Ana içeriğe geç
Sözlük

ebe ile cümle

ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Hab nicht mehr Recht als deine Eltern.
Azeri kökenli ebeveynlerden dünyaya gelmiştir.Sie stammen von gemeinsamen Großeltern ab.
11 Ağustos 1919'da Friedrich Ebert devlet başkanı olarak hükümeti kurdu.Sie wählte schon am 11. Februar 1919 Friedrich Ebert zum Reichspräsidenten.
UZ Mannheim'in redaktörü Eberhar Weber'di.Redakteur der Mannheimer UZ war Eberhard Weber.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Die Jungen werden von beiden Eltern gefüttert und sind nach 16–19 Tagen flügge.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Timmy kennt sie seit dem Kindergarten.
Hamile kaldıktan sonra da ebeveynleri tarafından sıkıntılı gençlerin gönderildiği bir yere gönderilmiştir.Ein sehr junger Mann wird nach einem Skandal von seinen Eltern nach Amerika geschickt.
Daha sonra ebenin duracağı (eğileceği) yer belirlenir.Danach dürfte die Kultstätte aufgegeben worden sein.
Nichols genç iken ebeveynlerine kendi eşcinselliği konusunda açıldı.Bereits als Jugendlicher hatte Nichols sein Coming-out gegenüber seinen Eltern.
Sağlık ocağı vardır ebe ve hemşire yoktur.Da oben gibt’s kein Hundefutter und keine Schwiegermutter.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.Sie werden aber noch bis zu zwei weitere Wochen von den Eltern mit Futter versorgt.
EBEKAYASI MAH. olarak kurulmuştur.Jetzt als Trauungskapelle eingerichtet.
Daha çok küçükken şarkı söylemeye başlaması, ebeveynlerinin onun yeteneğini keşfetmesini sağlamıştır.Bereits im Kindesalter begann sie mit dem Singen und wurde durch ihre musikalischen Eltern inspiriert.
Sona kalan (doktorun yardımcısı olamayan) çocuk ebe olur.Die Errettung des Kindes führt dann zur Bekehrung.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Das Gewicht wird mit einer Hand aus einer rechteckigen Abwurfzone geworfen.
Ebeveynlerinin ikisi de peyzaj mimarıdır.Beide Eltern waren Eiskunstläufer.
Ezeli ve ebedi kabul edilir.Sie schwören sich ewige Liebe.
Ebe birini bulduğunda (gördüğünde) o kişinin adını yüksek sesle söyler ve o kişi ebelenmiş olur.Als sie ihm dies offenbart und ihn an sein Heiratsversprechen erinnert, wird sie von ihm zurückgewiesen.
Elizabeth ebeveynlerini gözyaşlarıyla yolculamıştı.Teddy reist mit seinen Eltern.
Ebeveynleri çiftçidir.Ihre Eltern waren Farmer.
Generaloberst Eberhard von Mackensen'in babasıdır.Als solcher unterstand er Eberhard von Mackensen.
Bunun yerine ebeveyni 1866'da Van Gogh'u Tilburg'da bir ortaokula gönderdi ancak burada da çok mutsuzdu.Ab 1866 besuchte Vincent die Mittelschule in Tilburg, wo er wiederum fern der Familie wohnte.
Uzunca bir süre önce kardeşlerinden ayrıldığı için artık ebediler içinde sayılmaz.Wegen ihres Alters wurden die Brüder jedoch bald wieder entlassen.
Bunun yanı sıra kraliçe unvanını ebeveynlerinden alan ve eşi kral olmayan kraliçeler de mevcuttur.Es gibt kein Entkommen von den Untoten und ihrer Königin.
Vehbi'nin kızı ebeveynlerinin ayrılmasından sonra babasıyla yaşadı.Bophas Sohn lebt seit der Scheidung mit seinem Vater.
1941'de Tübingen Eberhard-Karls Üniversitesi'ne geçti.1906 habilitierte er sich an der Eberhard-Karls-Universität Tübingen.
