O bana ebeveynlerimin ne kadar süre önce öldüğünü sordu.She asked me how long ago my parents died.
Ebeveynlerim dizlerinin üstünde yürümenin kötü şans olduğunu söyledi.My parents said it's bad luck to walk on your knees.
Ebeveynlerinin milliyeti nedir?What is your parents' nationality?
Tom'un ebeveynleri sadece çocukların hatırı için birlikte kaldı.Tom's parents only stayed together for the sake of the children.
O her iki ebeveyni de kaybetti.She has lost both parents.
O her iki ebeveynini de kaybetti.She has lost both her parents.
Bu soru bir ebeveyne hangi çocuğu en çok sevdiklerini sormak gibi.This question is like asking a parent which child they love the most.
Biz ebeveyniz.We're parents.
Bu, Mary, erkek kardeşi ve ebeveynlerinin evi.This is the house of Mary, her brother and their parents.
On yıl önce, ebeveynlerim bir araba kazasında öldü.Ten years ago, our parents died in a car crash.
Ebeveynler çocukları için örnek alınan kimseler olmalı.Parents should be role models for their children.
Bugün ebeveynlerimden bir e-posta almadım.I didn't get an email from my parents today.
Ebeveynlerim tartışıyor.My parents are quarreling.
Ebeveynler çocuklarının otistik olabileceğinden endişeliydi.The parents were worried that their child might be autistic.
Ebeveyn takdir yetkisi tavsiye edilir.Parental discretion is advised.
Büyük ebeveynlerimin dahili su tesisatı yoktu.My grandparents didn't have indoor plumbing.
Tom'un ebeveynleri ne iş yapar?What do Tom's parents do?
Ebeveynlerim beninle gurur duymalı.My parents should be proud of me.
Tom kesinlikle ebeveynlerimi etkiledi.Tom sure impressed my parents.
Ebeveynlerim harika.My parents are great.
Tom Park caddesinde küçük bir evde ebeveynleriyle birlikte yaşıyor.Tom lives with his parents in a small house on Park Street.
O zaman Tom'un ebeveynleri neredeydi?Where were Tom's parents at that time?
Bazı konular ebedi.Some topics are timeless.
Ebeveynleri onu evlatlıktan reddetti ve onu evden kovdu.Her parents disowned her and kicked her out of the house.
Onun ebeveynleri şehir dışındaydı.Her parents were out of town.
Ebeveynlerim seninle Boston'a gitmeme asla izin vermezdi.My parents would never allow me to go to Boston with you.
Ebeveynler çocuklarına eşlik etmeliler.Parents must accompany their children.
Ebeveynlerim sürekli tartışıyor.My parents are constantly arguing.
Tom'un ebeveynleri şehir dışında.Tom's parents are out of town.
Thomas ebeveynlerinden ona daha hızlı bir bilgisayar satın almalarını rica etti.Thomas asked his parents to buy him a faster computer.
Ebeveynlerim İspanyol.My parents are Spanish.
Tom onun ebeveynlerinin izni olmadan Mary ile evlendi.Tom married Mary without her parents' consent.
Tom ebeveynlerine danışmadan harekete geçmedi.Tom didn't make a move without consulting his parents.
Onlar ebeveynlerini memnun etmeyi başaramadıkları için ölmek istediler.They wanted to die because they didn't manage to please their parents.
Ebeveynleriyle ilgilenen bir kız olduğunu söyleyebilirim.I can tell that you're a daughter who cares a lot for her parents.
Tom'un ebeveynleri buradan uzakta olmayan bir mezarlığa gömülü.Tom's grandparents are buried in a cemetery not too far from here.
Tom'un ne olduğunu ebeveynlerime söylememesini istedim.I asked Tom not to tell my parents what had happened.
Ebeveynler katılmak için davet edildi.Parents were invited to attend.
Ebeveynlerim benim için yemek pişirir.My parents cook for me.
Ebeveynlik için kullanım kılavuzu yok.There's no instruction manual for parenthood.
Tom ebeveynlerinden daha fazla para kazanır.Tom makes more money than his parents.
O ebeveynleri ona izin vermeyeceği için geziye gelmiyor.She's not coming on the trip because her parents won't let her.
Tom onun ebeveynlerinin istememesine rağmen bir dansçı oldu.Tom became a dancer even though his parents didn't want him to.
Ebeveynlerinle hangi dili kullanırsın?What language do you use with your parents?
Ebeveynlerinle konuşurken hangi dili kullanırsın?What language do you use when you talk with your parents?
Lütfen bunu ebeveynlerine söyleme.Please don't tell your parents this.
Onun ebeveynleri yıllardır denizde çalıştı.His parents have worked at sea for many years.
Tom ebeveynlerinden herhangi birine benzemiyor.Tom doesn't look like either of his parents.
Biz onu ebedi aşkımız olarak gördük.We saw that as our forever love.
Mary Kate'in ebeveynleri hakkında yanlış söylentiler yaydı.Mary spread false rumors about Kate's parents.
Mary ebeveynleri tarafından son derece mahcup edilmişti.Mary was extremely embarrassed by her parents.
Memleketinden uzaklaşmadan önce ebeveynlerine sarıl.Hug your parents before leaving your hometown.
İki ebeveyn anne ve babadır.The two parents are the father and the mother.
O zaman ben hâlâ ebeveynlerimle yaşıyordum.I was still living with my parents then.
Ebeveynlerinle konuşmanın hiçbir yolu yok.That's no way to speak to your parents.
Ebeveynlerinle o şekilde konuşmamalısın.You shouldn't speak to your parents that way.
Tom'un ebeveynlerinin bodrum katında bir barı var.Tom's parents have a bar in their basement.
Ebeveynler çocuklara konuşmayı öğretir, çocuklar ebeveynlere sessiz olmayı öğretir.Parents teach children to speak, children teach parents to be silent.
O ebeveynleri ile birlikte yaşıyor.She lives with her parents.
Tom onun ebeveynlerinin öğrenmesini istemiyordu.Tom didn't want his parents to find out.