotputernic.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Le leggi della fisica: invisibilità, eternità, onnipresenza, onnipotenza.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Les Lois de la physique : invisibles, éternelles, omniprésentes, toutes puissantes.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Những định luật vật lý: vô hình, vĩnh cửu, bất định, toàn năng
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Prawa fizyki: niewidzialny, wieczny, wszechobecny, wszechpotężny.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Zakoni fizike: nevidna, večna, vseprisotna, vsemogočna.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Zákony fyziky: neviditelný, věčný, všudypřítomný, všemocný.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Οι νόμοι της φυσικής: αόρατοι, αιώνιοι, πανταχού παρόντες, παντοδύναμοι.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Законите на физиката: невидими, вечни, вездесъщи, всемогъщи.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.Законы физики: невидимы, неизменны, вездесущи и всесильны.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.חוקי הפיזיקה: בלתי נראים, נצחיים, נוכחים בכל וכל יכולים.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.قوانين الفيزياء : غير مرئية ، أبدية ، منتشرة في كل مكان ، وكلها قوية.
Fizik kuralları; görünmez, ebedi, her zaman her yerde var ve çok güçlü.誰か思い浮かびますか?
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Bolygónk legnagyobb része állandó sötétségben van.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Den största delen av vår planet ligger i evigt mörker.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Der größte Teil unseres Planeten liegt in ewiger Dunkelheit.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Het is er eeuwig donker.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.지구의 대부분은 영원한 암흑속에 있습니다.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.La maggior parte del nostro pianeta è nell'oscurità eterna.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.La majeure partie de notre planète est dans une éternelle obscurité.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.La mayor parte del planeta está siempre a oscuras.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Marea parte a planetei se află în întuneric permanent.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Sebagian besar dari planet kita ada dalam kegelapan abadi.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Väčšina našej planéty sa nachádza vo večnej temnote.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Większość naszej planety spowija ciemność.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Το μεγαλύτερο κομμάτι του πλανήτη μας βρίσκεται στο αιώνιο σκοτάδι.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Бо́льшая её часть существует в темноте.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Повечето от нашата планета е във вечен мрак.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.רובו של הכוכב שלנו שרוי באפילה נצחית.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.معظم كوكب الأرض في ظلام داخلي شديد.
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.したがって深海には光合成がありません
Gördüđüm herţey sensin Seksi aţkýný ve duygunu ebediyen istiyorumJe veux de ton amour et de tes émotions jusqu"à la fin des temps
Hristiyanlığın ebedi olacağının vurgulanması.Jak říká kniha Zjevení svatého Jana.
Hristiyanlığın ebedi olacağının vurgulanması.تنبأ من قبل كتاب القديس يوحنا في الوحي.
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Combien ça coûterait d'ouvrir JSTOR purement et simplement ?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."¿Cuánto costaría abrir JSTOR en perpetuidad?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Hvor meget vil det koste at gøre JSTOR tilgængelig for altid?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Kolik by stálo zpřístupnit JSTOR napořád?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu.Lúc đầu, người xuất hiện<br/>trong camera theo dõi chỉ là một người vào cất thùng và chai lọ.
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Quanto costerebbe aprire al pubblico JSTOR per sempre?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu.[Sprout (民間の教育研究団体) 所長]: 「JSTORを永久にオープンにする コストはいくらぐらいなのか?」
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Πόσο θα κοστίσει για να ανοίξει στο κοινό το JSTOR στο διηνεκές;"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Колко би струвало да се отвори JSTOR завинаги?"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu."Сколько это будет стоить, чтобы открыть JSTOR на вечные времена"
JSTOR'dan, kim bilmiyorum, birisine veritabanýný ebediyen açmanýn ne kadara malolacađýný sormuţtu.سأله آرون: " كم سيكلِّف فتح موقع جيستور إلى الأبد؟ "
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Au fost învăţaţi că interesul pentru sine era o mare furioasă care era o cale sigură către damnarea eternă.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Azt tanították nekik, hogy a haszonlesés egy dühöngő tenger ami biztos út az örök kárhozat felé.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Byli učení, že sebezájem je zuřící moře, které je jistou cestou k věčnému zatracení.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ensinavam-lhes que o interesse próprio era um mar revolto, um caminho certo para a condenação eterna.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Họ được dạy là vụ tư lợi là biển dữ có thể dẫn đến địa ngục mãi mãi.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ihnen wurde gelehrt, dass Egoismus ein reißender Strom sei, der in die ewige Verdammnis führt.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.사리사욕은 챙기는 것은 영원한 지옥살이로 가는 가장 확실한 길이라고 교육받습니다.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Les enseñaban que el interés propio era un mar tormentoso que era un camino seguro a la condena eterna.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Uczono ich, że własna korzyść jest rozszalałym morzem, które jest pewną drogą do wiecznego potępienia.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Ze leerden dat eigenbelang als een woeste zee was en het pad naar de eeuwige verdoemenis.
Kişisel çıkarın kudurmuş bir deniz olduğu öğretilmekteydi, ebedi lanetlenme için emin bir yol olduğu kesindi.Διδάσκονταν πως η ιδιοτέλεια ήταν μια μαινόμενη θάλασσα που σίγουρα θα τους οδηγούσε σε αιώνια κατάρα.