ebe ile cümle
ebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un ebeveynleri benimkilerden daha yaşlı.Tom's parents are older than mine.
Ebeveynlerim benimle gurur duyacak.My parents will be proud of me.
Ebeveynlerin benden nefret ediyor.Your parents hate me.
Ebeveynlerim mutlu olacak.My parents will be happy.
Ebeveynlerin gitmene izin vermeyecek.Your parents will never allow you to go.
Tom ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacağını biliyor.Tom knows that he'll never live up to his parent's expectations.
Ebeveynlerin hâlâ Boston'da mı?Are your parents still in Boston?
Ebeveynlerim Avustralya'da.My parents are in Australia.
Ebeveynlerimin her ikisi de doktor.My parents are both doctors.
Ebeveynlerim ve ben yakın değiliz.My parents and I aren't close.
Ebeveynlerim bana büyüklerime saygı göstermeyi öğretti.My parents taught me to show respect to my elders.
Ebeveynlerim büyüklerime saygı göstermemi söyledi.My parents told me to honor my elders.
O güçlüklerle karşılaştığında, ebeveynlerinden yardım istedi.When he ran into difficulties, he asked his parents for help.
Okuldan sonra evde kalman için ebeveynlerini nasıl ikna ettin?How did you convince your parents to let you stay home from school?
Ebeveynlerini daha sık aramalısın.You should call your parents more often.
Ebeveynler çocuklarının eğitiminden sorumludur.The parents are responsible for the education of their children.
Ebeveynler çocukların eğitiminden sorumludur.The parents are responsible for the education of the children.
O, ebeveynlerine sık sık yazar.He writes often to his parents.
Tom Mary'ye onun ebeveynlerinin evine kadar eşlik etti.Tom accompanied Mary to her parents' house.
Ebeveynlerim okula geldiği zaman bundan nefret ediyorum.I hate it when my parents come to school.
Tom ebeveynlerine yalan söyledi.Tom lied to his parents.
Ebeveynler çocuklarını okumaya teşvik etmeli.Parents should encourage their children to read.
Ebeveynlerim ben küçük bir çocukken bana hikayeler okurdu.My parents used to read me stories when I was a little boy.
Ebeveynlerime, aileme ya da arkadaşlarıma söyleyemedim.I could not tell my parents, my family or my friends.
Ebeveynlerime söyleyemedim, ne de aileme.I couldn't tell my parents, nor my family.
Tom'un ebeveynleriyle ne zaman tanışacaksın?When are you going to meet Tom's parents?
Ebeveynlerim giyinme tarzımı sevmiyor.My parents don’t like the way I dress.
Ebeveynlerin seni almak için geliyorlar mı?Are your parents coming to pick you up?
Ebeveynlerin seninle birlikte mi?Are your parents with you?
Ebeveynlerim seni sevecekler.My parents are going to love you.
Ebeveynlerinle birlikte yaşamayı sevmiyorsun, değil mi?You don't like living with your parents, do you?
Ebeveynlerim muhtemelen endişe etmeye başlıyor?My parents are probably starting to worry.
Ebeveynlerim yarın geri geliyor.My parents are coming back tomorrow.
Ebeveynlerinin ne düşündüğü umurunda değil mi?Don't you care what your parents think?
Ebeveynlerinden daha zeki olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think you're smarter than your parents?
Ebeveynlerin ne kadar uzun?How tall are your parents?
Tom nadiren ebeveynlerine yazar.Tom seldom writes to his parents.
Tom'un ebeveynleri Mary'den çok etkilendi.Tom's parents were very impressed with Mary.
Bir ebeveyn olmak kolay değil, değil mi?It's not easy being a parent, is it?
Tom ne olduğu hakkında ebeveynlerine söylemeye korkuyordu.Tom was afraid to tell his parents about what had happened.
Tom büyük ebeveynleri tarafından yetiştirildi.Tom was brought up by his grandparents.
Ebeveynlerim bir doktor olmamı bekliyor.My parents expect me to become a doctor.
Ebeveynlerin boşandığında kaç yaşındaydın?How old were you when your parents got divorced?
Ebeveynlerim tanışma randevusunda tanıştılar.My parents met on a blind date.
Büyük ebeveynlerimin kollarında çiçek aşısı izleri var.My grandparents have smallpox vaccination scars on their arms.
Ebeveynlerime yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to my parents.
Tom'un ebeveynlerinin çok parası var.Tom's parents have a lot of money.
Aymara kültüründe birinin ebeveynlerine saygı göstermek esastır.In the Aymara culture, respecting one's parents is fundamental.
Ebeveynlerime bir yük olmak istemiyorum.I don't want to be a burden to my parents.
Tom artık ebeveynleriyle yaşamıyor.Tom no longer lives with his parents.
Ebeveynlerim artık yaşamıyor.My parents are no longer living.
Bence ebeveynlerim benden bir şey saklıyor.I think my parents are hiding something from me.
Tom en az ayda bir kez ebeveynleri için eve yazar.Tom writes home to his parents at least once a month.
Tom Mary'nin ebeveynleriyle ilk kez tanıştığında terbiyesini takınmak zorundaydı.Tom had to mind his P's and Q's when he met Mary's parents for the first time.
Vampirler ebediyen yaşar.Vampires live in perpetuity.
Tom ebeveynlerinden ve arkadaşlarından biraz para topladı.Tom raised some money from his parents and his friends.
Ebeveynlerinin Boston'a tek başına gitmene izin vereceklerini gerçekten düşünüyor musun?Do you really think your parents will let you go to Boston by yourself?
Büyük büyük ebeveynlerimden sadece ikisi onlarla tanışmam için yeterince uzun yaşadı.Only two of my great-grandparents lived long enough for me to meet them.
Tom ve Mary doğmadan önce onların bütün büyük büyük ebeveynleri ölmüştü.All their great-grandparents were dead before Tom and Mary were born.
O, ebeveynlerini çok seviyor.She loves her parents a lot.