Ana içeriğe geç
Sözlük

ebe ile cümle

ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yarın ebeveynlerimi görmeyi umuyorum.I hope to see my parents tomorrow.
Tom'un ebeveynleri John ve Mary'dir.Tom's parents are John and Mary.
Tom'un ebeveynleri için üzülüyorum.I feel sorry for Tom's parents.
Tom'un ebeveynleri ayrıldı.Tom's parents have separated.
Tom'un ebeveynleri onu özel okula göndermek için çok çalıştı.Tom's parents worked hard to send him to private school.
Tom'un biyolojik ebeveynleri onu evlatlık verdi.Tom's biological parents gave him up for adoption.
Annemin annesi benim yaşayan tek büyük ebeveynimdir.My mother's mother is my only living grandparent.
Tom'un ebeveynleri şaşırmıştı.Tom's parents were baffled.
Ben hâlâ ebeveynlerimle yaşıyorum.I'm still living with my parents.
Ebeveynlerine karşı kin hisseder misin?Do you feel resentment towards your parents?
Ebeveynlerin seninle çok gurur duyuyor olmalı.Your parents must be so proud of you.
Tom'un ebeveynleri bitiş çizgisinde onu bekliyor.Tom's parents are waiting for him at the finish line.
Ebeveynlerimin evinde bir yığın National Geographic dergisi buldum.I found a stack of old National Geographic magazines at my parents' house.
Ebeveynlerimiz orada değilken küçük erkek kardeşim tamamen farklı bir tavır alır.When our parents aren't there, my younger brother takes on a completely different manner.
İsveç'in cömert ebeveyn izni ve çocuk bakımı politikaları vardır.Sweden has generous parental leave and child care policies.
O muhtemelen ebeveynlerini ziyaret etmek için gitti.She's probably just gone to visit her parents.
Ebeveynlerimi aramam ve onlara akşam yemeği için geç kalacağımı söylemem gerekiyor.I need to call my parents and tell them I'll be late for dinner.
O, ebeveynlerine muhtaç değil.He is not dependent on his parents.
Çocuklar kör ebe oynadı.The children played blind man's buff.
Tom ebeveynlerinin evlenmesini istediği kızla evlenmedi.Tom didn't marry the girl his parents wanted him to.
Tom ebeveynleri ile anlaşamıyor.Tom doesn't get along with his parents.
Sorun ebeveynlerimin bunu onaylayıp onaylamayacağıdır.The question is if my parents approve of it or not.
Ebedi yaşama inanıyor musun?Do you believe in eternal life?
Ebeveynlerinle konuştuktan sonra beni ara.Call me after you talk to your parents.
Daha önce hiç ebeveynlerinden biriyle şaka yaptın mı?Have you ever done a prank on one of your parents before?
Ebeveynlerime güvenemezsem, kime güvenebilirim?If I can't trust my parents, who can I trust?
Tom ebeveynlerinin evine gitti.Tom went to his parents' house.
Ebeveynlerimizle ilgilenmek zorundayız.We have to take care of our parents.
Onlar diğer çocukların ebeveynlerine sorarlar.They ask the parents of other children.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o çok küçükken öldü.Both of Tom's parents died when he was very young.
Tom'un seven ebeveynleri vardı.Tom had loving parents.
İnanılmaz ebeveynlerim vardı.I had incredible parents.
Mary bir ebe.Mary is a midwife.
Onun ebeveynleri harap edildi.Her parents were devastated.
Tom'un ebeveynleri harap edildi.Tom's parents were devastated.
Tom ebeveynlerine bağımlı değildir.Tom isn't dependent on his parents.
Tom ebeveynlerinin yatağının altında saklanmış Noel hediyelerini buldu.Tom found Christmas presents hidden under his parents' bed.
Biz Noel arifesini eşimin ebeveynlerinin evinde geçiriyoruz.We're spending Christmas Eve at my wife's parents' house.
Çocuklar ebeveynlerinden onay ister.Children seek approval from their parents.
Tom ve Mary korkunç ebeveynlerdi.Tom and Mary were horrible parents.
Onun ebeveynleri onun yaz mevsimini hazırlık okulunda geçirmesini ısrar etti.Her parents insisted that she spend the summer in prep school
Tom ve Mary fedakâr ebeveynlerdir.Tom and Mary are devoted parents.
Kendi başıma yaşamak için ebeveynimin evinden taşındım.I moved out of my parent's house to live on my own.
Merhaba ebeveyn!Hello parent!
Ebeveynleri çok fakirdi ve oğullarını üniversiteye göndermeyi göze alamadılar.His parents were dirt-poor and could not afford to send their son to college.
Benim ebeveynlerim muhafazakâr Mormon'lardır.My parents are conservative Mormons.
Harika bir ebeveyn grubumuz var.We have a great group of parents.
Tom'un ebeveynleri memnun değildi.Tom's parents weren't pleased.
Tom ebeveynlerini tanımıyordu.Tom didn't know his parents.
Biz kötü ebeveyn miyiz?Are we bad parents?
Tom'un ebeveynleri Kanada'nın dışında doğdular.Tom's parents were born outside Canada.
Tom'un ebeveynleri göçmen.Tom's parents are immigrants.
Babası savaşta öldü, bu yüzden tek ebeveynli bir ailede büyüdü.His father died in the war, so he grew up in a single-parent family.
Tom ebeveynlerinin her ikisini de kaybetti.Tom has lost both of his parents.
Ebeveynlerim senin yaşındayken onu yapmama izin vermezdi.My parents wouldn't allow me to do that when I was your age.
Tom'un ebeveynleri kayıp.Tom's parents are missing.
Dil, tüm felaketlerin ebesidir.The tongue is the midwife of all disasters.
Tom ebeveynlerinin onun yapmasını istediği şeyi bir şeyi reddetti.Tom refused to do anything his parents asked him to do.
Ebeveynlik totaliterliği içerir.Parenthood involves totalitarianism.
Tom ve Mary ikisi de ebeveynlerine çok bağlılar.Tom and Mary are both very devoted parents.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod