Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out.
Mary onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Mary didn't want her parents to find out.
O onun ebeveynlerine bir şey söylememesi için ona yalvardı.He begged her not to say anything to his parents.
Tom onun ebeveynlerine bir şey söylememesi için Mary'ye yalvardı.Tom begged Mary not to say anything to his parents.
Onun ebeveynleri onun program için seçildiğini biliyor mu?Do her parents know she was selected for the program?
Gelecek hafta ebeveynlerime bir e-posta yazacağım.Next week I will write an e-mail to my parents.
Dün ebeveynlerimi ziyaret etmedim ama onları bugün ziyaret edeceğim.Yesterday I did not visit my parents, but I will visit them today.
Ebeveynlerim kiliseye gitti ama ben gitmedim.My parents went to church, but I did not go.
Ebeveynlerim birbirini seviyor.My parents love each other.
Ebeveynler eskiden çocuklarına bebeklerin leylekler tarafından getirildiğini söylerlerdi.Parents used to tell their children that babies were delivered by a stork.
Bir ebeveyn olmak zor.It's hard being a parent.
Ebeveynlerim ondan nefret ediyor.My parents hate her.
Ebeveynlerim onun ırkından dolayı erkek arkadaşımı sevmiyor.My parents don't like my boyfriend because of his race.
Ebeveynlerim meslek seçimimi onaylamıyor.My parents don't approve of my career choice.
Ebeveynlerim erkek arkadaşımı onaylamıyorlar.My parents don't approve of my boyfriend.
Ebeveynlerim kız arkadaşımı onaylamıyorlar.My parents don't approve of my girlfriend.
Ben doğmadan önce bütün büyük ebeveynlerim ölmüştü.By the time I was born, all my grandparents had died.
Tom'un ebeveyninin ikisi de sağır.Both Tom's parents are deaf.
Ebeveynler çocuklarının okumasını istiyor.The parents want their children to study.
Hasta olan sadece Jim değil ancak onun ebeveynleri de hasta.It's not only Jim who is sick, but his parents as well.
Birçok ebeveyn televizyonda çok fazla şiddet olduğunu düşünüyor.Many parents think there's too much violence on television.
Tom'un ebeveynlerinin iksi de ölü.Tom's parents are both dead.
Tom'un ebeveynleri gurur duyuyor olmalı.Tom's parents must be proud.
Tom hâlâ ebeveynlerinin ona on üç yaşındayken verdiği bisiklete biniyor.Tom still rides the bicycle that his parents gave him when he was thirteen years old.
Ebeveynlerin nasıldı?What were your parents like?
Bizim zafer ebedi olacaktır.Our glory will be eternal.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de hâlâ yaşıyor.Tom's parents are both still living.
Oğulları üzüntülü şekilde ebeveynlerini gömdü.The sons sorrowfully buried their parents.
Onun ebeveynleri beni yemeğe davet etti.His parents invited me to dinner.
Tom'un ebeveynleri de şarkıcı.Tom's parents were also singers.
Tom'un ebeveynleri mutlu değildi.Tom's parents weren't happy.
Tom'un ebeveynlerinin ikisi de Avustralyalı.Both of Tom's parents are from Australia.
Ebeveynlerin hâlâ yaşıyor mu?Are your parents still living?
Büyük ebeveynlerinin hepsi hâlâ yaşıyor mu?Are all of your grandparents still living?
Tom'un ebeveynlerin ikisi de öğretmendi.Both of Tom's parents were teachers.
Ebeveynler aptal ise, çocuklar hırsız olacak.If parents are fools, children will become thieves.
Tom bir ebeveyn değil.Tom isn't a parent.
Tom'un ebeveynleri artık yaşamıyor.Tom's parents aren't living anymore.
Tom'un ebeveynleri öldü.Tom's parents are dead.
Ebeveynlerim gelmeden önce evi temizleyeceğim.I'll clean up the house before my parents come.
Ebeveynlerim büyük bir evde yaşıyor.My parents live in a big house.
Ebeveynlerimin evi gerçekten büyük.My parents' house is really big.
Ebeveynlerim benden korkuyor.My parents are afraid of me.
Kız kardeşim hâlâ ebeveynlerimizle yaşıyor.My sister still lives with our parents.
Ben bekar bir ebeveynim.I'm a single parent.
Umarım ebeveynlerin iyidir.I hope your parents are well.
Keşke daha fazla ebeveyn çocuklarının böyle şeyler yapmalarına izin verse.I wish more parents allowed their children to do things like this.
Ebeveynlerine benden bahsettin mi?Have you told your parents about me?
Ebeveynlerine ondan bahsettin mi?Have you told your parents about him?
Tom ebeveynlerinin onun sarhoş olduğunu öğrenmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to find out that he was drunk.
Ben bir çocukken ayda birkaç kez büyük ebeveynlerimi ziyaret ederdim.I used to visit my grandparents several times a month when I was a kid.
Tom büyük ebeveynleriyle çok zaman geçirirdi.Tom used to spend a lot of time with his grandparents.
Tom Boston'da büyük ebeveynleriyle yaşardı.Tom used to live with his grandparents in Boston.
Ben büyük ebeveynlerimin evine bisikletle giderdim.I used to ride my bike to my grandparents' house.
Ebeveynleri önde otururken çocuk arabanın arkasında oturur.The child sits in the back of the car while the parents sit in front.
Ben ebeveynlerimden daha fazla para kazanmak istiyorum.I want to make more money than my parents.
Ebeveynlerimin endişelenmemesini istiyorum.I want my parents not to worry.
Ebeveynlerimin düğünümde olmasını istedim ama onlar gelmeyi reddetti.I wanted my parents to be at my wedding, but they refused to come.
Tom'un ebeveynleri öğretmendi.Tom's parents were teachers.
Tom'un ebeveynleri Kanadalı.Tom's parents were Canadian.