İsviçre'den Gerold Eberhard projenin baş mühendisi olarak seçilmişti.Chefingenieur war der Schweizer Gerold Eberhard.
Ebeveynlerinden memnun değildir ve normal bir yaşam istemektedir.Sie wollte, dass ihre Kinder ein „normales“ Leben führen.
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.Die Ägypter haben Angst davor, ihre Meinung zu sagen.
Bu kadar iyi sağlıkta olmamı ebevenylerime borçluyum.Je dois à mes parents d'être en aussi bonne santé.
Onu ebeveynlerine gösterdin mi?As-tu montré cela à tes parents ?
Ebeveynlerimle temas kurdum.J'ai contacté mes parents.
Bu sonsuz boşluğun ebedi sessizliği beni korkutuyor.Le silence éternel de ces espaces infinis m'effraie.
Oğlan belki ebeveynlerini mutlu etmek için yalan söyledi.Le garçon a peut-être dit un mensonge pour faire plaisir à ses parents.
Onunla ebeveynlerinin zoruyla evlendi.Elle l'épousa seulement parce que ses parents la contraignirent.
Tom ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmak istemezdi.Tom ne voulait pas décevoir ses parents.
Ebeveynlerimiz ona bayılıyor.Nos parents l'adorent.
Ebet, ben bunu çok sık yaparım.Oui, moi je le fais très souvent.
Mary'nin ebeveynleri Tom'dan nefret eder.Les parents de Mary détestent Tom.
Gay ve lezbiyen ebeveynler için evlat edinme Amerika'da hararetli bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.L'adoption des parents gays et lesbiens reste un sujet de polémique aux Etats-Unis.
Bu tüm ebeveynlerin izlemesi gereken bir filmdir.C'est un film que tous les parents devraient voir.
Ebeveynlerim çok eski kafalı.Mes parents sont très vieux-jeu.
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.Mes parents n'aiment pas la façon dont je m'habille.
Tom'un ebeveynini tanıyor musunuz?Connais-tu les parents de Tom ?
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Quiconque associe à Allah (d'autres divinités) Allah lui interdit le Paradis ; et son refuge sera le Feu.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Il aura avec lui un paradis et un enfer, cependant son paradis sera un enfer et son enfer sera un paradis.
Ebert "Herhangi bir açıklama yok.Ebert spécifie : « Il n'y a pas d'explication.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.(11) Pour récompenser leur patience, Allah leur donnera le paradis et des oripeaux de soie.
Ebeveynleri Jacqueline ile Clancy Bouvier tarafından büyütüldü.Elle a été élevée par ses parents, Jacqueline et Clancy Bouvier.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Enfant, Edsel et son frère, Simon Dope, se séparent à la suite du divorce de leurs parents.
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?Le rang le plus haut est celui de Créateur (造物主?).
Onların şahitliklerini de ebediyen kabul etmeyin.Ne déforme pas les versets coraniques.
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağı­nı söylerler.Et tout comme eux, ils ont un point faible : le feu, qui annule leurs pouvoirs.
Turner'ın ebeveynleri yılbaşı için 2001'de ilk gitarını almışlardır.Pour Noël, ses parents lui offrent sa première guitare en 2001.
Ayrıca Kai Ebel ile birlikte Das Magazin Formel Exlusiv programının moderatörlüğünü yaptı.Avec Kai Ebel, elle a également animé le magazine Formel Exclusiv.
1944 yılında Eberbach, General der Panzer rütbesine terfi etti.Au début de 1944, Eberbach est promu au rang de General der Panzertruppe.
Kendisi doğmadan önce ebeveynleri, çalışmak ve eğitimlerini tamamlamak için Londra'ya gelmişlerdi.Avant sa naissance, ses parents ont emménagé à Londres pour travailler et finir leurs études.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Les jeunes oiseaux sont nourris par les deux parents et sont capables de voler entre 14 et 16 jours.
Bu melez, her iki ebeveyninden de özellikler gösterir.Le mulet présente les caractéristiques de ses deux parents.
Ebe: Nesi var?Qu'est-ce qu'elle a, ma gueule ?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod